Dr Oetker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dr Oetker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mayıs 2010 Cuma

Kışı Bitirmeli Önce




Bir başlasam kırılacak elbet bu sessizlik. Zorlama olan ne varsa tutukluk yapıyor bende. Kafam hep başka yerlerdeyken, blog boş kalmasın diye tuşlara uzanmak huzursuzluğu getiriyor beraberinde. Oysa bahar ve pazar muhabbetleri bekliyor, annem otlar getirmiş, peynir getirmiş köy kokulu; anlatılmayı bekler. Çekilmiş fotoğraflar bilgisayarda dağınık, toparlanmalı, Flickr'e yüklenmeli, zihin bir parça yükten kurtulur böylece. Yapılması gereken işler bekleştikçe büyüyor, büyüdükçe elim varmıyor. En iyisi kışı bitirmeli önce, kışa doğru etiketiyle neler neler hazırlamıştım hatırlarsınız. Pestillerim zaten azdı, ihtiyatla tüketildi desem yeridir. Sevgilim domates soslu turşusu bitiyor diye üzülmekte. Aynı biberlerin bir kısmını tohumluk ayırmıştık o zaman, gecikmeli de olsa buluştular toprakla, kim önce denk gelirse o suluyor, seviyor saksılarda. Kuruttuğum biber ve patlıcanlar her yıl olduğu gibi bu yıl da yetmedi. On kilo biber, on kilo da patlıcan kurutmuştum oysa. Kimbilir kaç kez doldurdum, soframızda baş köşeye oturttum kendilerini. İlk önce yine patlıcanlar bitti. Çocuklar büyüdükçe gıda tüketimimiz de artıyor her yıl. (Eskiden dört tavuk budu fazla gelirdi bir öğünde, şimdi tam yetiyor örneğin.) Dolmalık dışında haşlayıp, sonra zeytinyağında biraz salça ile kavurup, sarımsaklı yoğurtla buluştu kimbilir kaç kez patlıcanlar, kabaklar, domatesler, biberler. Kuruttuğum fasülyeler -ki evin en meraklısı iki erkektir- önce suda biraz haşlanıp yumuşadılar, sonra bolca soğanla kavruldular, tuz ve karabiber eklenip, yumurta kırıldı üstlerine, afiyetle tüketildi, baba - oğul en büyük lokma yarışı yaptılar kaç kere.

Sonra Eylül'dü kış hazırlıklarım artık bitti derken, sevdiğim bir kasa üzümle çıkageldi eve:
-Ben oynayacağım, şarap yapacağım, istersen birazını alabilirsin!

Tijen'ciğime sordum kurur mu üzümlerim bu ayda? Kurur dedi, cılız güneşte iki balkon arasında mekik dokudu üzümlerim, ama içe siner, ilaçsız, tozsuz topraksız güvenle atıştırıldılar.
Şarap mı? Oldu vallahi! Önce internette ev yapımı şarap diye pek çok araştırma yaptıysa da pek istediğini bulamadı. Kendi bilgilerinden hareketle yaptı şarabını. Oldu da, tam istediğimiz gibi olmasa da sirke değildi ulaştığımız, zevkle kıyamayarak tüketildi. Ayrıntı vermeyeceğim, çünkü bu yıl daha büyük bir dikkatle, daha özenle yeniden yapılacak, tek tek notlar alınacak sonra size anlatılacak. (Fotoğrafta gördüğünüz henüz süzülmemiş halidir.)

Erişteler şekil şekil pişti, akşam ışığında fotoğraflanmadığından burada yer alamadılar. Yine de taze kesildiği andaki lezzeti bulamadığımızdan ara ara bir pişirimlik erişteler kestim. Tarhana çorbaları sıcak sıcak kaşıklandı soğuk akşamlarda, bazen sabahlarda. Vişneler, böğürtlenler pastaları kekleri şenlendirdiler. Kekikler, naneler lezzet kattılar yemeklerimize. Unuttuğum varsa siz tamamlayıverin. Ben de size kuru domateslerimle yaptığım topların, Dr.Oetker patentli tarifini vereyim. Yiyen herkes çok beğendi. Bence içindekilere kaşar peyniri, zeytin de eklenebilirdi. Ya da aynı hamurla patates ve kıymalı içle farklı lezzette toplar hazırlanabilir. Deneyin seveceksiniz.


Kurutulmuş Domatesli Toplar:

Birbuçuk su bardağı kururtulmuş domatesi sıcak suda otuz dakika bekletip, suyunu süzün ve küp şeklinde doğrayın. Bir çay bardağı iri dövülmüş ceviz, ince doğranmış dört beş diş sarımsak ve iki yemek kaşığı zeytinyağı ilave edip karıştırın. Ayrı bir kaba 125gr tereyağ, yarım su bardağı yoğurt, çeyrek su bardağı sıvıyağ , küçük bir yumurtanın akı ve bir silme çay kaşığı tuz koyun. İki buçuk su bardağı un ve yarım paket kabartma tozunu karıştırıp, karışımın üzerine eleyin, yoğurun.

Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp, elinizde açın. İçine bir tatlı kaşığı kuru domatesli içten koyup, hamurun uçlarını birleştirerek kapatın ve yuvarlayın. Yağlanmış fırın tepsisine sıralayın, yumurta sarısı sürün ve üzerlerini bıçak yardımı ile çarpı şeklinde kesin. Önceden ısıtılmış 160-170 derece fırında pişirin.

25 Kasım 2009 Çarşamba

Havuçlu Kek



Dr. Oetker tariflerinden bir kek. Havuçlu, üzümlü, tarçınlı; çayın yanına yaraşır.

Malzemeler:
  • 65 g (yarım su bardağı) kuru üzüm
  • 4 yumurta
  • 255 g (1,5 su bardağı) toz şeker
  • 125 g yumuşak margarin veya tereyağı
  • 220 g (2 su bardağı) Dr. Oetker Sade Kek Karışımı
  • 150 g (1,5 su bardağı) rendelenmiş havuç
  • 45 g (yarım su bardağı) öğütülmüş ceviz
  • 1 poşet Dr. Oetker Şekerli Vanilin
  • 1,5 tatlı kaşığı tarçın

Hazırlanışı:
Kuru üzümü 1 saat süre ile sıcak suda bekletin. Suyunu süzün ve iyice unlayın. Bir çırpma kabında yumurta ve şekeri beyazlaşıncaya kadar, yaklaşık 4-5 dakika çırpın. Üzerine margarin veya tereyağı ve sade kek karışımını ilave ederek bir süre daha çırptıktan sonra havuç, ceviz, üzüm, şekerli vanilin ve tarçın ekleyip iyice karışmasını sağlayın. Hamuru 26 cm çapındaki yağlanmış kalıba dökün ve fırının orta katında pişirin.

19 Mayıs 2009 Salı

Nişastalı Kurabiye


Günlerce şikayet edip, sonunda yaza ve sıcağa kavuşmuşken, iki günlük tatille rehavetimiz hat safhaya ulaştı. Oğlanın yaklaşan sınavı heyecanı arttırıyorken, sıcakla gevşeyen hanımlar beyler ders çalışmak üzere masa başına yanaşmaz oldular. 19 Mayıs gösterileri için yapılan çalışmalar da devreye girince, okulda derslere mola verildi.

Bizim oğlan bilgisayarın başından kalkmaz olmuş, Metin 2 denen oyun bütün hücrelerini sarmış. Telefon durmadan çalıyor, arkadaşlarıyla online oynadıklarından:

-Bilmem ne köyünün orada buluşalım,

-Düğüne gidelim

-Ben şunu satıyorum

-Ben bunu alıyorum

türünden anlamadığım pek çok telefon konuşmasına şahit oluyorum.

Evladım sınava az kaldı, biraz daha az oynasan, yazın doya doya oynarsın, yapma, etme feryatlarım bir kulağından girip diğerinden uzay boşluğuna karışırken, küçüğümün rahatsızlığı dikkatimi ona vermem gerektirdi. Bu da bizimkinin canına minnet tabii. İki test çözüp, oyunu hakettim diye başlıyor klavye üzerinde parmaklarını dolaştırmaya.

Dershane programı yoğunlaştırma, sene başında ilk işlenen ünitelere dönmek niyetindeyken; sınav sonrasına bırakılmış diş telleri için yapılması şart koşulmuş dört dolguya, okulda yapılacak kermese yetiştirilecek elmalı turtalara , kızın gidecem de gidecem diye tutturduğu okul pikniğine zaman ayırmalıyım.

Oğlanın gönlünü etmeli, ağamsın, paşamsın, bitanemsin, çalışırsan şöyle olur, çalışırsan böyle olur diyerek kanına girmeli, defter kitabın başına oturtmalıyım. Sıcakta bilgi depolamak içimi öğğğ kıvamında tutsa da belli etmemeliyim.

Kızı ilk girdiği testlerde yeterli bulunup tekrar davet edildiği Bilim ve Sanat Merkezi'ne mülakata götürmeli, heyecanımı ve umudumu içimde saklamalıyım.

Bu arada yemeği, işi gücü, blogu ihmal etmemeli, ağızda dağılan kurabiyeleri eksik etmemeliyim mutfaktaki kek fanusunun içinden.

Yıllardır yaptığım, her yiyenin tarifini istediği, okul kermeslerine yaptığımda en önce biten, tekrar tekrar satın alınan, patenti Dr. Oetker küçük poşetlerinden nişastalı kurabiyeler şöyle yapılıyor:

Malzemeler:

250gr oda ısısında tereyağ

1 su bardağı pudra şekeri

2 yumurta

1 paket şekerli vanilin

4-4,5 su bardağı mısır nişastası

1-1,5 çay bardağı un

1 paket kabartma tozu


Bu ölçülerle iki tepsi kurabiye çıkıyor. Önce tereyağ ve pudra şekerini yoğurup sonra diğer malzemeleri sırayla ekleyin. Hamur topak topak gibi olsa da endişelenmeyin, toparlayacaktır yoğurdukça. Elinizle yuvarlayıp yağlanmış ya da yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizip önceden ısıtılmış oldukça sıcak, 225 derece gibi fırına verin. Hamura başka şekiller vermeye çalışmayın, o yine bildiğini yapıp yuvarlak şekil alıyor. Pembeleşmeden, henüz beyazken alın fırından on on beş dakikada pişer zaten. Soğuyunca üzerine bolca pudra şekeri serptiğinizde kurabiyeler hazırdır.

3 Nisan 2009 Cuma

Portakallı Supangle



Sararmış, kimbilir kaç yıldır eski dergilerin arasında yapılmayı bekleyen, pek fotojenik bulduğum tarifi mutfaktaki panoya aldım bir kaç gün önce. Dün akşama doğru hazırdı, ancak görücüye çıkmak için sabahı bekliyordu. Ev halkı sabırsızlanıp çabucak yemek isteyince, yeterince sertleşmeden, gün ışığını göremeden önce fotoğrafı alındı, sonra da midelere gönderildi. Beğenmeyen yok, çikolata ve portakal uyumu yine damaklarımızdaydı. Hepimiz Dr. Oetker ürünlerini severek ve sıkça kullanıyoruz. Dr. Oetker'in küçük poşetlerinin arkasındaki tariflerinden uygulayıp, sürekli yaptığımız tariflerimiz vardır mutlaka. Ben de bunu düşünerek Dr.Oetker etiketli tariflerime zaman zaman yer vermeyi uygun buldum


Hamur:

100 g yumuşak margarin

85 g (yarım su bardağı) toz şeker

1 poşet Dr. Oetker Şekerli Vanilin

1 tutam tuz
2 yumurta
110 g (1 su bardağı) Dr. Oetker Sade Kek Karışımı
1 portakal kabuğu rendesi
Islatmak için:
100 ml (1 çay bardağı) portakal suyu
1 yemek kaşığı toz şeker
1 portakal kabuğu rendesi


Üzeri İçin:
1 poşet Dr. Oetker Supangle
500 ml (2,5 su bardağı) süt
25 gr margarin

Hazırlanışı:
Margarini mikser ile 1 dakika çırpın. Toz şeker, şekerli vanilin ve tuzu ekleyip 2 dakika daha çırpın. Yumurtaları teker teker ekleyerek her birini 30 saniye çırpın. Sade kek karışımı ve portakal kabuğu rendesini ilave edip 1 dakika daha çırpın. Hamuru 20x30 cm boyutlarındaki yağlanmış kalıba yayın ve pişirin.
Portakal suyu, toz şeker ve portakal kabuğu rendesini iyice karıştırın. Fırından çıkardığınız keki 5 dakika bekletip şurubu üzerine yayarak dökün ve soğumaya bırakın.
Supangleyi süt ve margarin ile tarifine göre pişirin. ocaktan alıp arada karıştırarak 5 dakika bekletin ve kekin üzerine yayın. Oda sıcaklığına geldiğinde buzdolabına alın, 2-3 saat soğutup dilimleyerek servis yapın.

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin