2 Mart 2016 Çarşamba

Fıstık Ezmeli Kurabiye



Yaşım ilerledikçe anneme benzediğimi söylüyor evdekiler. Sanırım haklılar. Sanırım kızlar ne kadar anneme benzemeyeceğim dese de büyüme sürecimizde annenin bakışı, görüşü, duygulanımları, tepkileri, ''kullandığı özlü sözler'' bir şekilde gizlice kodlanıyor içimizde bir yerlerde. Yıllar geçtikçe annemin çocukluktan kadınlığa geçiş sürecimi baltalayan, neşemi, coşkumu söndüren, nefes aldırmayan hallerine kızgınlığım nispeten hafifliyor. Ondaki değişimi görmek, torunlarına daha sevgiyle, anlayışla yaklaşması içimde sitem duygularını yeşertiyor. Ama ben de büyüyorum ve hep sitemle, hep kızgınlıkla yaşanmıyor, biliyorum. Hepsini bir yana bırakıp dilime annemden geçmiş evvel zaman benzetmelerini kullanmak hoşuma gidiyor. -Hah! diyorum. Nasıl da cuk oturdu, nasıl da lazım şimdi bu laf buraya. - Keyf onda köy Memed Ağa'da! diyiveriyorum mesela cebindeki son parasını sinemaya verip eve yürüyerek gelen oğluma. Tuttuğun banaysa öğrendiğin kendine demiyorum, demeyeceğim! Yardım istediğimde Ayşesu hatırlatıyor bu lafı ve gülüşüyoruz sadece. Evlat senin ama göğnü senin olmuyo diyorum zaman zaman. Hem yeri geldiğinde  kullanma ihtiyacı duyuyorum, hem hoşuma gidiyor, hem de belki diyorum tıpkı bende olduğu gibi çocuklarımın da içlerinde bir yerlerde beklerler kullanılmak için. Bir çeşit aktarabilme kaygısı da var yani. Yalnızca bu mu kültürün aktarımıyla ilgili kaygılarım? Onlar turşu da kursunlar, tarhana da yapsınlar isterim ben. Yaparlar mı acaba? Besinler bu kadar hızla kirlenir, yemek yemek bir yanda özentili bir gurmeliğe dayanır, bir yandan hızlı olsun, olsun da bitsin, yorulmayalım, aman canım ne uğraşalımcılık genel geçer olmaya yüz tutmuşken. Umarım yaparlar, severler benim kadar olmasa bile. Mesela Ayşesu geçenlerde fıstık ezmesi yapacağım deyip ufak çaplı bir internet araştırması sonucu evdeki fıstıkları üşenmemiş soymuş, biraz bal ve pekmez, biraz da zeytinyağ ilavesi ile blendır bızztlatması kolaylığıyla kendi yer fıstık ezmesini yapmıştı. Birkaç gün sonra da anne bundan kurabiye yapalım demişti. Daha önce blogda tarifini verdiğim çikolatalı, fıstıklı ve yulaflı kurabiyeler gibi olsun demişti. O yoğurma kabının başına geçmiş, ben malzemeleri eklemiştim. 100 gr oda ısısında tereyağına fıstık ezmesindeki şeker miktarını da göz önüne alarak 3/4 su bardağı şeker ekledim, yoğurarak yedirdi. Sonra üç dört dolu yemek kaşığı fıstık ezmesi, bir yumurta, iki yemek kaşığı buğday nişastası, bir buçuk su bardağı yulaf, yarım paket şekerli vanilin, bir paket kabartma tozu, aldığı kadar da un ekledim, o yoğurdu ince güzel elleriyle yapışmayan bir hamur oluncaya kadar. En son da damla çikolata kattık, hamuru boyamasın, içinde tane tane dursun diye. Şekil verdi ve yağlı kağıt serili tepsiye dizdi yine öptüğüm elleriyle. 210 derece fırında pişirdik yakmadan, kızarmadan. Fırından çıkınca dağılırlar kürdan testini geçtiyse pişmiş demektir dedim ona. Bak, durdukça sertleşecek, kırılmaz olacak. Evladına bildiklerini aktarmak güzel şey. Biliyorum sadece rehber olabilirim onlara. Onlar hatalarından da öğrenecekler, deneye yanıla. Benim yap et demem boşa. Evlat senin ama göğnü senin olmuyo der annem...                                                                                                                                                                                                                                                                                                    

3 yorum:

Mine Tozanlıoğlu dedi ki...

Ayşesu gördüğünü yapacaktır mutlaka inan ❤️ evlatlar senin varsın gönülleri senin olmasın mutlu olsunlar en çok istediğin de budur zaten 💕💕 kızmevlat yolunu bulur erkek evlat da bulacaktır ben bile merak ediyorum neler yapacağını herşeyin hayırlısı olsun canım 😘🍀

Bizim Mutfak-Aysel dedi ki...

Anne-kız harikasınız :) Ayşesu senin gibi bir rehberi olması ne güzel... Öptüm...http://bizimmutfakdan.wordpress.com/

bahce perim dedi ki...

:)) Benim kızlar da kendi canları isterse yapar. Hatta , Küçük Hanım ona yemek yaptırmama kızar. :) Bana bıd bıdı sayar. Ona göre, onun döneminde evde birileri ona yemek yapacakmış. Ben onu çok zorluyormuşum. :))
Aynı kaygıları ben de yaşıyorum. Yine de didişe didişe gidiyoruz. :)

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin