hamurişi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hamurişi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mart 2018 Salı

Chelsea Çörekleri


Mayalı, yumuşacık bir Ingiliz klasiği olan Chelsea corekleri Paul Holywood tarifi ile yaptim elbette.

Malzemeler:

☘500 gr un
☘300 ml süt
☘1 cay kasigi tuz
☘40 gr tereyağ
☘1 yumurta
☘10 gr instant maya

İç Dolgu İçin:

☘25 gr erimis tereyag
☘1 portakal kabugu rendesi
☘75 gr esmer şeker
☘1 tatlı kaşığı tarcin
☘Kuru incir, kurutulmus turna yemisi, kuru üzüm

Üzeri Icin:

☘Kayısı reçeli  (baska recel de olur, bal da)
☘1 portakalin kabuğu rendesi
☘200 gr pudra sekeri
☘2 yemek kaşığı portakal suyu

Yapılışı:

Un , maya ve  tuzu genis bir yogurma kabina alip karistirin.

Sutu ve tereyağını kucuk bir kapta cok kisik ateşte ılıtın, tereyag erisin.

Yumurtayi, eriyen tereyağı ve sütü (cok sicak olmasın ) unun ortasına döküp pürüzsüz ve elastik bir hamur olana kadar yogurun.

Hamurun uzerini temiz bir bezle kapatip sararak ılık bir yerde hacminin iki katina cikana kadar mayalandirin.

Mayalanan hamuru hafif un serpili tezgahta merdane ile 30/20 cm boyutlarinda açın.

Erimis tereyağını bir firca ile actiginiz hamurun her yerine sürün.

Uzerine portakal kabugu rendesini serpin esit sekilde, sonra da esmer sekeri.

Son olarak sa onceden ılık suda bekletip yumusattiginiz kuru meyveleri ( incirler ufak dogranacak) esit sekilde butun hamurun yüzeyine bolca yayın.

Genis ucdan baslayarak rulo yaptığınız hamuru 4cm genisliginde parcalara bolun.

Her parcayi yaglanmis tepsiye aralarinda boşluk kalacak sekilde dizin. (Ben dikdörtgen borcamda pisirdim. )

Bu sekilde yarim saat tepsi mayasi gelmesini bekleyin.

190 derece firina verip 20-25 dakika pisirin. Uzeri yanacak gibiyse yagli kagit sererek yanmiyorsa sermeden 15 dakika daha pişirin. (Esmer sekerler o muhtesem kahverengi rengi verecek, gözünüzü ayirmayin son anlarda)

Receli biraz  sucak suyla küçük bir kapta kisik ateşte açın.  Sonra da ilk sicagi cikan coreklerin uzerlerine fırça ile sürün.

Pudra sekerine kontrollu bir sekilde iki yemek kasigi suyu ekleyin. Macunsu kivama gelince durun. Portakal  kabuğu rendesi de ekleyip karistirin. Hazirladiginiz icing i kasikla cireklerin uzerine bolca dökün.

Nefis cörekleriniz hazırdır. Afiyet olsun.


26 Ekim 2017 Perşembe

Haşhaşlı Nokul









Selçuklulardan bugüne Sinop'tan Samsun'dan Eskisehir'e, Isparta ve Burdur'a kadar Anadolu'nun pek cok sehrinde yapılir nokul. Cogunlukla mayalı hamurdan; kıymali, cevizli, üzümlü, haşhaşlı... Derler ki Samsun'a tütün götüren Bafralı tutunculer bugunku ulasim imkanlarinin olmadigi uzun yolculukta tok tuttuğu,  çabuk bayatlamadigi için yanlarina nokul alirlarmis. Siz de yapmak isterseniz işte size tarifim:


Malzemeler:

 🍀50 gr tereyağ
 🍀2 dolu yemek kaşığı toz şeker
 🍀1 çay bardağı su
🍀1 Türk kahvesi fincanı zeytinyağı
 🍀2,5 çay kaşığı instant maya
🍀300 gr un

Içine Sürmek İçin: 
🍀Siyah haşhaş ezmesi

 Üzerine Sürmek Için:
 🍀1 yumurta sarısı
🍀susam


 Hazırlama:

 Küçük bir tavaya su, tereyağ, zeytinyağı ve toz şekeri alıp şeker ve tereyağ eriyen kadar ılıtın. (Fazla isinirsa biraz ilimasi için bekletin. )

 Hamur yogurma kabına unu alın ve mayayi ekleyip karıştırın. Sıvı karışımı una ilave edip iyice yogurun.(yumuşak ve yağlı bir hamur olacak)


 Hamuru çok az unladığınız tezgahta merdane yardimiyla dikdortgen seklinde olabildiğince ince açın.(çok ince olması önemli)

 İç harcı her yanına eşit şekilde bolca serpin.

 Hamuru bir ucundan başlayarak rulo şeklinde sarin. Biçakla ikiser parmak genişliğinde dilimleyin ve yagli kağıt serili tepsiye alın.

 Üzerine yumurta sarısı  sürüp bolca susam serpin.

 Fırını 180 dereceye ayarlayıp soğuk fırına verin.  Altı üstü güzelce kizardiginda kurdan batirip kontrol edin. Kurdan temiz çıktıysa fırından  alın. 

Afiyetle.


20 Mart 2017 Pazartesi

Nutellali Tatlı Çelenk (Hefekranz)


Mayali ve tatlı corek sevenleri bir de cikileta boyutu ekleyerek mutlu eden, evi misler gibi kokutan pratik bir tarif bu hefekranz yani çelenk. 125 ml suya 21 gr yaş maya ekleyip bir tatlı kasigi yardımıyla mayayi eritin ve beş dakika bekletin. 250 gr unun ortasına erittiginiz mayayi, 30 gr toz şekeri, bir yumurtayı, 30 gr tereyağını ve bir fiske tuzu koyup kulak memesinden yumuşak bir hamur yogurun. Ağzını stretch filmle kapladiginiz bir kapta ılık bir ortamda mayalanmaya bırakın.

Hamur mayalandiginda tezgahı hafifçe unlayarak bir merdane yardımıyla (beş numara şiş kalınlığında diyebiliriz 😄)  dikdörtgen şeklinde açın. Açtığınız dikdortgenin her yerine kakaolu fındık kremasi sürün. Geniş ucundan başlayarak rulo yapın. Sonra bu rulonun sol başına üç parmaginizi koyun ve bu noktadan başlayarak rulonun en ucuna kadar bir bıçakla kesin hamuru. Sonra elde ettiğiniz bu iki parçayı birbirinin üzerinden atlatarak saç örgüsü gibi örün. En ucunu getirip başlangıç noktasına getirerek çelenk şekli verin.

Yağlı kağıt serdiginiz tepsiye çelengi alıp 20 dakika mayalanmasini bekleyin. Önceden isitilmis 180 derece fırında 15 dakika kadar pişirin. (Her fırın farklı pisirir,  kurdan testi uygulayın mutlaka) Ister ılık ister soğuk tuketebilirsiniz. Afiyet olsun.

27 Ocak 2017 Cuma

Cevizli ve Üzümlü Tatlı Çörek


Malzemeler:

 🍀50 gr tereyağ
 🍀2 dolu yemek kaşığı toz şeker
 🍀1 çay bardağı su
🍀1 Türk kahvesi fincanı zeytinyağı
 🍀2,5 çay kaşığı instant maya
🍀300 gr un

 Iç Malzemesi:
🍀Ceviz içi
 🍀Toz seker
🍀Tarçın
 🍀Kuru üzüm

 Üzerine Sürmek Için:
 🍀1 yumurta sarısı
 🍀2 çay kaşığı pekmez
🍀2 çay kaşığı su


 Hazırlama:

 Küçük bir tavaya su, tereyağ, zeytinyağı ve toz şekeri alıp şeker ve tereyağ eriyen kadar ılıtın. (Fazla isinirsa biraz ilimasi için bekletin. )

 Hamur yogurma kabına unu alın ve mayayi ekleyip karıştırın. Sıvı karışımı una ilave edip iyice yogurun.(yumuşak ve yağlı bir hamur olacak)

 Iç harcı için toz şeker ve cevizi robotta irice çekin. Önceden ılık suda bekleyip yumuşamış kuru üzümleri ve tarcini ekleyip karıştırın.

 Hamuru çok az unladığınız tezgahta merdane yardiyardimiyla dikdortgen seklinde olabildiğince ince açın.(çok ince olması önemli)

 İç harcı her yanına eşit şekilde bolca serpin.

 Hamuru bir ucundan başlayarak rulo şeklinde sarin .

 Yağlı kağıt serili kelepçeli kalıba gül böreği şeklinde yerleştirin.

 Üzerine yumurta sarısı, pekmez ve su karışımından sürüp bolca susam serpin.

 Fırını 165 dereceye ayarlayıp soğuk fırına verin. Kalın bir hamur olduğu için her yanını eşit pisirebilmek adına ağır ağır pisiriyoruz. Altı üstü güzelce kizardiginda kurdan batirip kontrol edin. Kurdan temiz çıktıysa fırından alın. Dinlenince servis yapın.

 Afiyet olsun.

26 Kasım 2016 Cumartesi

Pizza Pogacalar


Malzemeler:

Hamuru Icin:

🍀1 yumurta (sarısı üzeri için ayrilacak)
🍀1 çay bardağı zeytinyağı
🍀2 su bardağısüt
🍀2 yemek kaşığı toz şeker
🍀1 yemek kaşığı tuz
🍀42 gr yaş maya
🍀6-6.5 su bardağı un

Üzerine:
🍀Mihaliccik peyniri
🍀Domates
🍀Biber
🍀Sucuk

Hazirlama:

Altı su bardağı unu yogurma kabına alalım ve ortasını açalım.

Toz şeker ve tuzu una serpelim.

Orta kısma sıcağa yakın sütü ve mayayi alıp elimizle mayayi eritelim. Zeytinyağını da katıp hamur yoguralım.

Ele yapisan yumuşak bir hamur olacak. Bir bezle sarıp ılık bir yerde mayalanmaya bırakalım.

Mayalanan hamurdan mandalina büyüklüğünde parçalar koparıp tepsiye koyalım ve bir çay bardağı ile tam ortasına bastırarak yer açalım.

Açtığımız bölümlere peynir, domates ve biber yerlestirelim, hamurun boşta kalan kısımlarına yumurta sarısı sürelim.

Soğuk fırına verip fırını 180 dereceye ayarlayalım.

Güzelce kizarip pistiginde sucuk ekleyip bir iki dakika daha tutalim  ve fırından alalım.

Çıkarınca ilk sıcağı gittiginde çok az su serpeleyip üzerini bir bezle ortelim ki yumuşacık olsun.

Afiyetle.



25 Ekim 2016 Salı

Peynirli Yumuşacık Pogacalar


Malzemeler:

1 çay bardağı zeytinyağı

1 su bardağı süt

1 yemek kaşığı toz şeker

1 çay bardağı ılık su

42 gr. Yaş maya

1 yumurta akı

Tuz

4 su bardağı un

İçi İçin:

Beyaz peynir

Maydanoz


Üzerine:

Yumurta sarısı


Hazirlama:

Yogurma kabına unu alıp ortasını acin.

Sıvı malzemeyi ortaya, kuru malzemeyi una ekleyin.

Yaş mayayi suyla yumuşatarak eritin ve yumuşak bir hamur yogurun.

Hamuru sarıp sarmalayip ılık bir yerde mayalanmaya bırakın.

Mayalanan hamurdan yumruk büyüklüğünde parçalar alıp tatlı tabağı büyüklüğünde acin.

Açtığınız hamuru eş ucgenlere bölüp geniş uca peynirli içten koyup rulo yapın.

Yağlı kağıt serili tepsiye dizin, üzerlerine yumurta sarısı sürüp sarı haşhaş serpin.

Soğuk fırına verip 180 derecede pişirin.

Afiyet olsun.


9 Mayıs 2016 Pazartesi

Pastane Tuzlusu Bunlar




Eski defterlerde bekleşen, altın günlerinden, televizyonlardan alınan tariflerden biri bu tuzlular.  Dilediğiniz içle doldurun; peynir olur, patates, ıspanak,  kıyma, zeytin olur, zeytin ezmesi olur. Neyle isterseniz olur, annemin deyimiyle yüz agartir. Yapması da kolay. Malzemelerden de anlaşılacağı üzere kıyır kıyır, ünlü mamuller dukkanlarindan alınmış gibi.

Malzemeler:

200 gr. eritilmiş soğumuş tereyağ
1 çay bardağı siviyag
1 çay bardağı yoğurt
2 yemek kaşığı sirke
1 yumurtanın akı
1 tatlı kaşığı tuz
1 paket kabartma tozu
Aldığı kadar un

Hazirlama:

Yogurma kabına unu alin ortasini havuz gibi açın.

Ortasına sıvı malzemeleri, una da tuz ve kabartma tozunu serpip ortadan baslayip kenarlardan alarak kulak memesi kıvamında bir hamur yogurun.

Cevizden biraz büyük parçalar alarak avucunuzda çay tabağı büyüklüğünde açın.

İç harcini koyup kapatın,  avucunuzda yuvarlayarak şekil verin.

Yağlı kağıt serili tepsiye dizip, üzerlerine yumurta sarısı sürün. Susam, corekotu serpin.

Önceden ısıtılmış 180 derece fırında guzelce kizarana kadar pişirin.

Afiyet olsun.



28 Nisan 2016 Perşembe

Tek Lokmalık Dereotlu Poğaça



Dönem dönem bazı tarifler bloglar arasında yapmayanı dovuyorlarmis gibi popüler oluyor. Birbirlerine üç aşağı beş yukarı benzer tarifler ortalıkta uçuşuyor. En son magnolia puding ve trileçede olmuştu. Ben fotoğraflarını beğendiğim ve okuma arkadaşlığı da ettiğim sevgili Canan'dan Instagram'da görüp isteye isteye reçetesini almış, fırınımla zun süren süren küskünlugumū bitirmiştim ki bir dereotlu poğaça furyası koptu. Bu güzelim reçete arada kaynamasın diyerek bloga eklemeyi erteledim durdum ben de. Yapın beğeneceksiniz çayınızın yanında.

Hem ben seviyorum arada böyle çaylı, dantelli hanım hanımcık fotoğraf çekmeyi ☺.


Malzemeler

2 Yumurta (1 yumurtanın sarısını ayırın)
150 Gr Tereyağ
1 Çay  Bardağı Zeytinyağ
1 Çay Bardağı Yoğurt
1 Tatlı Kaşığı Sirke
1 Tatlı Kaşığı Şeker
1 Tatlı Kaşığı Tuz
1 Avuç Dereotu
100 Gr Beyaz Peynir
1 Adet Kabartma Tozu
5 Su Bardağı Un

Yapılışı
Yumurta ve oda sıcaklığındaki tereyağını çırpın ve krema kıvamına getirin. İçine sıvı yağ,sirke ve yoğurdu ekleyin. Unu kabartma tozu ile birlikte eleyip bu sıvı karışımın üstüne kontrollü olarak ekleyin. Ele yapışmayan yumuşak bir hamur olacak. İnce ince kıydığınız dereotunu da hamura katıp biraz daha yoğurun. Hamurdan cevizden daha küçük parçalar alın içine peynir koyup kapatın. Kıyır kıyır olacağı için tek lokmalık poğaçalar yapmaya özen gösterin. Yağlı kağıt serdiğiniz tepsiye dizin. Minik poğaçaların üstüne yumurta sürün 175 önceden ısıtılmış fırında altı üstü kızarıncaya kadar pişirin.
NOT: Çok çabuk pişiyor ve sıcakken enfes oluyorlar. Bu yüzden hazırladığınız tepsiyi misafirleriniz geldiğinde bile fırına sürebilirsiniz.

Afiyet olsun Tarifin aslı burada

9 Mart 2015 Pazartesi

Tahinli Çörekler



Susam tohumlarının kabuklarının ayrılıp kavrulmasıyla başlayan yolculuk değirmende ezilerek tahine dönüşmesiyle son bulur. Yüksek besleyici değeri olan tahini acımsı tadından dolayı tek başına pek tüketmiyoruz. Aklımıza ilk gelen eşlikçisi pekmez olsa da tahinle pideler, ekmekler, çörekler, helvalar, kekler, kurabiyeler yapıyor, soslara, dip soslara ekliyoruz. Hem Antalyalıların mezesi hibeşin ana malzemesi olduğunu da anımsayarak tahinsiz bir humus, tahinsiz bir fasülye piyazı düşünemeyiz değil mi?

Bu güzel çöreklerin tarifini  yıllar önce sanırım Ayşe Tüter vermişti televizyonda. O zamandan beri yaparım. Çocuklara beslenme çantası hazırladığım zamanlarda daha sık yapardım hatta. Mayalı olmadığı, kabartma tozu içermediği için şaşırmayın. Evet ikisi de yok. Tahine ekleyeceğiniz şeker miktarını da kendiniz belirleyin. Tahinle neyi yakıştırıyorsanız, erzak dolabınızda ne varsa ekleyebilirsiniz. Ben sıklıkla ceviz, kuru üzüm ekliyorum. Ceviz yoksa badem, fındık vs...

Yoğurma kabına yarım kase yoğurt, bir kase eritilmiş tereyağ, iki yumurta koyun, aldığı kadar unla ele yapışmayan yumuşak bir hamur yoğurun. On beş dakika dinlendirdiğiniz hamurdan yumruk büyüklüğünde bezeler koparın, hafif unlayarak yemek tabağı büyüklüğünde, bıçak sırtı kalınlığında açın. Şeker ve dövülmüş ceviz eklediğiniz tahini kaşıkla hamurun üzerine bolca gezdirin. Üzerine dilerseniz önceden on dakika sıcak suda beklettiğiniz kuru üzümleri serpin. Bir kenarından tuttuğunuz hamuru diğer ucuna kadar sararak sulo yapın. Sonra ruloyu gül böreği yapar gibi kendi etrafında dolayıp, boşta kalan ucunu hamurun altına gizleyin. Üzerine merdaneyle biraz bastırıp yassılaştırın. Tepsiye alın, üzerlerine yumurta sarısı sürün, susam serpin. Önceden ısıtılmış iki yüz derece fırında altı üstü güzelce kızarana kadar pişirin. Afiyet olsun.



30 Aralık 2014 Salı

Pastırmalı ve Peynirli, Ispanaklı Muska Böreği



Kokteyllerin ve  davetlerin vazgeçilmez tatlarındandır ıspanak. Siz de yeni yıla girme heyecanıyla kurduğunuz mutlu sofralarınızda bulunsun isterseniz bir gün önceden hazırlayarak o günkü telaşınızı hafifletebilirsiniz. 

Yemeklik doğranmış kuru soğanları az yağda diriliği çıkacak kadar sarartın. Temizlenmiş ve yıkanmış ıspanakları kaynar suya daldırıp çıkarın, iyice sularını sıkın. İncecik kıyıp soğanlara ekleyin. Soğan ve ıspanakları orta ateşte tuz ve karabiber ekleyerek iki dakika çevirin, ocaktan alın. Soğuyan harca ufalanmış beyaz peynir ( ya da dilediğiniz herhangi bir peynir)  ve irice kıyılmış pastırma parçalarını ekleyip karıştırın. İç harcınız bu şekilde hazırdır. Daha sonra yufkayı uzunlamasına üçer parmaklık aralarla kesin. Yani üç parmak genişliğinde uzun yufka parçalarınız olacak. Kestiğiniz her bir parçanın ucuna iç harçtan koyarak üçgen şekilde muskalar elde ederek sonuna kadar katlayın. Yufkaları sulu bir harçla ıslatmıyoruz, çıtır çıtır börekler istiyoruz çünkü. Hazırladığınız muskaları yağlı kağıt serili tepsiye dizip, üzerlerine bir fırça yardımıyla erimiş tereyağ sürün. Önceden ısıtılmış 200 derece fırında güzelce kızarana kadar (on on iki dakika kadar) pişirin. Ilık olarak servis yapın. 



Bütün blog okuyucularıma, dostlarıma, arkadaşlarıma, sevdiklerime, dünyaya yeni yılın daha olumlu, güzellik dolu bir enerjiyle gelmesini diliyorum. 

sevgi ve saygılarımla...


20 Ekim 2014 Pazartesi

Domates ve Peynirli Galette




Bir önceki yayında ayva ve karamurlu payda sözünü ettiğim evde kalmış peynirleri değerlendirebileceğiniz yapımı çok kısa süren kahvaltılık tuzlu galette tarifinde sıra. Hamur için tereyağınız ve suyunuz çok soğuk olacak, elinizin ısısını vermeden çabucak yoğurmaya dikkat edeceksiniz unutmayın.


İki su bardağı una bir fiske tuz ekleyip ortasına üç yemek kaşığı yoğurt, otuz gram çok soğuk tereyağı  koyun ve ortadan başlayıp yanlardan unu alarak hamuru yoğurmaya başlayın. Biraz toparlayınca yarım Türk kahvesi fincanı buz gibi soğuk suyu azar azar ekleyerek hamuru tutturun ve üzerini örterek hemen buzdolabına kaldırın.

Buzdolabında on beş yirmi dakika dinlenen hamuru ikiye bölüp hafif unlu tezgahta merdane ile  daire şeklinde açıp yağlı kağıt serdiğiniz tepsiye alın. Gördüğünüz üzere bu hamurla iki adet galette elde ediyoruz, daha fazla isterseniz ölçüleri katlayarak arttırabilirsiniz. Kenarlardan üçer parmak boşluk kalacak şekilde iç malzemeyi yerleştirin: peynir, zeytin, domates, biber... Canınız ne isterse. Kenarları büzerek toparlayın, yumurta sarısı sürüp önceden ısınmış iki yüz derece fırında üzeri ve altı güzelce kızarana kadar pişirin. Fırından almanıza az kala sucukları ekleyin, kurumalarını istemeyiz, değil mi? 


16 Eylül 2014 Salı

Çıtır Çıtır Ispanaklı Peynirli Börek


Bir kabusta sanırsın kendini. Hani gideceğin yere yürürsün, koşarsın da iki adım ilerleyemezsin, varamazsın bir türlü. Soluğun kesilir, ağlarsın. Öyle berbat günlerden birinde yapmıştım bu böreği. Geceden tembihlemişti Ayşesu, poğaça istemişti. Bense poğaça yapmaya üşenip börek işine girişmiştim. Hamurla oynamak, hamur açmak bana iyi geliyor biliyor musunuz? Yine iyi geleceğiniz hissetmiş olmalıyım ki kendimi hamur açarken bulmuştum. Dört su bardağı una bir yemek kaşığı sirke ve göz kararı tuz, su ekleyerek mantı hamuru kıvamında kulak memesinden biraz sertçe bir hamur yoğurmuştum.



Çıtır çıtır olsun istediydim, biraz da katlı. Hamuru dört eşit bezeye böldüm, her bir pazıyı oklava ile hafifçe unlayarak birer milimetre kalınlığında açtım. 125 gr tereyağını erittim, açtığım hamurların  her yerine fırça ile sürdüm. Sonra her bir hamuru rulo yaparak kendi çevresinde çevirerek sarmal yaptım; hep içime dönmek için belki, çıkamadığım aydınlıklara özlemimden belki de...

Sarmal hamurlarımı buzdolabına koyup yarım saat beklettim.




Bu arada yemeklik doğradığım kuru soğanları sararttım az zeytinyağında. Doğranmış ıspanak, beyaz peynir, az tuz, pul biberle iç hazırladım.


Buzdolabından çıkardığım ilk hamuru yağladığım fırına dayanıklı cam kabımın boyutlarında  (hafif unlayarak) açıp yerleştirdim, üzerini yeniden yağladım. İkinci hamurumu da aynı şekilde açıp üzerine yerleştirdim. Ispanaklı içimi eşit şekilde dağıttıktan sonra kalan iki hamuru da açarak, böreğimi tamamladım.

Güzelce dilimlediğim böreğin üzerine yine erimiş tereyağı sürdüm. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında pişirdim.




Güneşsiz sağanaklarda geçen onca gün, tarumar, dermansız, anlamsız, yitik, taa diplerde, göğsüne tünemiş kara kedilerle geçen ağır günler; kimselerin ellerinden tutmasını istemediğin, bulunduğun yerde kalmak istediğin o yaralı günler şimdilik uzaklarda kaldı çok şükür. Sabahın erken saatlerinde TRT radyosunda çalan türkülerin, dedemin içtiği sıcak çayın verdiği dinginliğe benzer bir şey var şimdilerde havada. Ellerimde dost elleri, her sabah...

Bin şükür...




1 Mart 2014 Cumartesi

Krem Şantili Poğaça



Poğaça tarifi vereceğim deyip pazar sabahı başka tellerden çalıverdim. Sözünü verdiğim poğaçayı bekletmeden yazmak farz oldu değerli okuyucu.

Poğaça hamurunda toz halde krem şanti var. Hemen telaşa kapılmayın, tatlı mı nasıl olur diye. Poğaça hamuruna kattığımız bir yemek kaşığı şeker kadar katkısı var şantinin tat anlamında. Beraberinde limon da olunca hafif bir gevrekliği var poğaçanın. Lezzetli, mayalama derdi olmayan, üşenmez de minik minik yaparsanız daha hoş görünecek poğaçaların  Sofra Dergisi Aralık 2009 sayısından aldığım tarifi şöyle.

Malzemeler:


  • 250 gr oda ısısında tereyağ
  • 2 adet yumurta
  • 1 çay bardağı toz krem şanti
  • 2-3 damla limon suyu
  • 1 paket kabartma tozu (10 gr)
  • Bir tutam tuz
  • 3,5 su bardağı kadar un


İçi İçin:


  • Beyaz peynir
  • Maydonoz


Üzerine sürmek için bir yumurta sarısı

Hazırlama:

Unu yoğurma kabına alın, tuz, kabartma tozu ve toz şantiyi ekleyin.

Unun ortasını açıp tereyağ, yumurta ve limon suyunu koyup kenarlardan ortaya doğru toparlayarak kulak memesi yumuşaklığında hamur yoğurun.

Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparın.

İçine peynirli harçtan koyup kenarlarını kapatarak yuvarlayın, toparladığınız kısımlar alta gelecek şekilde yağlı kağıt serili tepsiye dizin.

Üzerlerine yumurta sarısı sürüp, önceden ısıtılmış 180 derece fırında üzerleri pembeleşene kadar pişirin.


3 Şubat 2014 Pazartesi

Sodalı Poğaça




Mademki poğaça dedik, peş peşe iki poğaça tarifi daha vereyim sizlere. İlki hamurunda maden suyu içeriyor, misafire, çocuklara, doğum günlerine, kermeslere her yere götürebileceğiniz, dilediğiniz içle doldurabileceğiniz kolay bayatlamayan bir tarif.

Malzemeler:

Hamuru İçin:

  • 1 su bardağı ılık süt
  • 1 su bardağı sıvı yağ
  • 1 su bardağı  maden suyu
  • 2 yumurta
  • 1 yemek kaşığı toz şeker
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 1 tatlı kaşığı mahlep
  • 10 gr instant maya
  • Aldığı kadar un


İçi İçin:


  • Beyaz peynir
  • Maydonoz


Üzeri İçin:

  • Yumurta sarısı
  • Sarı haşhaş


Hazırlama:

Unu yoğurma kabına alıp ortasına sıvı malzemeyi, kenarlarına da katı malzemeyi koyun.
Malzemeleriniz oda ısısında olsun, sütü de biraz ılıtın.
Unutmayın mayalılarda başarının sırrı, hamurun yumuşak ve  ılık olmasındadır.
Kulak memesinden yumuşak bir hamur yoğurup üzerini sararak sıcak bir yerde mayalanmaya bırakın.
Mayalanan hamurdan parçalar koparıp avuç içinizde çay tabağı büyüklüğünde açın.
 İçini doldurun, kenarlarını toplayarak altta kalacak şekilde avucunuzda yuvarlayıp tepsiye dizin.
Üzerlerine yumurta sarısı sürüp sarı haşhaş serpin.
Önceden ısıtılmış 180 derece fırında altı üstü güzelce kızarana kadar pişirin.
Afiyet olsun.





27 Ocak 2014 Pazartesi

Peynirli Hem de Pofuduk Kruvasan Poğaçalar



Şekil olarak kruvasana benziyor, hazırlamak otuz altı böreğindeki aşamalarla, yumuşacık, pofuduk pofuduk. Yıllar önce Oktay Usta'nın programında bir pastane şefinden aldığım bu  tarifi çok severim. Ancak hazırlaması biraz zaman aldığı için sıkça yapmadığımdan, yaptığımda eli yüzü düzgün bir fotoğraf yakalayamadığımdan blogda yer alması beş yılı bulmuş.

Vereceğim ölçülerle altı tepsiye yakın yumuşacık poğaçalarınız olur, yapıp dondurucuda saklayabilir, acil durumlarda, çocuklar isteyip de sizin üşendiğiniz zamanlarda çıkarabilirsiniz. İstemez derseniz yarım ölçü yapmanızı öneririm.


Malzemeler:


  • 1 kilogram un
  • 1/2 su bardağı toz şeker
  • 1/2 su bardağı ılık süt
  • 1/2 limonun suyu
  • 1 yemek kaşığı tuz
  • 2 yumurta
  • 100 gr erimiş tereyağ
  • 42  gr yaş maya ( yoksa 10 gr instant maya)
  • 3 su bardağına yakın ılık su

Ara katları yağlamak için 250 gr oda ısısında tereyağ
Üzerine sürmek için iki yumurta sarısı
İç harcı için beyaz peynir, maydonoz


Hazırlama:

Un hamur yoğurma kabına alınır, ortası havuz gibi açılır.

Kuru malzemeler una eklenir, likit malzemeler ise ortaya.

Ilık su verilerek kulak memesinden yumuşak bir hamur yoğurun.

İyice yoğurduğunuz hamuru sarıp sarmalayıp ılık bir yerde mayalanmaya bırakın.

Mayalanan hamuru altı eşit bezeye  bölün.





Fotoğrafta gördüğünüz gibi bezeleri hafifçe unlayarak  bıçak sırtı kalınlığında açın . ( Çok düzgün açmak için yorulmayın, yırtılabilir, eğri olabilir hiç dert etmeyin.Hatta açamadım derseniz çarşaf böreğinde olduğu gibi elinizle çekiştirerek de açabilirsiniz. )

Her bir bezeyi açıp oda ısısındaki tereyağı ile yağlayarak zarf şeklinde kapatın, aralarını da mutlaka yağlayın. (250 gram dedim ama isterseniz bu miktarı azaltabilirsiniz de.) En üstü yağlamıyorsunuz.

Son aşamadaki hale gelen hamur katlarını yağların donması için yarım saat boyunca buzdolabında tutun. Aceleniz varsa derin dondurucuda daha kısa sürede de halledebilirsiniz bu işlemi.

Yağlar donmazsa sonraki aşamalarda yağlar dışına çıkar ve çalışmanız zorlaşır bunu atlamayın lütfen.


Şimdi tezgaha genişçe bir alana un serpin, buzdolabından çıkardığınız hamuru alıp üzerini de hafifçe unlayın. Oklava ya da merdane yardımıyla hamuru genişletin.



Hamuru altı santimetre genişliğinde uzun dikdörtgenlere bölün, sonra bu dörtgenlerden üçgenler elde edin.

Üçgenlerin geniş kenarına bir santimetre kadar çizik atın.

Bu geniş tarafa peynirli harcı koyup rulo yapın.




Sonra ruloyu ay çöreği gibi yanlardan içe doğru kıvırın ve tepsiye dizin.

On dakika kadar tepsi mayası için ılık bir yerde bekletin.

Üzerlerine yumurta sarısı sürüp, önceden ısıtılmış 200 derece fırında altı üstü güzelce kızarana kadar pişirin.

Afiyet olsun.

13 Ocak 2014 Pazartesi

Unutmadan...





Bugün 13 Ocak 2014  Pazartesi. Bugün üçüncü kez hala oldum. Eylem kuzumuz geldi dünyaya.

Bloga not düşeyim istedim, hem de bu fotoğrafla, bu tarifle. Çünkü Eylem'in dünyaya gelmesine saatler kala bu tuzlulardan yemiş, çaylarımızı içmiştik gülüşerek. Annesi çok sevmişti, umarım küçük hanım da sever de halası her yıl doğum gününde yapar ona. Tarifi de ekleyelim, büyüyüp okuduğunda gülümsesin Eylem kuzusu, halasına bu fotoğraf, bu kayıt ne çok şey hatırlatacak varsın bilmesin...


Malzemeler:


  • 1/2 su bardağı yoğurt
  • 1/2 su bardağı erimiş tereyağı
  • 1/2 su bardağı sıvıyağ
  • 1 yumurta + 1 yumurtanın beyazı
  • 1 yemek kaşığı üzüm sirkesi
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 paket kabartma tozu (10 gr)
  • 3,5 su bardağı un
İçi İçin:


  • Beyaz peynir
  • Maydonoz



Üzeri İçin:


  • 1 yumurta sarısı
  • Susam
  • Çörekotu


Hazırlama:

Un yoğurma kabına alınır ve ortası havuz gibi açılır.

Sıvı malzemeler ortaya, katı malzemeler una eklenerek yoğurulur.

Ceviz büyüklüğünde parçalar koparılır, avuç içinde açılır, peynirli harç konup kapatılır.

Kapatılan kısım altta kalacak şekilde avuç içinde yuvarlanır.

Yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizilir, üzerlerine yumurta sarısı sürülür, susam ve çörekotu serpilir.

Önceden ısıtılmış 180 derece fırında altı üstü güzelce kızarana kadar pişirilir.

Dondurucuda saklayıp, acil durumlarda gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz.

Afiyet olsun.



17 Temmuz 2013 Çarşamba

Her Güne Bir Yemek



Size vermek istediğim güzel bir haber vardı ya benim ağır aksak giden blog yazılarım yüzünden bugünlere sarktı. Her kayıtta yakınmayacağım, af dilemeyeceğim artık. Görünen o ki bir süre daha böyle gidecek blog la ilişkimiz. Yaz biter, sonbaharla evlerimize çekiliriz o vakitler düzene koyarım diye umuyorum, bakalım...

Güzel haber çok sevgili Tijen'ciğimin Her Güne Bir Yemek kitabının yeni baskısı çıktı Yapı Kredi Yayınları'ndan. İçinde benim de üç fotoğraf ve tarifimin bulunması mutluluk kaynağımdır, eşe dosta, toruna torbaya gösterilecek, anlatılacak hoş bir anıdır. Kitap Tijen'i tanıyanların bildiği gibi sade tarif vermekle yetinmeyip kendi kültürümüzden ve farklı kültürlerden örnekler içermekte. O'nun anlatımıyla:

'' Geçmişe dönüp baktığımızda, hatırladıklarımız çoğunlukla sofralarla ilgili anılardır. Düğünler, bayram yemekleri, bütün ailenin bir araya geldiği kahvaltılar, yılbaşı şölenleri... Kapımızı çalan komşumuzun getirdiği helva, kandil pişisi, Muharrem aşuresi... Oğlu askere gidene, büyükleri hacdan gelene, doğum yapana, ameliyat geçirene, ailesinde ölüm olana götürülen çorbalar, yemekler, tatlılar... Düğün davetiyesi niyetine börek arasında gelen tavuk, yağmur duası için çıkılan çayırda parçalanan çörek, Hıdrellez’de hazırlanan kömbe, Ramazan için özel çorbalar, bayram tatlıları, Nevruz pideleri... Yıllar yılı komşularımız olmuş Rumların, Musevilerin, Ermenilerin özel günlerinde hazırladıkları koliva, anuşabur, paskalya çöreği, ayvalı kuzu eti... Aydın’dan, Trabzon’dan, Diyarbakır’dan Ankara’dan tarifler... Kız istemede, nişanda, düğün hamamında pişirilen yemekler, sunulan şerbetler... Sadece bunlar da değil, komşu ülkelerin, dahası dünya ülkelerinin yılbaşı, bayram, düğün, festival gelenekleri ve bu geleneklerle bağlantılı yemekler... İşte Her Güne Bir Yemek’te bunlar var.''

Kitaptan denediğim ilk tarif  Kuşlar Kumrular Çöreği .Eskiden yılbaşlarında yapılan, genellikle yürüme zorluğu çeken hastalara ve yeni ayaklanmış bebeklere iyi geleceğine, o sene ev ahalisinin dş ağrısı çekmeyeceğine inanılarak ayaklar altında kırılan, eve uğur ve bereket getireceği inancıyla evin bir köşesine kırk gün boyunca asılı bırakılan bir çörek. Çöreğin, daha doğrusu bu gevrek simitin  öyküsünü daha fazla okumak isteyenler  kitaba başvuracaklar artıkın. Tarif ise şöyle:

Malzemeler:


  • 2,5/3 su bardağı un 
  • 100 gram tereyağı ( oda ısısında)
  • 2 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 2 yemek kaşığı yoğurt
  • 1 tatlı kaşığı mahlep
  • 1 yumurta ( sarısı hamura, beyazı simitlerin üzerine)
  • 1 çay kaşığı karbonat
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 1 çay kaşığı toz şeker
  • Bolca susam


Hazırlama:

Büyükçe bir kaba tereyağı, zeytinyağı, yoğurt, yumurta sarısı, tuz, şeker ve karbonatı koyup karıştırın.

Önceden elediğiniz unu yavaş yavaş ekleyerek ele yapışmayacak halde bir hamur hazırlayın.

Üzerini örtüp on on beş dakika kadar dinlendirdikten sonra hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopararak şekil verin. ( Kuş şekli vermek istedim ama ben beceremedim, belki siz becerirsiniz )

Çöreklerin üzt yüzeylerini önce yumurta akına, sonra susama batırıp yağlı kağıt serili tepsiye dizin.

170 derece önceden ısıtılmış fırında üzerleri kızarana kadar pişirin.

Beş  dakika dinlendirip tepsiden öyle alın.

Afiyet olsun.



10 Şubat 2013 Pazar

Pırasalı Mısır Ekmeği/Keki




Rüyalar biz kadınların tekelinde sanki. Erkekler pek rüya görmediklerini söylerler. Ya da onlara öyle geliyor; zira bilim her gece rüya gördüğümüzü söylüyor. Rüya görmedim diyen hatırlamıyormuş; içimizde/ ıssızlarımızda/ kuytularımızda yaptığımız bu renkli gezintiyi biz kadınlar mı önemsiyoruz acaba daha çok? Freudyen yaklaşımla: günlük hayatta derinlere ittiğimiz, toplumsal kontrol mekanizmalarını içselleştirip, tek düzeleştirmeyi becerdiğimiz ruhlarımız çırılçıplak günyüzüne -yoksa gece yüzüne mi demeliyim- çıkıveriyor; yönetmeni, ''recisörü'', senaristi, çoğunlukla başrol oyuncusu kendimiz olmak üzere.

Yıllar önce görüp, unutamadığımız rüyalarımız var, üç beş yılda bir tekrarlayan rüyalarımız var, hatta arkası yarın kıvamında, devamını çektiğimiz soap opera rüyalarımız...

Sınav rüyalarımız var, öğrenim hayatım biteli on altı yıl olmuş, ben hala arada adını bilmediğim, kitabını açmadığım sınavları beklerim derslik kapısında. Çocuklukta yatağa çiş yaparken kendimizi tuvalette gördüğümüz rüyalar sonlandı çok şükür. Hem kaçınız koynunda uyanan adama, geceleyin yazdığınız senaryoda başka kadınla kol kolaydı diye ters ters bakmadı hıı?

Rüyalara çağlar boyunca geleceğin habercisi olarak bakılmış. Yunan Mitolojisi'nden tutun da farklı dinlere, hatta İbn-i Haldun'a, Hipokrat'a kadar. Biz eksik kalır mıyız? Laboratuvarda da çalışsak, en okumuş, en yazmış, en aklı selimimiz de olsa rüyalarımızdan anlam çıkarma çabamız oluyor işte. Anlamlar çıkarmaya çalışıyoruz rüyalarımızdan, koca fanusunu önüne almış, suratında koca beni, elinde sigarasıyla yaşlı bir çingene kadını dinler gibi. Hatta işi ileri götürüp ''Rüya Tabirleri'' kitabını yanından eksik etmeyenlerimiz var, annem gibi.

Bazı sabahlar annemi arıyorum rüyamı anlatmak için. Biz kadınlar birbirimize anlatırız rüyalarımızı, erkeklere değil. Onlar anlamıyorlar, bir yerlerin açık kalmışla başlayıp, işte bunu istiyorsun da ondan görmüşsün bu rüyayı diye devam eden basit açıklamalarla yetinirler. Bıktım senin rüyalarından ya da her gece nasıl rüya görüyorsun şaşkınlığı, uçmuşsun sen yakıştırmaları...

Bu sabah rüyamı kimselere anlatmadım. Bir tek size anlatacağım. Gayet açık ve net aslında, bilimsel açıklamaya da uyuyor. Pazar sabahı bu satırları yazışıma sebep. Rüyamda bloga yazıyordum efendim. Günlerdir süren ilgisizliğim batıyordu içime. Hemen senaryo yazıldı, ışıklar, kamera ve kayıtt! Mesaj da açık ve net. Git bloga bir şeyler yaz. Olur efenim, başım üstüne.

Fotoğrafta gördüğünüz tada pırasalı mısır unlu ekmek diyebilirsiniz. Sinop civarında yapılıyor, Girit kökenlilerin benzer bir keki/ekmeği var. Bir de Sofra Dergisi'nde baltacı ekmeği ismiyle rastlamışlığım var kendilerine. Son sözünü ettiğim tariften yola çıkarak farklı ölçülerle yaptığım pırasalı mısır unlu ekmeğim/kekim kahvaltı için harika bir seçenek.

Malzemeler:


  • 5 adet pırasa
  • 2 adet kuru soğan
  • 100 gr kıyma
  • 1/2 yemek kaşığı salça
  • 1/4 kapya biber
  • Toz kırmızı biber
  • 1 yumurta
  • Dereotu
  • 1 su bardağına yakın süt
  • Tuz, karabiber
  • 2 su bardağı mısır unu
  • 1 yemek kaşığı toz şeker
  • Maydonoz
  • Pul biber
  • 1 kahve fincanı sıvıyağ
  • Bir paket kabartma tozu


Üzeri için:


  • Bir yumurta sarısı
  • Susam



Hazırlama:

Soğan ve pırasaları ince ince doğrayıp sıvıyağda hafifçe sararana kadar kavurun.

Kıymasını katıp kavurun, salça, ince doğranmış kapya biber katın, suyunu çekene dek kavurun.

Ateşten alıp ince doğranmış maydonoz, dereotu, tuz, karabiber, toz kırmızı biber, pul biber, toz şeker ve süt ekleyip tahta kaşıkla karıştırın.

Mısır ununa kabartma tozunu katın, bunu da harca ekleyin. İyice karıştırın.

Karışım koyu bir kek kıvamında olacak, katı gelirse biraz su ile yumuşatabilirsiniz.

Yağlanmış küçük bir tepsiye karışımı yayıp, üzerine yumurta sarısı sürün, bolca susam serpin.

180 derece fırında kek gibi pişirin.

Ilıkken servis yapın.

Son olarak eski filmlerden bir şarkı hediye edeyim sizlere, pembeli pembeli rüyalar dileyerek...


30 Ocak 2013 Çarşamba

Mutsuzluğa, Yalnızlığa, Gitmemeye Dair



"Bir mektup bıraktı Tante Rosa arkada, üç çocuk bıraktı; biri emzikte, kaz kızartması ve elma pastası yapmasını, yemek masası örtülerini kolalamasını, dolapları yerleştirmesini öğrettiği hizmetçi kızı bıraktı. Margarita ekili bir küçük bahçe, tahta merdivenli, yüksek tavanlı, çalar saatli bir ev bıraktı, her pazar sabahı kiliseye giden, her pazar öğleden sonra sonra koynuna giren kocayı bıraktı, şapka giyen komşu kadınları, sümüklü çocuklarını bıraktı, onların kocalarını, onların da kaz kızartmalı hayatlarını bıraktı, kiliseyi bıraktı, çan seslerini, org seslerini, Noel şarkılarını bıraktı, kiliseden dönen çocukların attığı kar topuyla delinen camı tıkadığı sol memesini, yüreğini yağ tabakasıyla örten sol memesini bıraktı. Gitti. Gitti fabrika bacalarının, gemi düdüklerinin oraya, tramvaylarda herkesin birbirlerinin ayaklarına bastığı ve pardon demediği ve ne merhaba ne de günaydın demediği insanların oraya gitti, pazar günü öğleden sonraydı, akşamdı ya da, yollara düştü arkada soluk menekşeler arasına katlanmış mektuplar bıraktı, gelin elbiseleri, duvaklar bıraktı." 



Sevgi Soysal





Mutsuzluk bulaşıcıydı. Hastalık gibi, kanser gibi kemirgendi. Çalınmıştı bir kere saçlarına. Durgundu. Alıp başını gidesi vardı, Tante Rosa gibi. Yapabilir miydi sahi? Memesini cama dayayan Tante Rosa yapmıştı. Hiç sanmıyordu , o çıkmazdı dönülmez yollara, çıksa bile yarı yoldan dönerdi. Biliyordu mutsuzluğu kapı dışarı edebilirdi yakında. Hem de bırakıp gidemedikleri sayesinde. Durgundu,  hiçbir işin ucundan tutası yoktu. Ne başlamak, ne bitirmek. Uzaktı çok. Sadece mutsuzluğuna gömülüp saatlerce ağlamak, sonra volta atmak, sonra yine ağlamak. İsteği buydu . Sıyrılmak istemiyordu ki çaba göstersin.

Zoraki çıkmıştı evden, teslim edilmesi gereken evraklar vardı, ödenecek faturalar. Dönüşte yaşlı, yorgun  ama güzel köprüden geçti. Altından geçen boklu suyun kokusundan tiksindi bir kez  daha. Yolunu şaşırmış, İstanbul'u, Boğaz'ı bırakıp gelmiş martılara kızdı yine. Az ötedeki yıkılmış, sahipsiz evin bahçesinde baktığı kedilere yemek getirmişti. Besledi  onları, sevdi. Merdivenleri çıkıp evin kapısına yanaştıkça içindeki olağan tedirginliği duydu yine. Oh! Sakindi  ortalık, hırsız mırsız girmemişti eve. Öyle korkardı. Geçmişte hırsızlar dünyayı zindan etmemişler miydi? Bu korku o yıllardan yerleşmiş , gitmek bilmemişti bir türlü.

Evinin sıcağı ve kokusu vurdu yüzüne, kedi kızları kapıda karşıladı onu. Ellerindekilere atıldılar, kokladılar. İşte yeniden mutsuzluğu ile başbaşaydı. Çay yaptı kendine , küçük poşeti daldırdı bardağına. Rengin yayılışını izledi kısa süre. Gitmeden  önce dondurucudan  çıkardığı börekler vardı, ısıttı.  Hoşbuldum sakinliğim dedi, hoşbuldum...

11 Aralık 2012 Salı

Otuz Altı Böreği



Çok bilinen, ismini katlarından alan, yıllardır çok severek yediğim ama, sıklıkla yapmadığım otuz altı böreği. Sıklıkla yapamıyorum çünkü; hazırlamak biraz zaman alıyor. Ancak yapmışken çok yapmak tercihimdir, dondurucudan çıkarıp ısıttığınızda da gayet güzel oluyor. Tarifte üzeri için ayırdığım iki yumurta sarısını ayırmaz da hamura katarsanız daha çıtır çıtır bir sonuç elde edersiniz. Ama ben bu halini seviyorum. Peynirlisi ve ıspanaklı peynirlisi en çok yaptığım; dilediğiniz içle yapabilir, üçgen dışında  kare, rulo şeklinde de kapatabilirsiniz. Bu ölçülerle üç koca tepsi çıkar.

Malzemeler:


  • 1 su bardağı yoğurt
  • 1 su bardağı sıvıyağ
  • 4 yumurta 
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 cimcik toz şeker
  • 42 gr yaş maya ( bir paket yani on gram instant maya da olur)
  • Ilık su
  • 1 kilogram (dokuz su bardağı kadar) un



İçi İçin:


  • Beyaz peynir
  • Maydonoz


Yağlamak İçin:


  • 250 gram tereyağ



Hazırlama:

Una şeker ve tuzu serpip ortasını açın.

Sıvıyağ, yoğurt ve yumurtaları ( ikisinin sarısını ayırarak), mayayı unun ortasına koyup ılık su ekleyerek kulak memesi kıvamında hamur yoğurun. Mayalı hamuru aman diyim katı tutmayın, kabarmaz, sonuç sizi üzer.

İyice yoğurduğunuz hamuru sarıp sarmalayıp ılık bir yerde mayalanmaya bırakın.

Mayalanan hamuru altı eşit bezeye  bölün.



Fotoğrafta gördüğünüz gibi bezeleri hafifçe unlayarak  bıçak sırtı kalınlığında açın . ( Çok düzgün açmak için yorulmayın, yırtılabilir, eğri olabilir hiç dert etmeyin.Hatta açamadım derseniz çarşaf böreğinde olduğu gibi elinizle çekiştirerek de açabilirsiniz. )

Her bir bezeyi açıp oda ısısındaki tereyağı ile yağlayarak zarf şeklinde kapatın, aralarını da mutlaka yağlayın. (250 gram dedim ama isterseniz bu miktarı azaltabilirsiniz de.) En üstü yağlamıyorsunuz.

Son aşamadaki hale gelen hamur katlarını yağların donması için yarım saat boyunca buzdolabında tutun. Aceleniz varsa derin dondurucuda daha kısa sürede de halledebilirsiniz bu işlemi.

Yağlar donmazsa sonraki aşamalarda yağlar dışına çıkar ve çalışmanız zorlaşır bunu atlamayın lütfen.


Şimdi tezgaha genişçe bir alana un serpin, buzdolabından çıkardığınız hamuru alıp üzerini de hafifçe unlayın. Oklava ya da merdane yardımıyla hamuru genişletin.


Fotoğrafta gördüğünüz kalınlıkta olana dek açın, karelere bölüp bolca iç koyun ve üçgen şeklinde kapatın.

Şekil verdiğiniz börekleri yağlı kağıt serili tepsiye alıp üzerlerine ılık bir yerde tepsi mayasının gelmesi için bekletin.

Vaktim yok derseniz bu aşamayı geçip, üzerlerine yumurta sarısı sürdüğünüz börekleri soğuk fırına verip iki yüz dereceye ayarlayın.

Alt ve üstleri güzelce kızaran börekleriniz fırından alın. İlk sıcağı çıkınca hafifçe su serpeleyip üzerlerini örtün.

Dinlenen börekleriniz servise hazırdır, afiyet olsun.



LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin