09 Kasım 2009 Pazartesi

Hep Şikayet, Hep Şikayet


Süleyman Efendi dünyada hiçbir şeyden çekmemişse nasırdan çektiği kadar, şu tam gün okul uygulamasından çektiğim kadar başka hiçbir şeyden çekmedim ben de. Günümün üç yerinden bölünmesinden, başladığım hiçbir işi bitirememekten, okul yolunda gide gele yorulmaktan, geç yatıp erken uyanmaktan, her sabah saat sesiyle uyanmaktan, saati susturup tekrar uyumaktan, her zaman uykusuz ve bitkin dolaşmaktan, koşturmacanın ancak akşamın sonlarına doğru bitmesinden, sırtımdan eksik olmayan keskin ağrıdan, öksürükten, bal zencefil karışımı yemekten, pekmezini içtin mi sorusundan, meyve ye uyarılarından şikayetçiyim.

Şikayetlerim dizi dizi sıralanıyor, ben her gün çorba pişirmeyi ihmal etmiyorum. Çorbalar bazen uyduruk oluyor, bazen televizyonda gördüğüm bir çorbayı aklıma takıyor, akşama pişiriyorum, doyurucu olsun da yemekte kolaya kaçabileyim diye etli, bakliyat zengini çorbalar yapıyorum. Ankara soğuyor, ben çorba yapıyorum.


Yeşil mercimeği düdüklüde üzerini dört parmak kadar geçecek suyla yarım saat pişiriyorum. Başka bir tencerede soğanları kavuruyor, salçasını ekleyip, suyunu katıyorum. Her daim dondurucuda bulunan tavuk suyundan bir topak ekleyip kaynamasını bekliyorum. Kaynayınca yazdan hazır erişteleri ve mercimekleri katıyor, orta ateşte bırakıyorum. Tuzunu karabiberini ayarlıyor, kaynadıkça koyulaşan kıvamını bulan çorbama indirmeye yakın kuru nane katıyorum. Erişteler tamamen yumuşayıp piştiğinde çorbam da hazır oluyor. Sonrası, sıcak sıcak kaşıklamak. Ha bu çorbaya kimyon da katılabilir, ama ben pek hoşlanmıyorum o zaman. Dileyen ekleyebilir.

Afiyetle kalın.

05 Kasım 2009 Perşembe

Ispanaklı Börek


Annemin elde açma ıspanaklı böreği.

Hamuru İçin:

  • 3 yumurta (birinin sarısını üzerine ayırın)
  • Bir yemek kaşığı yoğurt
  • Bir paket kabartma tozu
  • Yarım çay bardağı sıvıyağ
  • Tuz
  • Aldığı kadar un

İçi İçin:

  • Ispanak
  • Beyaz peynir
  • Kurusoğan
  • Maydonoz


Hamurun malzemelerini su ekleyerek kulak memesi kıvamında yoğurun. İçi için temizlenmiş yıkanmış ıspanakları doğrayın. Bolca kurusoğanı sıvıyağda hafifçe sararana kadar kavurun. Soğuyunca ıspanakları, maydonozları ve beyaz peyniri ekleyin. Biraz da tuz serpin, peynirin tuz oranına dikkat edin.

Hamuru bezelere ayırıp açın. Her bir bezeye önce biraz sıvıyağ gezdirin, sonra iç harçtan serpin. Açtığınız yufkanın her iki ucundan ortaya doğru rulo yapın, ortada buluşturun. Sonra gül böreği gibi sarın, yağlanmış tepsinin ortasına yerleştirin. Diğer bezeleri de aynı şekilde hazırlayıp, tepsiye peşpeşe serin. Üzerine yumurta sarısı sürüp, yine azıcık yağ gezdirin ve önceden ısıtılmış 200 derece fırına verin. Güzelce kızardığında alın, afiyetle yiyin.


03 Kasım 2009 Salı

Kuru Üzümlü Mafin


Türkçe arasına serpiştirilmiş yabancı sözcükler beni çok rahatsız ediyor. Sıklıkla kullanıyorum, çünkü pek çok mutfak terimini tüm dünyaya Fransızlar hediye etmişler. İngilizlerin muffin ini cupcake ini hele ne çok kullanıyoruz. Sonuçta mutfak üzerine kınuşurken ortaya karışık bir dil çıkıveriyor. Bu rahatsızlığımı gidermek, hem de doğru bir dil kullanabilmek adına konuyu acilen bir bilene danışmalıyım. Acaba muffin ve cupcake yerine topkek, kapkek desek daha iyi olmaz mı? Bu dili ortak hale getirsek, acaba mafin dersem cahil mi sanılırım endişesine kapılmadan?..

Yumuşacık mafinler için:

  • 4 yumurta
  • 2 su bardağı pudra şekeri
  • 1 Türk kahvesi fincanı buğday nişastası
  • 2 Türk kahvesi fincanı süt
  • 220gr. tereyağ
  • Bir çay kaşığı vanilya
  • Yarım limonun rende kabuğu
  • Kuru üzüm
  • Bir paket kabartma tozu
  • Aldığı kadar un

Üzümüm bir saat önceden ılık suya ıslayın. Sonra suyunu süzüp, unlayın beklesin.


Oda ısısındaki tereyağını, pudra şekeri, vanilya ve limon kabuğunu çırpın. Yumurtaların sarılarını ekleyip tekrar çırpın. Sütü ekleyip bir kez daha çırpın ve kabartma tozu karıştırılmış unu eleyerek azar azar ekleyin. Bu arada başka bir kap içinde yumurta aklarını bir fiske tuz ile çırparak kar yapın. Kek harcına önce üzümleri, sonra da yumurta aklarını söndürmeden, tahta bir spatüla yardımıyla katıp, dikkatlice karıştırın. Kek harcını muffin kapsüllerine yarıya gelecek kadar doldurup, önceden ısıtılmış 180 derece fırına verin. Kürdan testinden sonra fırından alın.

31 Ekim 2009 Cumartesi

Çinekop Tava

Sevgili Ferah'ın bu ayki balık konulu etkinliğine gidiyorlar.

Tarif edilecek zor bir tarafı yok. Bizim gibi çinekopu çok severseniz bir hafta ızgarasını, bir hafta tavasını yaparsınız. Yine de:

Malzemeler:

Çinekop
Tuz
Mısır unu
Kızartmak için sıvıyağ

Hazırlama:

Balıkları güzelce temizleyip yıkayın. Suları iyice süzüldüğünde mısır ununa bulayıp, fazlasını silkeleyin. Kızgın sıvıyağa atıp iki taraflarını da güzelce kızartın. Kağıt havlu üzerine çıkarıp, fazla yağını çektirin.
Bu aşamalarda hiç faydam olmadı. Yine yalnızca salatayı yaptım, illaki nar ekşili.

Yarasın, şifa olsun!

30 Ekim 2009 Cuma

Fırın Poşetinde Baharatlı Tavuk


Yok yok çok oldu artık yemek eklemeyeli buralara. Habire pasta börek, kek tart. Niye böyle? Çünkü yemekler akşama kalıyor, çünkü o saatte yeterince ışık olmuyor. Çünkü ev halkı sabırsızlanıyor, getir de yiyelim. Balık sezonu açılalı haftada bir, bazen iki balık tüketiyoruz. Fotoğraflanamıyor çoğu, başka zaman diyorum. Hoş, çeksem bile bakıyorum, ışık yok, tat yok fotoğrafta. Bu tavuk biraz eli yüzü düzgün geldi, zaten yazdan kalma, koymalı artık.

Tavuk yemekleri sıkıştığımızda kurtarıcıdır bizler için. Ya hemen atar düdüklüye, yanına bir pilavla kotarırsın akşam yemeğini. Ya da aniden misafir gelmiştir, üç beş sebze ekleyip poşetler fırına verirsin. Hoş görünüşlü bir yemek sunarsın sofraya. Tavuğu şu kuş gribi günlerinde ne çok özlemiştik. Tavuk değil de yumurtasızlık daha çok zorlamıştı beni gerçi.

Köy tavuğunun tadını çoktan unuttuk, balık yemiyle beslenmiş hayvanlar pişerken eve yayılan balık kokusu pek yok artık. Öyle alışmışız ki, geç pişen köy tavuğunun tadını yadırgarız artık. Tıpkı hazır yoğurtların tadına alışıp,ev yoğurdunun ekşimsi tadına dudak büken çocuklar gibi. Neyse ki bizim evde ekşi yoğurt makbul. Neyse tavuktan başlayıp yoğurda gelmişim ya bravo bana.
Güzelce temizlenmiş tavuk etlerinin yanına soğan, patates ve domatesleri doğrayın. Birkaç diş sarımsak, tuz, karabiber, kekik ve kimyon ekleyip şöyle bir harmanlayın. Sonra fırın poşetini usülünce unlayıp bütün malzemeyei boşaltın içine. Ağzını kapatıp, poşeti birkaç yerinden delip 250 derece fırına verin; yarım saaate pişerler. Pilav ve ayran yanına, biraz turşu, of of!

28 Ekim 2009 Çarşamba

İncirli Cevizli Tartölet


Kendimi bildim bileli ceviz boldur evimizde. Cevizi bol bulan annem cevizli çörekler, baklavalar yapar hatta erişteye bile bolca katardı. Çünkü köyden her yıl çuval dolusu ceviz gelirdi. Artık köyde kimsemiz kalmadığından ilgi görmeyen ağaçlarımız eskisi kadar çok ceviz vermiyorlar. Ben de köyden gelenler bittiğinde kabuklu ceviz satın alıyorum. Ankaralılar bilir, üşenmeyip At Pazarı'na tam tepeye çıkıp fındık, fıstık, ceviz her türlü kuruyemişimi, kurumeyvemi, hatta bakliyatımı oradan satın alıyorum. Cevizimi mutlaka kabuklu alıyorum, iç cevize böceklenmemesi, sineklenmemesi için kimyasal ilaçlar sıkılıyor çünkü.

Geçenlerde yeni senenin cevizi henüz gelecekti ki pazarda iri iri cevizler gördüm. Satıcı malını bir güzel övdü ve şöyle dedi:
-Bunlar Şili cevizi. Dünyanın en iyi, en kaliteli cevizi Şili cevizidir.

Hoppala soğuk iklimin cevizi güzel olmaz mıydı? Eve gelip yaptığım küçük araştırmada öğreniyorum ki artık cevizi de ithal eder olmuşuz. Hem de en çok Şili'den. Datça bademi diye İspanyol bademi, Maraş cevizi diye de Şili cevizi tüketiyormuşuz. Uygulanan tarım politikaları bakalım bizleri daha hangi gıdaları dışardan almak zorunda bırakacak? Karadeniz'de fındık ağaçlarını söktüren zihniyetle sonumuz nerelere varacak?



Bize dönersek, bu yılın cevizleri geldiklerinde henüz yeşil kabuğu dışında, yaştılar. İlk geldiği günden itibaren hermen her akşam ailece başına oturup, yarısını tüketmiş bulunuyoruz. Hatta bizim kız biraz kaçırmış, ufak bir ishal vakası da atlatmıştı. Bir hafta kadar ellerimiz kara kara dolaştık. Kalanların kabuklarını da soyduk, gazete kağıdı üzerinde kuruttuk. Evde de epeydir beklemiş kuru incirler vardı. Malum At Pazarı'na çıkma vakti yanaştı. İncirler öylece yenmeyecek kadar kurumuştu, bir an önce kullanılmalıydılar. İncirin yanına en çok ne yakışırdı? Tabii ki ceviz. O halde tartölet yapmalıydı. Kafes tartöletler çok oyalasa da sonuç için uğraşmaya değerdi.




Tart Hamuru İçin:

  • 1 yumurta
  • 125 gr. tereyağ
  • 1 yemek kaşığı tepeleme yoğurt
  • 2,5 su bardağı un
  • Yarım su bardağı toz şeker
  • Bir paket kabartma tozu

İçi İçin:

  • İncir
  • Ceviz
  • Tarçın
  • Elma

Üzerine Sürmek İçin:

  • Yumurta

Hamur yoğuracağınız kaba unu alın. Ortasını açıp yumuşamış tereyağını, yumurtayı, yoğurdu, kabartma tozunu ve şekeri koyup özlü bir hamur yoğurun. Hamuru bir kenara kaldırın dinlensin.

Akşamdan ılık suya ısladığınız incirleri küp küp doğrayın. İçine bir elma rendeleyin, iri dövülmüş ceviz ve tarçın katın.

Dinlenen hamurdan kopardığınız bir parçayı hafifçe unladığınız tezgahta çay tabağı büyüklüğünde açıp, tereyağı ile dibini yağladığınız tartölet kalıplarına yerleştirin. Hazırladığınız incirli harcı içlerine bolca koyun. Kalan hamurdan ince ince şeritler yapıp, üzerlerini kafes şeklinde kapatın. Kapatırken şeritlerin uçlarını alt taban hamuruna tutturun mutlaka. Üzerine de yumurta sarısı sürüp, önceden ısıtılmış 190 derece fırında beyaz kalacak şekilde pişirin. Ha bu arada ben poz verirken daha güzel görünsünler diye süsledim azıcık kendilerini, bal sürdüm üzerlerine. İsterseniz siz de sürebilirsiniz.


26 Ekim 2009 Pazartesi

Bisküvili Pastalar Etkinliği: Kakaolu Bisküvi Tabanlı, Vişneli Pasta



Sevgili Aslı'nın etkinlik konusunu duyunca pek sevinmiştim. Bisküvi ile yapılacak renk renk, hafif, muhtemelen meyveli bolca pasta ile tanışacağız belli ki. İşte bu da benim etkinlik için yaptığım pasta:

Malzemeler:

Taban İçin:

İki paket kakaolu bisküvi (Eti'nin bisküvisini kullandım)
Biraz tereyağ

Crem Pattisserie İçin:
1/2 lt. süt
50gr buğday nişastası
150gr. toz şeker
2 yumurta
Bir paket şekerli vanilin
Bir paket krem şanti
Bir su bardağı soğuk süt

Son Kat İçin:

Bir su bardağından bir parmak eksik süt
Bir paket krem şanti
Bir kase dondurulmuş vişne


Hazırlama:

Ben rengi düşünerek kakaolu bisküvi kullandım ancak; burçak ya da petit beurre bisküvi daha güzel olur diye düşünüyorum. Kakaolu bisküvi biraz sert oldu. Ezdiğiniz bisküvilere erimiş tereyağını ekleyerek hamur gibi yoğurun. Tabanını yağladığınız kelepçeli kalıba düzgünce yayın. Önceden ısıtılmış 200derece fırında en üst rafta on dakika kadar pişirin. Fırından alıp soğumaya bırakın.

Bu arada crem pattisserie hazırlayın. Sütü tencereye koyup, şekerin yarısını ekleyin. Şekerin diğer yarısını da başka bir tencereye koyun, üstüne yumurtaları ve vanilyayı katıp çırpın, nişasta ve unu da ekleyerek iyice karıştırın Ocakta kaynayan sütü de ekleyip tekrar karıştırın ve yeniden ocağa alın. Piştiğinde kabuk bağlamaması için karıştırarak soğutun.
Diğer tarafta krem şantiyi soğuk sütle çırpıp, soğuyan kremaya ekleyin, güzelce yedirin.




En üst kat için krem şantiyi sütle çırpın, eriyen vişnelerin suyunu da katıp pembe renkli kremayı elde edin. Şimdi vişneleri de katıp, çok fazla karıştırmadan pastanın son katını yayın. Mutlaka bir gece buzdolabında bekletin, ertesi gün pudra şekeri ile vişneleri blendırdan geçirip elde edeceğiniz sosu üzerine dökerek servis yapın. Afiyet olsun.


Blog Widget by LinkWithin