kekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mayıs 2017 Cumartesi

Portakallı Kek




Nisasta içeren kekleri seviyorum. Portakallarla son bir kek isteyince sevgülüm, @kekikkaramel in limonlu ballı reçetesini uyguladım. Yumuşak ve kumlu  dokusuyla nefis bir tat çıktı.
Makzemeler: 🌼4 yumurta
🌼200 gr oda ışığında tereyag
🌼150 gr toz şeker 🌼3 yemek kaşığı bal
🌼1 büyük portakal kabuğu rendesi
🌼1 paket kabartma tozu
🌼250 gr un
🌼125 gr nisasta
Tereyağını bir dakika çırparak kopurtun. Sonra toz sekeri,  sonra yumurtaları teker teker ekleyip çırpın. Sonra kalan malzemeleri ekleyin. Katı bir hamur, kalıba alıp önceden isitilmis 160 derece fırında 45 dakika kadar pisiriyoruz. Afiyet olsun.


21 Nisan 2017 Cuma

Dr. Oetker'in Brovnili Pudingi



@droetkerturkiye nin brovnili pudingi mutfakta acemiye, vakti dar olana, olmadık vakitte gelen misafire, gece vakti çay koyup da yaninda cikiletali birşeyler olsa diyene, öğrenciye, bekara... âlâ... 👌

5 Kasım 2014 Çarşamba

Çikolatalı Turta




Evet... Bu enfes şey için nerden başlasam bilemedim doğrusu. Aslında hikayesi kızımın diğer üç kankasıyla birlikte her cuma gelenekselliştirdikleri ev buluşmalarında sıranın bize gelmesiyle başladı her şey. Bu tatlı dört kıza hazırladığım çikolatalı turta  ve mandalinalı tartın tariflerini paylaşacağım sizinle.

Hani deriz ya bazen, özensem olmaz ! Bu  çikolatalı güzellik de akşam bulaşığı beklerken doğaçlama bir şekilde ve hızla yapıldı. Ertesi sabah kalıptan çıktığında önce güzelliği, gözler önüne serdiği yumuşacık nemli yapısıyla, sonra da tadıyla büyüledi yiyen herkesi.

Tarif aşağıda. Unutmayın yemeğin lezzetini kullanılan malzemenin kalitesi belirler. Kakao oranı yüksek bir kuvertür tatlımızın lezzetini katlıyor. Elbette elinizde kuvertür yoksa kare paketlerdeki bitter çikolatalardan kullanabilirsiniz. Ama dediğim gibi, çikolatalı tatlara düşkünseniz kuvertür çikolata alıp koyun kilerinize mutlaka.





Malzemeler:


  • 4 adet orta boy  yumurta
  • 1,5 su bardağı toz şeker
  • 125 gr oda ısısında tereyağ
  • 2 tepeleme dolu dolu yemek kaşığı yoğurt
  • 3 tepeleme yemek kaşığı kakao
  • 1 su bardağı un
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1/2 paket karbonat
  • 1/2 su bardağı iri kıyılmış bitter kuvertür


Üzerinin Ganajı İçin:


  • 200 ml krema
  • Bitter kuvertür


Hazırlama:

Yumurtaların sarıları aklarından ayrılır.

Akları bir fiske tuz eklenerek mikserle çırparak kar yapılır.

Tabak ters çevrildiğinde kabarmış yumurta akları dökülmüyorsa istediğimiz noktaya ulaştınız demektir. (Yumurta aklarına minicik bile sarısının bulaşmamış olması gerekiyor. Bu yüzden mikser ucunuz sarılara değmeden önce bu işlemi yapıyoruz.)

Derin bir kapta yumurta sarıları toz şekerle birlikte şeker tamamen eriyene kadar çırpılır.

Sırasıyla tereyağ, yoğurt ve kakao da eklenir, çırpılır.

Kar yaptığınız yumurta akları dikkatlice alttan üste doğru bir tahta spatül yardımıyla söndürülmeden kakaolu harca eklenir.

Un, kabartma tozu ve karbonat birlikte elenerek yine tahta spatülle dikkatlice karıştırılan harç yalnızca  tabanına yağlı kağıt serilmiş, kenarları yağlanmamış kelepçeli kalıba boşaltılır. ( Kenarları yağlamıyoruz ki hamur tutunup kabarabilsin.)

İri kıyılmış bitter çikolata harcın üzerine serpiştirilir.

Önceden ısınmış 220 derece fırında on kadar pişirilir ve fırının ısısı 180 dereceye alınır.

Pişip kürdan testinden geçen turta tabanı fırının  ızgarası  üzerinde alttan hava alması sağlanarak soğumaya bırakılır.

Dibi tutmayan küçük bir tavaya krema konur ve kısık ateşte ısıtılır. Altını çok açıp fokur fokur kaynatıp kestirmeyin sakın.

Isınan kremaya bitter çikolata eklenir. Ölçü vermedim aslında 120/150 gr kadar çikolata yetiyor. Sizin kullandığınız çikolataya göre ayarlayabilin istedim. Çikolata eridikçe karıştırın ve istediğiniz koyulukta bir çikolata sos görünümüne ulaştığınızda eklemeyi bırakabilirsiniz.

Karıştırarak kabuk tutmasını önleyerek soğuttuğunuz ganajı soğuyan turtanın üzerine döküp  buzdolabında iyice soğutun.

Kenarlarından bıçakla sıyırarak kelepçeli kalıptan ayırdığınız tatlıyı üzerine toz fıstık serperek servis yapabilirsiniz.

Afiyetle...




9 Haziran 2014 Pazartesi

takribi



Gelen telefon bi kahve içsek diyor, sana uğrayacağım. Gel diyorsun ya; ev dağınık, sabah beri dışardasın, yeni gelmişsin. Olsun varsın, bi kek çırpıverirsin çikolatalısından, boş kalmasın kahvemiz. Dört yumurtaya bir buçuk su bardağı toz şeker ekleyip iyice çırptın, oda ısısında tereyağ ekledin yüz elli gram kadar vardır herhal, onu da çırptın, toz kakao eledin üç yemek kaşığı civarı, bir buçuk su bardağı da un eledin, bir buçuk paket kabartma tozru ile birlikte. Kekin kıvamı cıvık değil ama katı da değil, ne kadar yumuşak, kekin de o kadar yumuşak. Bitter kuvertür doğrayıp ekledin dilediğin kadar, boşalttın tabanını yağladığın borcama. Böğürtlen serpiştirdin üstüne de, attın fırına. Sohbet, kahve, kek, çay da ekledin. Böyle geçti bir öğleden sonra da.

Kitabın bekliyor oysa. Kekin kitabına da eşlik etsin istiyorsun yani. Hava güzel, kuşlar cıvıldaşırken. Tezer Özlü genç yaşında muhteşem satırlar dizmiş, unutulmaz, dolu, ama dağınık, ama gidiş gelişlerle yüklü. Ziyanı yok dağınıklığı güzelleştiriyor daha da. Hem yaşama tutkulu, hem ölümü kanıksamış. Benim henüz yapamadığım. Diyor ki mesela:

'' Daha güzel yaşam diye bir şey yok. Daha güzel yaşamlar ötelerde değil. Daha güzel yaşam başka biçimde değil. Güzel yaşam burada. Taksim Alanı'nda. Turşu, pilav, simit, çiçek, kartpostal satan, ayakkabı boyayan siyah kalabalık içinde. Trafik tıkanıklığından yürümeyen arabalar, egzoz kokusu, alana yayılan sidik kokusu, gözlerimiz, duygularımız önünde açılan bu kara kalabalıktan başka yerde, daha başka biçimde bir güzel yaşam yok. Güzel yaşamın sınırları, ölen, gömülen arkadaşlarımızın yaşadığı kadar. ''


23 Şubat 2014 Pazar

Pazar Sabahından




Pazar günü sabahın köründe uyanmak, beş buçukta  mesela. İyi mi? Kitap okumak, yalnız kalmak, güneşi karşılamak ya da  çayını yalnız yudumlamak için iyi gibi, kulağa pek de kötü gelmiyor böyle düşününce. Uyanırken yaşanan kısacık unutmuşluk hissi, bi dakka ya ben ağlayarak uyumuştum, neydi, neden ağlıyordum? Hah! Çok lazımdı geldi işte! Hiç gitmemiş, beklemiş seni  başucunda, ayak ucunda  değil, baş ucunda. Birkaçını çözdüğün düğümler, arkanı dönüp diğerlerini çözmek için cebelleşirken seni beklemeyip yeniden düğümlere dönüşüyordu uyumadan önce, şimdi tekmili birden kördüğüm olmuş beklemişler, ayak ucunda değil, başucunda. Şarkıyı mırıldanıyorsun, banyoya gidip yüzünü yıkıyor, güne bakıyorsun, kediler rahat vermiyor, açız. Midende boşluk, sen de açsın. Kedileri doyuruyor, kendine sallama bir çay yapıyorsun, en uyduruk, en baştan savma. Kendini doyurmaya yeltenmiyorsun, niyetin bozuk, güne tatlıyla şekerle başlayıp, hülyalı beyaz uykulara dalmak niyetindesin. Şekerin zıplasın, ufak bir mutluluk yayılsın, beyaz olsun, uyku gelsin, beyaz olsun. Belki rüya bile görürsün, bu sefer mavi yalnız, deniz olsun, mavi olsun, sıcak olsun.


harflerbirleşsinmavibeyazbirleşsinzatenyeterincezorbugelgitlersenunutsenuyusenuyusenunutunutuyu

Ama uyumak da kar etmeyecek biliyorsun, bak uyandığında başucunda bekliyorlar, ayak ucunda değil. Sen yine düğümleri çözmeye çalış, acele de etme, birazcık zaman ver kendine, yine çözülecek elbet, yine açan güneşler ferahlatacak. İçinde dursun bu ümit, sen bi çay koy; adamakıllı olsun, peynir, zeytin çıkar... Şarkıyı değiştir.

Miskin miskin uzanırken rastladığın şu satırlar bahanen olsun: '' Ve unutmayın her gün, sizlere verilmiş bir armağan. Gidenler geri gelmiyor. Buna dünler de dahil.''

Bugünü de yatak pijamalarıyla, şiş gözlerle, asık suratla geçirmeyeceksin değil mi? Kahveni al, çık güneşe. Tamam Dalgacı Mahmut değilsin, olmanı da beklemiyorum. Herkesler uyurken yaz sen, en azından sapsade, yumuşacık, nemli,  pasta keki olabilecek güzellikteki şu kekin tarifini yaz.


Olsun sen yaz yine de; yazmak başlangıçtır, yazmak dökülmek, yazmak soyunmaktır hem...



  • Malzemeler:
  • 3/4 su bardağı toz şeker
  •  150 gr. oda ısısında tereyağ
  • 4 yumurta
  • Yarım paket şekerli vanilin ( 5 gr )
  • 1 su bardağından azıcık eksik un ( 100 gr )
  • Bir paket kabartma tozu ( 10 gr )


Hazırlama:

Tereyağ, toz şeker ve vanilini birlikte köpürünceye kadar çırpın.

4 yumurtayı sırayla tek tek çırparak ekleyin, iyice çırpın.

Unu ve kabartma tozunu birlikte eleyin, tahta bir spatülle harcı birbirine tutturun.

Muffin tepsisine yerleştirdiğiniz kağıt  kapsüllere yarıyı geçecek şekilde dikkatlice boşaltın.

Önceden ısıtılmış 180 derece fırında hafif pembeleşene kadar pişirin, kürdan testini geçince tel ızgara üzerinde soğumaya bırakın.


30 Aralık 2013 Pazartesi

Yeni Yıl Dileklerim






'' ah, kimselerin vakti yok
durup ince şeyleri anlamaya ''*

biliyorum, siz kesin kara saçlarınızı yine de

''kestim kara saçlarımı n'olacak şimdi
Bir şeycik olmadı -deneyin lütfen- *


demişti inceliklerin şairi. Denemekten korkmadığınız, tazelendiğiniz, yenilendiğiniz, arındığınız bir yıl olsun, bahar tazeliğinde... Gidenlerin yerine yenileri koyabildiğiniz, kırgınlıklarınızı, öfkelerinizi, yılgınlığınızı doğru kanallardan akıtabildiğiniz, gözlerine bakıp da birbirinizi anladığınız güzel insanların hep yanınızda olduğu bir yıl olsun. Durduğunuz eşikte aklınız ve kalbiniz birlikte rehberlik etsin size.

Meraklı, istekli, diri, ferah, sağlıklı,  huzurlu, bol kitaplı, patili...

Daha sayayım mı? Saymayayım, aslında fotoğraf yeni yıldan beklentilerimi yansıtıyor. Nazenin, kırılgan tarafımı, bahara, sadeliğe, hem de tatlıya  olan düşkünlüğümü . Yeni yıla ağzınız tatlı girin istediğimden bu tarifi uygun gördüm bugün için. Aslında hiç aklımda yoktu şu görüntü. Haftalardır fırınımla aramıza giren soğukluğu gidermek için yapmıştım limonlu keki. Blog fırtınasının ucunu iyiden iyiye koyverdiğim günlerde Zehra'cığımda gördüm tarifi. Genellikle onun şahane pastalarına bakar iç geçiririm. Lamington keki görünce dedim ki benim limonlu kek de dönüşüversin lamingtona, iç geçirmem hiç değilse bu seferlik,  iyi de ettim ! Tarifim şöyle:


Malzemeler:


  • 1,5 su bardağı toz şeker
  • 3/4 su bardağı limon suyu
  • 125 gr adet limonun kabuğu rendesi
  • 3/4 oda ısısında tereyağ
  • 1 su bardağı süt
  • 4 yumurta
  • 2,5 su bardağı un
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1/2 çay kaşığı karbonat
  • minicik tuz

Sos için:

  • 200 gr süt kreması
  • 100 gr bitter kuvertür

Hazırlama:



Toz şekere limon kabuğu rendesi eklenerek parmak uçları ile ovalanır.

Yumurtalar eklenerek şeker iyice eriyene dek çırpılır.

Sırasıyla limon suyu, tereyağ, süt eklenir ve çırpılır.

Un kabartma tozu ve karbonatla birlikte elenerek eklenir.

Tuz da katılarak tahta bir spatülle iyice karıştırılır.

Yağlanmış tepsiye ince bir tabaka halinde dökülür.

Önceden ısıtılmış 200 derece fırına verilir.

Beş-altı dakika sonra fırının ısısı 180 dereceye düşürülür.

Pişip kürdan testinden geçen kek fırından alınır.

Dışını kaplamak için süt kreması küçük bir kaba alınır ve kısık ateşte ısıtılır. (kaynamayacak)

Bitter çikolata eklenir ve karıştırarak erimesi sağlanır.

Çikolata eridiğinde sos ocaktan alınır, karıştırarak soğutulur.

Kek de yeterince soğuduğunda küçük kareler halinde dilimlenir ve bir çatala batırarak önce çikolata sosa, sonra tabakta bekleyen bolca hindistan cevizine bulanır.

Bu nefis tadın yıl boyunca damaklarınızdan eksilmemesini diliyorum.

sevgiler

Necla





* Gülten AKIN


17 Mart 2013 Pazar

Üzüm'lü Tarçın'lı Hayat




Çok olmuş, size yazmayalı, anlatmayalı...

Üzüm'lü Tarçın'lı hayattan söz etmek istiyorum bu gelişimde. Küçük ve pembe- beyaz ve ıslak burunları defalarca öptüğümü, uyurken onları izlemenin verdiği huzurlu ve sonsuz sanılacak genişlikteki mutluluğu, güneşte sere serpe, üşüdüğünde sokularak/kıvrılarak ya da  ön ayaklarını altında kavuşturarak yatışlarını- pencerelerden sarkan meraklı kadınlar gibi-, bir arslan edasıyla gururlu, mağrur uykularını, uyurken çıkardıkları hafif inlemeleri, rüya gördüklerini çok belli eden hareketlerini, üşüdüklerini kulaklarına bakarak anladığımı, uyurken Üzüm'ümün üzerini örtmemize ses çıkarmazken, Tarçın'ımın bundan hiç hoşlanmadığını, yine Tarçın'ımın rüzgarlı  havalarda tüylerini uçuşturarak terasta olanca hızıyla ordan oraya koşturmasını, o koşarken hızını alamayacak da aşağıya düşüverecek diye içimin korkuyla doluşunu, teras demirlerinin de dışına geçerek kafalarını iyice sarkıtıp insanları, kedileri, çam ağacındaki kuşları, geceyse park yerindeki arabaların yanıp sönen alarm ışıklarını gözlediklerinde yaşadığım telaşı ve bu yüzden kim bilir kaç gece rüyalarımda canımın içi kızlarımdan birinin yüksekten düşüşünü gördüğümü, uyanınca derin derin oh çektiğimi, benzer rüyaları ev halkının da zaman zaman gördüğünü, Üzüm'ün acıkınca bacaklarıma sürtünüp sonra da mama kabının başında dikilerek gözlerime bakışını, gözlerime bakarak her zaman bir şeyler anlatmak istediğini, aşağı banyonun paspasına çiş yapmakta ısrarlı Tarçın'ımın bunun alt kata da kum isterük isyanı olduğunu geç fark ettiğimi, sabaha karşı uykularımı bölük pörçük edişlerini, beni uyandırabilmek için Üzüm'ün yatağı tırmaladığını, Tarçın'ınsa pencere önünde dolanıp seslendiğini, hanımların terasta dolanıp, günü karşıladıktan  sonra eve dönüşlerini beklerken kaçan uykumu, onların sayesinde gün doğarken kitap okumaktan aldığım mutluluğu, eksik uykuyla sabaha paçavra gibi uyanmama rağmen mızmızlanmadığımı, onlara kızamadığımı, Tarçın'ımın küçük poposunu ve arka ayaklarını attıra attıra merdivenlerden inişini , eve gelen misafirden hoşlanmadıklarını, Tarçın'ın zaman zaman gelen misafirlerin çantalarına çiş yaptığını, vestiyere girip yabancı ayakkabıları koklaya koklaya bitiremediklerini, Üzüm'ümün geceleri koynumda uyuduğunu, uzanmış kitap okurken hayır benimle ilgilen der gibi kitapla arama girerek önümü kapatışını, onlara, yumuşak tüylerine dokunmanın verdiği sakinliği, ağladığımda ikisinin de bunu hissetmelerini, gözlerimin içine soru sorarak, şaşırarak hatta üzüntüyle baktıklarını, Tarçın'ımın meraklı, hüzünlü, şaşkın, soru soran ve kendisine hep küçük bir kedi görünümü veren yuvarlak gözlerini, konuşkanlığını, oyuncu hallerini, Üzüm'ün Tarçın üzerinde kurduğu otoriteyi, oyun sevmeyen Üzüm'ün her seferinde oynarız belki umuduyla yaklaşan Tarçın bebeğimi çoğunlukla sert olmayan pati darbeleriyle uzaklaştırdığını, Üzüm'ün tatlı sever hallerini ( kek, kurabiye, pasta ve çikolata) buna karşın Tarçın'ın tatlıdan hoşlanmadığını, sabahları haşlanmış yumurtanın kırılan dış kabuğundan gelen çıt  sesini duyar duymaz koşarak geldiğini, yumurta sarısına olan sevgisini, Üzüm'ün kahve ve çikolata kokusuna zaafını, Tarçın'ın biz sofradayken yaptığı dilencilikleri, peynirdeki seçiciliğini, onların hayatımıza kattıkları canlılık, neşe ve huzuru anlatmak istedim. Ve bütün bunları tekrar tekrar anlatmaktan bıkmayacağımı, sıkılmayacağımı...

Ha bir de kek tarifim var; Tarçın'ın değilse de Üzüm'ümün deli olduğu cinsten.

Malzemeler:


  • 4 yumurta
  • 1,5 su bardağı toz şeker
  • 100 gram oda ısısında tereyağ
  • 1 su bardağı portakal suyu
  • 2 tepeleme yemek kaşığı dark kakao
  • 2 su bardağı un
  • 1,5 paket kabartma tozu
  • 100 gram bitter kuvertür


Hazırlama:

Yumurta ve toz şeker mikser yardımıyla iyice çırpılır.

Tereyağ eklenir tekrar çırpılır.

Portakal suyu eklenir tekrar çırpılır.

Un ve kabartma tozu elenerek eklenir, tahta bir spatül yardımıyla karışıtılır.

Kek harcı ikiye bölünür, bir yarısına kakao ve  ben mari usulü erimiş çikolata eklenir, iyice yedirilir.

İki harç sırayla tabanına yağlı kağıt serilmiş kelepçeli kalıba boşaltılır.

Önce 200 derecede kabarana kadar, sonra 180 derece üzeri güzelce kızarana kadar pişirilir.

Kürdan testini geçen kek fırından alınır, tel ızgara üzerinde soğutulur.

Soğumasını beklemek zordur, dileyen dilediği ısıda yer bitirir ...




11 Ekim 2012 Perşembe

Muhteşem Çikolatalı Kek




Turşu dedim biliyorum. Hem daha patlıcan ve fasülye konserveleri bekliyorlar sıralarını. Ama yok, şu kapalı havadan kaynaklı, yine turşudan söz edesim yok. Yerken kendinizden geçeceğiniz, muhteşem bir çok çikolatalı kek tarifi vereceğim; yumuşacık, çikolatalı diyorum, nefis diyorum daha ne diyeyim?

Şimdi efenim, iki yüz  gram  oda ısısında iyice yumuşamış tereyağına (kullanıyorsanız hani şu kasedeki margarinlerden kullanabilirsiniz tereyağ yerine) bir su bardağı pudra şekerini ekliyor, krema kıvamına gelene dek çırpıyoruz güzelce. Üç yumurtayı teker teker çırparak yediriyoruz. İki yemek kaşığı dark kakao, iki yüz gram eritilmiş bitter kuvertür ekleyip bu sefer tahta kaşıkla karıştırıyoruz. Bir su bardağı un ve bir paket kabartma tozunu da eleyerek ekleyip yeniden karıştırıyoruz tahta kaşıkla. Kuvertürü kırarken ufalanan minik çikolata parçalarını da olduğu gibi ekliyoruz. Yağlanıp un serpilmiş kalıba boşaltıyor, önce hafif kabarana kadar  yüz seksen, sonra yüz altmış derecede pişiriyor, kürdan testi sonrasında alıyoruz fırından.

Üzerine krema ve çikolata ile hazırlanacak bir ganache olur, dilediğiniz herhangi bir çikolata sos olur, krema olur ne isterseniz. Bu haliyle ertesi güne bırakmadık biz, hatta öyle ki üç dört gündür yine hayallerimde bu kek var. Hatta belki bu akşam yapabilirim, bu kez muzlu olur,  içindeki çikolata parçaları ağzımda erirken gözlerimi kapatırım...


3 Mayıs 2012 Perşembe

Portakal Uğurlaması






Çayın yanına tarifler devam ediyor. Belki de portakal uğurlaması denmeliydi buna. Bugün portakallı bir kek, peşine yine portakallı çikolatalı bir bisküvi tarifi peş peşe gelecek zira. Belki de Necla'nın portakal çikolata takıntısı örnekleri denmeliydi. Yaz meyvelerinin en çok da kirazın sabırsızlığını yaşarken, portakal keke kurabiyeye atılıveriyor tarafımdan. Bu kekte çikolata yok, limon var.


İki yüz  gram oda ısısında tereyağını, iki su bardağından bir parmak eksik pudra şekeri ile çırpın. (Pudra şekerimi bildim bileli kendim yaparım mutfak robotunda toz şekeri çekerek) Üç yumurtayı, bir büyükçe portakalın ve bir limonun kabuklarını rendeleyip ekleyin. Yarım su bardağından bir parmak fazla portakal ve limon suyu karışımı ekleyip yeniden çırpın. İlla hindistancevizi de karıştıracağım durur muyum iki tepeleme yemek kaşığı dolusu. İki yemek kaşığı da buğday nişastası. Sonra bir paket kabartma tozunu iki buçuk su bardağı civarında un ile birlikte eleyin. Civarı diyorum, çünkü tereyağınızın ısısı, kullandığınız unun  kalitesi kek harcının alacağı unun miktarını değiştirebilir.


Sonra yağladığınız kalıba boşaltıp önce iki yüz dereceye ayarlı fırına koyun, kabarmaya başlayınca ısıyı yüz seksen dereceye düşürün. Kızarıp, güzelce içi pişene kadar fırında tutup kürdan testini başarıyla geçen kekinizi alabilir, dinlendirdikten sonra afiyetle yiyebilirsiniz. Çayla, sütle...










22 Mart 2012 Perşembe

Öpülesi




Kek tarifi vermeyeli çok oldu farkındayım. Zannetmeyin ki kek yapmıyorum. Sıkça kek yapıyor, ölçü ve malzemeleri bir kenara not ediyorum yalnız, çoğu fotoğraflanmadan bitiyor. Sonra orda burda karşıma çıkıyor doğaçlama keklerin kargacık burgacık tarifleri. Hoş bugün de net bir tarif yok. Çünkü fotoğrafı çekilmiş, lezzeti, kokusu mest etmiş bu güzelim şeyin tarifini ne kadar aradıysam da bulamadım. Bir yerde görmüştüm, hatta yazdığımı da anımsıyorum ama hangi deftere not ettiysem bulamıyorum. Mutfaktaki panoda da yok, ortalıkta, kitap aralarında gezinen küçük kağıt parçalarında da. Biliyorum elime geçecek ummadık bir vakit, eklerim mutlaka, söz!

Böylece dağınık, düzensiz biri olduğumu gün gibi açık etmiş oluyorum.


E niye koydun o zaman bu fotoğrafı tarif yoksa? Şart mıdır illa detaylı anlatmam? Benim için yemekleri pişirmek ve fotoğraflamak işin en zevkli kısmı. Ölçülü biçili tarif vermek sıkıyor içimi. Daha evvel de komşuya anlatır tariflerim çok olmuştur. Şikayet eden de çıkmadı doğrusu. Bu da öyle olsun o vakit.

Beş altı tane hurmayı mutfak robotunda iyice çekersin. Yine her zamanki gibi üç yumurtayı bir su bardağı toz şekerle çırpar, 150 gr kadar oda ısısında tereyağını katar, tekrar çırparsın. Bir su bardağından biraz eksik de süt katar, bir ezilmiş muz, iyice ezilmiş, macunlaşmış hurma, iki yemek kaşığı hindistancevizi, istediğin kadar tarçın eklersin. Kabartma tozu ve unu birlikte elersin, ne koyu ne cıvık kek hamurun olur. Avuç avuç ceviz de katar, yağladığın kalıpta verirsin fırına.

Tarifini öyle kabaca verdiğime bakmayın. Bu kek özel bir kek, benden öpücük almıştır. Bir öpücükle kalmayıp her tarafını öpmek, başka kimseyle paylaşmak istememişimdir. Varın gerisini siz düşünün gayrı...


20 Şubat 2012 Pazartesi

Sıkılanlar İçin



Portakal ve çikolata. Anlık, canın çekivermiştir. Alelacele açılmış malum kavanozun içine düşmüşsündür. Düşmek istemişsindir. Kaşık kaşık, portakal kokusuna, kavanozun içindeki şeye doymak istemişsindir. Vakit belki gecedir, belki öğle ortası. Göğsünde bir öksürük peydah olmuştur. Kıştan sıkılmışsındır. Kardan, soğuktan, pazar tezgahlarındaki donuk renkli sebzelerden, marketten aldığın kokusuz ayvadan, erimiş karlardan, buzdan, ıslak kaldırımlardan, şemsiyeden, kat kat giyinmekten, sıcak evinde evsizleri, yakacağı olmayanları düşünmenin verdiği huzursuzluktan, birbirine sokulup ısınmaya çalışan sokak kedilerini düşünmekten, puslu sabahlardan, yumuşak battaniyeden, çiçeksizlikten, ayazdan, kuş cıvıltısını özlemekten, hava durumu haberlerinden...


21 Haziran 2011 Salı

Sodalı Zebra Kek




Aranmak, sorulur olmak ne güzel. Teşekkür ediyorum çokça. Merakla uğramalı şimdi bir bir dostlara, komşulara. Akdeniz sıcağı getirmişim hazır. Bir dilim de zebra kek ikram edeyim dedim sizlere. Elif Korkmazel tarifiyle, sıvı malzemesi soda. Kıştı yaptığım, tereddütteydim, olur mu soda? Tamam tuzlu hamur işlerine katmışlığımız var ama? Oldu, hem de pek güzel oldu. Elim boş çıkmayayım dedim karşınıza, fotoğraf özensiz biraz ama; yol yorgunluğuma verin.

Sahi yaz mı geldi ne? Kahvaltı soframızda közlenmiş biberler, bahçe domatesleri...

Malzemeler:

  • 4 yumurta
  • 2 su bardağı toz şeker
  • 1 su bardağı sıvıyağ
  • 1 şişe maden suyu
  • 1 portakalın kabuğu rendesi
  • 3 su bardağı un
  • 2 tepeleme yemek kaşığı kakao
  • 1 paket kabartma tozu

Hazırlama:

Yumurta ve toz şekeri çırpın.

Sıvıyağ ve maden suyunu ekleyip çırpın.

Un ve kabartma tozunu eleyerek ekleyin, karıştırın.

Karışımı ikiye bölüp, bir yarısına kakaoyu ve portakal kabuğu rendesini katın, karıştırın.

Yağlanmış yuvarlak bir kalıbın ortasına bir kepçe yardımıyla kakaolu harçtan dökün.

Bekletmeden hemen başka bir kepçe ile de beyaz harçtan alıp kakaolu harcın tam ortasına dökün.

Bu şekilde bir kakaolu, bir sade karışımdan iç içe dökerek harcı bitirin.

Önceden ısıtılmış 180 derece fırında pişirip, afiyetle yiyin.


8 Haziran 2011 Çarşamba

Baklalı Kek





Malzemeler:

2 yumurta
1/2 su bardağı yoğurt
1/2 su bardağı sıvıyağ
5-6 adet taze bakla
50 gr beyaz peynir
1 tepeleme yemek kaşığı mısır unu
1 su bardağı un
1/2 paket kabartma tozu
1/2 tatlı kaşığı tuz
1/2 tatlı kaşığı pulbiber
Dereotu

Hazırlama:

Yumurta, yoğurt ve sıvıyağı çırpın.
Mısır ununu ekleyip karıştırın.
Unu kabartma tozu ile birlikte eleyerek karışıma ekleyin, karıştırın.
Temizlediğiniz baklaların önce içlerini çıkarıp harca ekleyin.
Sonra baklaların dışını ince ince kıyarak ekleyin.
Dilediğiniz kadar kıyılmış dereotu, tuz ve pulbiberi ekleyip kek harcını yağlanmış kalıba boşaltın.
Önceden ısıtılmış 180 derece fırına verip pişirin.
Ilıdıktan sonra sevis yapın.


14 Mayıs 2011 Cumartesi

Karadutlu Çikolatalı Kek



Okul kermesine ne yapsam diye düşünenler için yumuşacık bir kek tarifim var. Veli ve öğrencilerden gelen istek üzerine yapıldı. Topkek halinde hazırlandı, vişne parçaları eklendi, Ayşesu kuru kalmasın üzeri, kremalansın deyince çırpılmış krema ve çikolata parçacıklarıyla süslendi. Fotoğrafta gördüğünüz kendimize yapılmış hali. Güzelliğine aldanıp alınmış karadutlar tatsız, ekşi bulununca keke katıldı, kelepçeli kalıpta pişti, üzerine çikolata ve krema ikilisinin uyumu eklendi.

Malzemeler:

  • 4 iri yumurta
  • 1,5 su bardağı toz şeker
  • 210 gr oda ısısında tereyağ
  • 1,5 su bardağı süt
  • 4 tepeleme yemek kaşığı kakao
  • 2,5 su bardağı un
  • 1,5 paket kabartma tozu
  • 100 gr bitter çikolata
  • Küçük bir kase karadut

Hazırlama:

Yumurta ve tozşeker iyice beyazlayıp kremamsı bir doku kazanana kadar çırpılır.

Oda ısısında iyice yumuşamış tereyağ eklenip tekrar çırpılır.

Süt eklenir, kakao eleyerek eklenir.

Mikserin önce düşük devrinde, sonra hızlandırarak iyice çırpılır.

Un ve kabartma tozu birlikte elenerek karışıma eklenir, çırpılır.

Bıçakla kıyılmış çikolata ve yıkanıp suyu süzülmüş karadutlar eklenip, tahta bir kaşıkla karıştırılır.

Kelepçeli kalıbın dibine yağlı kağıt serilir, kek harcı kalıba boşaltılır.

Önceden ısıtılmıi 200 derece fırında beş altı dakika pişirilir.

Bu süre sonunda frın ısısı 180 dereceye düşürülür ve kek pişirilir.

Kürdan batırıp temiz çıktığında kek fırından alınır.

200 ml krema kısık ateşte ısıtılır ve 100 gr bitter çikolata parçalanarak kremaya eklenir.

Çikolataların tamamen erimesi sağlanır, elde edilen ganache biraz soğuduktan sonra kekin üzerine dökülür.

Kek ve sos iyice soğuduğunda dilimlenerek servis yapılır.


5 Mayıs 2011 Perşembe

Pırasalı Muffin




Pırasalar tükenecek, daha görücüye çıkmadı benim güzeller. Kek yapacağım vakit az malzemeyle, iki çeşit kek çıkarmayı, ikisini küçük kalıplarda, aynı ızgara üstünde pişirmeyi tercih ediyorum. Böylece sıkılmadan tüketeceğimiz iki ayrı lezzet oluyor. Öyle çok gelenim gidenim de olmadığı için, dört yumurtadan kekler çok geliyor bize. Gerçi bizim kızın beslenme çantasına girdiğinde arkadaşları göz atmadan, tadına bakmadan bırakmıyorlar, ben de arkadaş hakkı deyip fazladan koyuyorum ama. Büyük tepside veya kalıpta yaptığım kekleri bitirmekte zorlanıyoruz. Genellikle ufalanıp truff oluyor ya da el altındaki malzemelerle kaynaşıp renkli toplar halinde tüketiliyorlar. Hatta ufalanıp dondurucuda bekliyorlar.

Pırsayı ana malzeme seçip benzer tatlarla iki çeşit harç hazırladım. İkisi bir tepsiyi ancak doldurdu. Hangisini çok beğenirsek onu burada anlatma niyetim vardı lakin; ikisi de birbirinden güzel oldu. Artık elinizdeki malzemeye, sevdiğiniz tatlara göre siz karar verin hangisini yapacağınıza. İkisinin de malzeme listeleri altta, sırayla eklenen malzemeleri karıştırılıp yağlanmış muffin tepsisine yarıya kadar pay ediliverecek. Kolay gele...

  • 2 yumurta
  • 1/2 su bardağı yoğurt
  • 1/2 su bardağı sıvıyağ
  • İnce kıyılmış pırasa, maydonoz, dereotu
  • Rendelenmiş eski kaşar peyniri
  • Rendelenmiş bir orta boy havuç
  • 1,5 su bardağı un
  • Çay kaşığının ucuyla karbonat
  • Tuz, pulbiber
  • Üzerine susam, çörekotu


Diğer harç için:

  • 2 yumurta
  • 1/2 su bardağı yoğurt
  • 1/2 su bardağı sıvıyağ
  • İnce kıyılmış pırasa , maydonoz, kırmızı dolmalık biber, sucuk
  • Ezilmiş beyaz peynir
  • 2 yemek kaşığı mısır unu
  • 1 su bardağı un
  • Çay kaşığının ucuyla karbonat
  • Tuz, pulbiber

27 Mart 2011 Pazar

Dışı Kazan Karası, İçi Peynir Parası




Sonbaharla birlikte şehrin kalabalık caddelerini kaplar közde çıtırdayan kestanelerin kokusu. Daha erkence kararmaktadır artık hava, muştular kestaneler kışı. Küçük kesekağıtlarına sarılmış kestaneler avuçları ısıtırken seslenir satıcı: kestane kebap, yemesi sevap!

Sobalı evlerde kış akşamlarının eğlencesiydi. Şimdilerde soba olmayan evlerde fırında, yapışmaz yüzeyli tavada da yapılıyor. Kahverengi ve odunumsu bir yapıya sahip kabuğuyla tanıdığımız kestane kuzey yarımkürede, ılıman iklimde yetişiyor daha çok. Anadolu kestanesi İzmir, Aydın, Balıkesir, Bursa, Simav ve İnebolu'da en güzel hallerini bulmakta.

Doğada kendi kendine yetişen, tarımsal ilaç ve suni gübre kullanılmayan kestaneyi güvenle tüketebiliriz. Geçmiş çağlardan beri tanınan bu değerli meyve, pek çok kuzey yarımküre ülkesi mutfağında baş tacı edilmiş. Uzun yıllar boyunca Korsika ve Sardunya halkının temel besin maddesi olmuş. Öyle ki; öğütülmüş kestaneden tatlı bir un elde edilip ekmek, çörek, çorba, tatlı ve sütlü pudinglerin, çeşitli sosların yapımında kullanılmış. Günümüzde kestane unu, gluten içermediği için çölyak hastaları tarafından rahatlıkla kullanılabilmekte.

Perslerin nişasta, protein, sakkaroz ve tanen deposu olan kestaneyi çocuklarını şişmanlatmak amacıyla kullandığını görürüz. Şeker açısından zengin meyvenin kalorisi de yüksek haliyle. Kestane satın alırken parlak renkli ve sert olanları seçmek, bir köşesinden ısırıp kabuğuna, tadına bakmak gerekiyor. Kabuğu buruşuk ve tadı acımsı olanları almamalı.

Suda çürümeyen kestane ağacından tekne yapmış Karadenizli ustalar. Bursa Cumalıkızık Köyü'nün kestane ağacından yapılmış evleri iki yüz yıldır ayakta. Besin maddesi olmasının dışında ağacıyla, kabuğuyla da faydalarını esirgemeyen kestane ağaçlarından sağlam ve bükülebilir olması sayesinde çatı, yol parkesi ve fıçılar yapılıyor.

Bizde kestane deyince daha çok kebabı, haşlaması, Bursa'nın kestane şekeri akla gelse de; kestaneyi dolmalara, pilavlara, salatalara, çeşitli hamur işlerine katabilir; ekmek, parfe, turta, kurabiye, kek yapabilirsiniz. Yahnilerle, sebzelerle birleştirebilir, garnitür olarak kullanabilir, çorbasını, reçelini yapabilir, çeşit çeşit pastalar yaratabilirsiniz. En çok kuzu ve hindi etiyle yakıştırdığımızdan kestaneli iç pilavlı hindi yılbaşı sofralarının ana yemeği. Sebzelerden de kereviz, patates ve havuçla uyum sağlıyor. Fatih Sultan Mehmet'in sabahları kestaneli bulgur pilavı yediğini okumuştum bir yerlerde. Et, soğan, havuç ve kestane kullanılarak yapılan Özbek pilavını da unutmamak gerek.

Haşlayıp kabuklarını soyduğunuz kestaneyi püre haline getirip şekerle, meyve ve çikolatayla birleştirmek çok yaygın. Pastacılık sektöründe önemli bir malzeme. Püresini çikolata ve tereyağla birleştirip nefis bir pasta kreması elde edebilirsiniz. Haşlanıp kabukları soyulan kestaneleri tek tek tülbentlere sarıp şekerle pişirerek evde kestane şekeri yapmak mümkün. Biraz zahmetlice olsa da satın alacaklarınızın yüksek fiyatları karşısında uğraşmaya değer diye düşünüyorum. Hele üzeri çikolata kaplı olanlar akıl çeliyor değil mi?

Ben de kestaneyi çikolata ile buluşturdum. Benzer malzemeleri kullanarak üç farklı tarif oluşturdum. Önce kestaneli ve çikolatalı bir kek yapıp, daha sonra bu keki de kullanarak yine ekstra kestaneli, üzüm ve incirli ekstra çikolatalı lokmalar hazırladım. Bir de aklımı kurcalayan kestanenin tahinle uyum sağlayıp sağlayamayacağı sorusuna yanıt aradım. Kuru üzüm, incir ve tahinli tatlı rulo çörekler hazırladım.

Üçü de peşpeşe gelecek, beğenmeniz dileğiyle...

Çikolatalı Kestaneli Muffin


Malzemeler:

  • 2 yumurta
  • 1 su bardağından bir parmak eksik toz şeker
  • 1 su bardağından bir parmak eksik sıvıyağ
  • 2 yemek kaşığı kakao
  • 1/2 su bardağı süt
  • 1 tatlı kaşığı kabartma tozu
  • 80 gr bitter çikolata
  • 1,5 su bardağı un
  • 4 yemek kaşığı dolusu haşlanıp kabukları soyulmuş kestane.
  • Küçük bir kase vişne
Hazırlama:


Yumurtaları tozşekerle birlikte çırpın, süt, sıvıyağ ve kakao ilave edip tekrar çırpın.

Ben mari yöntemiyle erittiğiniz çikolatayı ekleyin.

Un ve kabartma tozunu birlikte eleyin.

Kestanelere çizik atıp üzeri geçecek kadar suda yumuşayana kadar haşlayın.

Soyup elle iri parçalar halinde ufaladığınız kestaneleri harca ekleyin.

Hamuru kağıt kapsüllere yarıya kadar gelecek şekilde paylaştırın.

Çekirdeği çıkarılmış vişne tanelerini rastgele serpiştirin.

170 derece ısıtılmış fırında kürdan temiz çıkıncaya kadar pişirin.


16 Şubat 2011 Çarşamba

Balkabaklı Kek, Üzeri Balkabağı Püresi, Onun da Üzeri Kaymak



Balkabağını tuzluya yakıştırıp tavuğun yanında servis ettim, bi de üstüne tatlı halini fotoğrafladım sizler için. Kabak tatlısı sık pişer oldu bizim evde bu sene, sevgilim bir çatal alıp çekilse de çocuklar ve ben seviyoruz.

-Kaymakla birleştirip bi tatlı yapsan

dedi durdu çatalını usulca tabağın yanına bırakırken. Yaptım işte, ama bir lokma dahi yiyemedi, ayıramadık, hepsini bitirdik. Çoluk çocuk, yeğenler, yenge, anneanne, dede hep birlikte yedik biz.

Tam ölçülü tarifim yok bugün. Muhtemelen kaymakla bir kez daha buluşturulur kabak bizim evde. Şimdilik kabaca söylersek yumurta ve şeker çırpılıp az üzüm pekmezi, az portakal suyu katılacak. Portakal kabuğu rendesi, tarçın, balkabağı rendesi, sıvıyağ eklenip karıştırılacak. Sonra un ve kabartma tozu birlikte elenecek, kuru üzüm, ceviz katılacak. Yağlanmış bir tepsiye incece dökülecek, sıcak fırında kürdan testini geçinceye kadar pişirilecek. Kabaca ölçü verebilirim aslında. Ama yok olmaz, ya tutmazsa?

Önerdiğim tarifleri deneyen sevgili blog arkadaşlarımın beğenileri mutlu ediyor tabii. En son dün sevgili Seval uğrayıp güzel yorumunu bırakmıştı. Ama blogu olmayan, google amcadan gelip deneyen, sonra üşenmeyip, zahmet eden, memnuniyetlerini belirten okuyucuların yorumları daha mutlu ediyor ne yalan söyleyeyim. Ağzım kulaklarıma varıyor, evdekilere anlatıyorum gururla, daha dikkatli, daha özenli olmaya gayret ediyorum.

Herkese öpücükler benden, böyle geri dönüşlerini bir bir hatırlayamadığım bütün yemek severlere, Nilay Hanım'a, bir de Avusturalya'ya Ayten'e.

(nerelerdesin, sesin çıkmıyor, pestil zamanı geldi mi sizin oralarda? )



29 Ocak 2011 Cumartesi

Oğlum Aşçı Olacak



Oğlum büyüyor, o bir ergen artık. Tosun paşam -42 günlükken beş kilo sekiz yüz gram gelince böyle seslenmeyi uygun görmüştük. Hoş kilolu olmasa da bizde oğlanlara böyle seslenilir ya- büyüdü de ergen oldu. Geç girdi biraz, doktor endişelenmeyin, kemik yaşı küçük daha demişti. Bütün yaşıtları uzayıp giderken, bizimki kısa kalınca. Fal bakar gibi, yetişkinlikte de 1.79cm boyu olacakmış, daha ne olsun? Hala kısa, bu yıl uzamaya başladı farkedilir bir şekilde. Boy pos değil ergenlikte derdimiz. Hani bağımsızlığını ilan etme çabalarından, benmerkezciliğinden, kimlik arayışından, otorite sevmeyişinden, sinirli, hırçın hallerinden, yaşadığımız sıkıntılardan da söz etmeyeceğim.

İnsanoğlunun özellikle sıfır altı yaş arası yaşadığı merak güdüsü Umut'ta yeniden yeşerdi sanki. Haftada bir yeni ilgi alanı buluyor kendine. Her hafta başka bir mesleğe göz kırpıyor. Yok artık küçükken her sorana verdiği basma kalıp cevap:

-Bilim adamı olucaaamm!

SBS'den kaytarabilir miyim umuduyla futbol hakemi olmak istemişti bir ara. Futbol oynamayı bırakıp baskete merak sarınca vazgeçti. Daha evvel futbola ilgisinden söz etmişim.

Bilgisayar mühendisi olma isteği de köreldi, eskiden bilgisayar mühendisi olunca hep bilgisayar oynayacağını sanıyordu ki; böyle olmadığını, üstelik bu mesleği yapması için çok okuması gerektiğini gördü.

İki hafta önce masa tenisi oynayacağım diyerek eve geldi. Oturup araştırdı, videolar izledi. Tamam dedi, ben masa tenisi oynamalıyım!

Ses yok, unutuldu.

Peşinden grafiti hevesi başladı. Bir gün bütün akşamını harcadı, kağıtlar karalandı, kalemler renklendi. İki üç gün sonra yine ses çıkmadı.

Batman filmindeki Joker karakterini sevdi, birkaç gün bilgisayarı açınca şu fotoğrafla karşılaşıyorduk. Çok şükür o da geçti.

Son olarak sucuklu yumurta pişirdi kendine, bana dönüp:

-Anne ben aşçı olacağım!

Aşçı olacağını sanmıyorum. Ama bebekliğinde bir kucağımda Umut, boşta kalan tek elimle iş yapmaya alışmıştım ben. Onu yakmadan büyüttüğüme şükretmişimdir hep. Çünkü pişen her yemeği o da karıştıracaktı en az bir kez. Karıştırmazsa olmazdı. Mutfağa oturup, alt dolaplardan bütün tencereleri indirip, elinde tahta kaşıkla az oynamadı.

Yemek pişiriken tezgahın bir ucuna oturur doğradığım domateslerin yarısını o yer, yarısı yemeğe girerdi. Umut tezgaha tüneyecek, çeşme akacaktı illa! Küçük elleri suda buruşacak, ama annesi badidik dıkamayacaktı ( bulaşık yıkamayacak). Bu arada annesi mızıldanacak, bu çocuk ne istese yapıyorsunuz diyecek, Necla aldırmayacaktı.

Birlikte yaptığımız kek, kurabiye çoktur. Keki çırpmak için can atardı, kabartma tozunu o katmalıydı mutlaka. Kurabiye hamuruna eli değmezse tadı olmaz, anneannesi bana kızsa da börek açarken ona bir tezgah kurmadan rahat etmezdi. Bu keke Umut'un eli değmedi, küçüğümün elleri değdi, sıra onda. Şimdi kız kıza mutfakta oynamak başka güzel. Benim klasik çikolatalı kek harcımla yaptık. Biraz nane ferahlığı nasıl olacak deyip, nane likörü kattıydık. Sadece bir yemek kaşığı, pek farketmedi, küçük Ayşe'mi dinleyip, daha fazla eklemeliydim, korkmadan.

Çocuklarımızın merakı ve cesareti hep üzerinizde olsun...



19 Aralık 2010 Pazar

Gıda Alerjisi İle Yaşamak



Yaman Etkinlikler'de bu ayın konusu Alerjisiz Tarifler. Sevgili Alev yine özenle seçmiş konusunu. Tedavisi olmayan bu rahatsızlıktan muzdarip dünyada milyonlarca çocuk ve yetişkin var. Bazı alerjiler küçük çapta belirtilerle atlatılırken, bazı durumlarda alerjinin şiddeti artmakta, hatta ölümcül sonuçlar doğurmakta.

Süt, yumurta, balık, kabuklu deniz ürünleri, sert kabuklu yemişler, soya, un, fıstık.... Bunlardan birini yediğinde alerjisi olan çocukta karında kramplar, bulantı, kusma, kaşıntı, yüz ve dudaklarda şişme, baş dönmesi, boğaz ve ses tellerinde şişme, nefes alma güçlüğü hatta bilinç kaybı gözlenebilir. Bu durumda hemen hastanede soluğu alan ebeveynler, tatsız alerji testleri sonucunda çocuklarının hangi gıdaya alerjisi olduğunu öğreniyorlar. Bizler çocuklarımızı sağlıklı ve dengeli beslemeye özen gösterirken, gıda alerjisi bu çabamızı zorlaştıyor. Sonrası daha zor sanırım. Sürekli etiket okumak, küçük bir çocuğa çikolatayı yasaklamak, okulu, çevreyi uyarmak, çocuğu ve yakınlarımızı bilinçlendirmek gerekiyor. Duyduklarımız şükretmemize neden oluyor.

Sevgili Açalya da sadece alerji değil, çeşitli hastalıklar sebebiyle çocuklarımızın beslenme düzeni konusuna değinmiş. Artık küçük yaşta diyabetle tanışan, reflüyle cebelleşen, çölyak hastalığı yüzünden glütensiz beslenmek zorunda olan çocukları her gün duyuyoruz. Bu alanda da bizlere yol gösterecek, yemek kitapları sayısı oldukça az. Benim bildiğim Aslıhan Koruyan Sabancı'nın yazdığı Glütensiz Gurme Lezzetler kitabı ile sınırlı. Bildikleriniz varsa ekleyelim diyorum.

Hepimize sağlıklı günler diliyor, içinde süt ürünü barındırmayan leziz bir kek tarifi yolluyorum sevgili Alev'e.

Hindistancevizli, Mandalinalı Kek İçin:

Malzemeler:

  • 2 yumurta
  • 3/4 su bardağı toz şeker
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 1 çay bardağı mandalina suyu
  • 2 yeme kaşığı tepeleme hindistancevizi
  • 1,5 yemek kaşığı buğday nişastası
  • 1/4 paket kabartma tozu
  • 1 limon kabuğu rendesi
  • 80 gr. bitter çikolata
  • 1,5 su bardağı un

Yumurta ve toz şekeri çırpın.

Sıvıyağ ve mandalina suyunu ekleyin, çırpın.

Limon kabuğu rendesi, nişasta ve hindistan cevizini katıp, karıştırın.

Un ve kabartma tozunu birlikte eleyip çırpın.

Çikolatayı bıçakla kıyın, karışıma ekleyin.

Kek harcını kalıba boşaltıp, önceden ısıtılmış 220 derece fırına verin, beş dakika sonra ısısını 180 dereceye düşürün.

Kürdan testinden geçen kekinizi fırından alın.


4 Aralık 2010 Cumartesi

Ayvalı Kek





Ayvalı tarifler serisine bu kekle virgül koyalım. Ben onu kabak kraliçesi ilan ederim de Mine'ciğim beni ayva kraliçesi ilan etmez mi? Ayva bizim evde tatlıya tuzluya burnunu sokadursun ama; Narince'de yer bulmak için beklesin biraz.

Yemek yaparken kendini akışa bırakmanın güzelliğini bilirsiniz. Mutfağa kek yapma niyetiyle girip kurabiyeyle, çorba niyetiyle girip pastayla çıkabilirim mesela. Ama bu sefer ayvayı kekte kullanmayı kafama koymuşum bir kere. Caymadım, yalnızca yanına kimi yoldaş etsem bunu düşündüm.

Önce hangi kalıpta ya da tepside pişireceğine karar vermeli. Çünkü ona göre yumurta kırılacak. Üç yumurtadan keki alacak yuvarlak kalıba atayım diyorum. Üç yumurta da bir su bardağı şekeri kaldırır. Çırpınca üç yumurta ve bir su bardağı şekeri beyazlaşana, kremamsı kıvam alana kadar, bir su bardağından bir parmak eksik sıvıyağ koyuyorum. Bunlar artık ezber olmuş; bir likit malzeme daha katmak istiyorum genelde süt katılır ama ben bu kez portakal suyu katacağım. Başlıyorum sıkmaya ama yok, bu portakalların suyu yok, mandalinaya geçmeli. Nasıl olsa bu yıl mandalinalar pek sulu, pek tatlılar, hem de ucuz! Bardağın kalanını da mandalina suyu ile tamamlıyor katıyorum karışımıma, tekrar çırpıyorum.

Şimdi ayvamı rendelemeliyim, irice. tarçın yakışır mı yakışı? Karanfil? İyi gider. Havanımda dövüyorum iki karanfili, ekliyorum. Un ve kabartma tozunu eleyerek birlikte ekliyorum, üç su bardağı unu kabul etti kekim. Aaa ayva tatlısından iç harç kalmış, ama ya fazla şekerli olursa ? Üç yemek kaşığı ekliyorum, bi şeycik olmaz, çok değil ki. Tatlıda yakışmışlardı birbirlerine üzüm, incir, ceviz ve ayva.

Önceden ısıtığım iki yüz derece fırına veriyorum kekim kabardı mı, on dakika sonra ısıyı yüz seksene düşürüp pişmesini bekliyorum. Kürdan testi sonrası alıyorum fırından , misler gibi kokuyor. Ben hep sabırsızlanırım, iyice soğumasını beklemeden bakarım tadına, siz ? Siz de sabırsızlanır mısınız?




LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin