narince etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
narince etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Şubat 2017 Pazartesi

Lezzet Dolu Anlar Yaşamanızı Sağlayabilecek Poğaça Tarifleri



Hamur işi lezzetlerin baş tacı olarak nitelendirilen poğaça tarifleri, lezzet dolu tatları ve muhteşem sunumları sayesinde ev hanımlarının vazgeçilmez uğraşlarını oluşturuyor. Günümüzde farklı malzemeler ile üretilen birbirinden farklı poğaça tarif seçeneği bulunuyor. Sabah kahvaltısı, öğlen yemeği, brunch veya çay saatleri gibi günün farklı dönemlerinde tüketebileceğiniz poğaça tariflerine Yemek.com ile ulaşabilirsiniz. Yaptığınız lezzet dolu poğaçaları, ister misafirlerinize ikram edebilir isterse de çocuğunuzun beslenme çantasına atıştırmalık bir öğün olarak koyabilirsiniz. Aşağıda yer alan poğaça tariflerine göz atarak siz de verilen bilgiler ışığında son derece leziz tatlar ortaya çıkartabilirsiniz.
Krem Şantili Poğaça
Malzemeler
1 paket tereyağı
1 yemek kaşığı kuru maya
1 su bardağı süt
5-6 su bardağı un
1 paket toz krem şanti
2 adet yumurta
Hazırlanışı:
Poğaçaya başlamadan önce tereyağı, krem şantiyi ve yumurtayı harmanlayarak yoğuruyoruz. Aynı zamanda ayrı bir kap içerisinde sütü ve mayayı karıştırmalısınız. 5 veya 6 dakika köpürterek karıştırmanız yeterli olacaktır. Ardından elenmiş unu ve kabartma tozunu ekledikten sonra tüm harcı bir araya getiriyoruz. İçerisine arzunuza göre ister peynir isterse de patates ekleyebilirsiniz. Ben patates ve çeşitli baharatlar yardımı ile bir iç harç hazırlamıştım. Gayette güzel bir tat verdi. Fırına sürmeden önce ayırdığınız yumurtalardan birinin sarısını üzerine sürün ve 180 derecelik fırında kızarana denk pişirin. Şimdiden afiyet olsun.


Patatesli Rulo Poğaça


Malzemeler:

1 su bardağı sıvı yağ
1 yemek kaşığı şeker
1 silme tatlı kaşığı tuz
1 yumurta (sarısı üzerine)
3,5 su bardağı un
1 su bardağı ılık süt
1 paket yaş maya


İç Harcı için:

100 gr yağlı peynir
2 adet orta boy patates
Tuz, karabiber, nane, kekik.

Hazırlanışı:

Poğaça tarifimize iç harcı hazırlayarak başlıyoruz. Öncelikle patatesleri ve haşlayın ve rendeleyin. Daha sonra içerisine peynirinizi, biberlerinizi ve baharat seçeneklerini ekleyebilirsiniz.  Hazırladığınız harcı güzelce harmanladıktan sonra bir süre beklemeye alıyoruz. BU süre zarfında hamurunu hazırlamaya başlayabilirsiniz. 
Hamurunu hazırlamak için ılık süt, maya ve şekeri öncelikle bir yoğurma kabı içerisine alın ve güzelce birbirine yedirin. Ardından yağı ve tuzuyla birlikte yavaş yavaş ununu ekleyin. Hamurunu bu süre zarfından güzelce ayarlamanız ve en az 20 dakika beklemeniz gerekiyor. Daha sonra mayalanan hamuru ikiye ayırarak merdane yardımı ile açın ve içerisine azar azar harçtan ekleyerek rulo haline getirin. Tüm hamur için bu işlemi yaptıktan sonra üzerine yumurta sarısını sürüp 180 derecelik fırında pişirebilirsiniz. 
Birbirinden güzel tarifler arıyor ve güzel lezzetler yapmak için sabırsızlanıyorsanız siz de Yemek.com adresine tıklayabilirsiniz. Hamur işi yazan kısımdan damak zevkinize uygun farklı poğaça tariflerine ulaşabilirsiniz. 

15 Eylül 2016 Perşembe

En İyi Kurabiye Tarifleri





Hepimiz için çay saatleri oldukça önemlidir. Yeri geldiğinde en önemli paylaşımlar, fikir alışverişleri bir çay saati döngüsü etrafında sonuçlanır. Hal böyleyken de elbette çay saatini tatlı bir zaman dilimine dönüştürmek oldukça önemlidir. Özellikle misafirlerini kendi yaptığı lezzetler eşliğinde ağırlamaktan hoşlanan bizler için, çayın yanına yakışan en önemli lezzetlerin başında kurabiye gelir. Eğer evde hazırda bir şey yoksa ve misafirleriniz az sonra kapınızı çalacaksa, kısa sürede hazırlayabileceğiniz kurabiyeler ile misafirlerinizin hem midesine hem de gözüne hitap etmiş olacaksınız.

Kısa sürede en iyi lezzeti yakalamak adına çok fazla kurabiye tarifi ile ilgilendiğimi söylemeliyim. Tatlı ve tuzlu kurabiye tarifi konusunda kitap yazabilecek kadar deneyime de sahibim. Yine de farklı tatlara her zaman açık olduğum için sık sık yeni tarif araştırmasına girerim. Yine internetten kurabiye tarifi ile ilgili araştırmalara girmiştim ki lezzet.com sitesini keşfettim. Özellikle görsellerindeki güzellik ve tariflerin pratik şekilde anlatılması kesinlikle beni cezbeden unsurların başında geliyor. Hem servis ederken görsellik açısından neler yapılabilir diye düşünmek zorunda kalmıyorum hem de tarifleri o denli pratik ki zaman ve malzeme açısından hiç zorluk yaşamıyorum. Bir insan daha ne isteyebilir ki.

Eğer damak lezzetlerimiz aynı ise kurabiye tarifi içinden Damla Sakızlı Beyaz Kurabiye sizin de favoriniz olmaya kesinlikle aday olacaktır. Hem çay hem de kahve keyfinin yanında lezzeti ve görselliği ile harika bir tat. Eğer tatlı kurabiye tarifi değil de tuzlu kurabiye tarifi arıyorsanız tuzlu kurabiyeler sizin için kesinlikle biçilmiş kaftan. Üstelik görünüşleri itibari ile de pastaneden aldığınız kurabiyelerden hiçbir farkı yok. Tek fark evde kullandığınız kaliteli ve sağlıklı malzemeler ile yapıyor oluşunuz.

Sadece kurabiye tarifi değil, lezzet.com sitesinde aklınıza gelen veya merak ettiğiniz her türlü tarife ulaşmanız mümkün. Özellikle benim gibi bol bol misafir çağıran biriyseniz lezzet.com sitesindeki tarifler ile hem masanızı hem de midenizi doldurabileceksiniz. Siteye girdiğinizde mutlaka bütün kategorilere göz atmalısınız. Eminim ki siz de benim gibi birçok püf noktası edinip hayatınızı çok daha kolaylaştıracak bilgiler edineceksiniz. Şimdiden afiyet olsun.

3 Ekim 2014 Cuma

Bayramınız Kutlu Olsun




Bu bayram Baklavacı Güllüoğlu yeni ürünü incirli cevizli sarma göndererek ağızlarımızı tatlandırmak istemiş. Hacmi büyük olan lokumu ağzınıza aldığınızda önce fıstık tadını, sonra incir ve cevizin bildik nefis uyumunu alıyor damağınız. Güllüoğlu'na teşekkür ediyorum. Bu ürüne sizler de ulaşmak ve detaylı bilgi almak isterseniz 0 212 321 34 44 numaralı telefon ile irtibat kurabilir, bu adresten bilgi alabilirsiniz.

Bayramınızı kutlar ağzınızın tadı hiç bozulmasın dilerim.

sevgiler


Necla


23 Aralık 2013 Pazartesi

Yılın Enleri-2

Yılın enlerine nefis çörekotlu kurabiyelerle devam ediyoruz.



Sırada baharın güzelliği çileklerle, bezelerle donanmış kuplar var.



Şahane, her şeyiyle tastamam bir et yemeği ile kısa bir ara verip, son üçü bekleyelim.




26 Ekim 2013 Cumartesi

Güllüoğlu'nun İçli Köfte Tarifi


Bol fotoğraflı bir kayıt daha. Bloga kendi fotoğrafımı koyarak bir ilki yapıyorum. Davetli yemek blogu yazarı arkadaşlarım ve sayın Fatih Güllü ile birlikteyiz. (Sağdaki pembe gömlekli ben deniz oluyorum efenim, fazla ışık almış, yüzü gözü dağınık çıkmış olsam da)


Söz verdiğim gibi Güllüoğlu'nun içli köfte tarifini bulacaksınız bu satırlarda. Durdu Ustamız bize malzemeleri bir bir saymaya başlamışken:





İşte Durdu Usta'nın içli köfte tarifi, ölçüleriyle hem de;

10 adet içli köfte için

 Malzemeler

Hamur:


  • Sıcak suyla haşlanıp 20 dk bekletilmiş 200 gr  ince bulgur
  • 1 yumurta
  • 15 gr tuz
  • 10 gr acısız kırmızı toz biber
  • 40 gr haşlanmış patates
  • 50 gr çiğköftelik kuzu (ya da dana) yağsız kıyma


İç Harcı:
  • 300 gr normal yağlı kuzu kıyma
  • 150 gr kuru soğan
  • 40 gr küçük tane halinde ceviz içi
  • 10 gr tuz, 10 gr kimyon, 5 gr karabiber, 5 gr acısız kırmızı toz biber
Hazırlama:

İç harcını bir gün önceden hazırlamak en iyisi. Harç donmuş olunca çalışmak daha kolay. Sıcak tavaya önce kıyma alınır ve kavrulur, suyunu çektikten sonra incecik doğranmış kurusoğanlar eklenir ve kısık ateşte, sabırla soğanlar sararana kadar kavrulur. Kalan malzemeler de bu esnada eklenir, hepsi birbiriyle özleşene kadar çevrilir ve ateşten alınan iç soğumaya bırakılır. 

Durdu Usta der ki, mevsim kışsa, cevize tazelik hissi vermek için önceden suda ıslatınız.

Hamur için de bulgura üzerini kapatacak kadar sıcak su ekleyip üzerini kapatarak şişmeye bırakın. Beş altı dakika sonra bir bakın bulgur hala diriyse biraz daha sıcak su ekleyip yeniden dinlenmeye bırakın, diriliği gitmişse diğer malzemeleri de ekleyerek güzelce yoğurun. Hamur özleşip birbirini tutunca hazır demektir.



Daha sonra elimizi ıslatarak şekil verdiğimiz içli köfteleri yağda kızartarak servise hazır hale getiriyoruz. 

Fatih Bey yaptığı köfteyi doldururken:


Ben içli köfteme son şeklini verirken:




Arkadaşlarımla hazırladığımız şekil şekil köfteler kızardığında:



Bu da benim alışkın olduğum şekliyle yaptığım incecik açtığım içli köftem:




22 Ekim 2013 Salı

Güllüoğlu Ümitköy' den İzlenimler

Biz Ankaralı yemek blogu yazarları 9 Ekim 'de Güllüoğlu Kurumsal İletişim Danışmanı Canan Hanım'ın daveti ile soluğu Ümitköy şubesinde aldık. Ümitköy Güllüoğlu Türkiye'deki en büyük şubeleri. Üç katlı, dış mekana ve çocuklar için oyun parkına da sahip geniş ve ferah şubede, yalnızca baklava değil; kahvaltı, brunch, leziz pastalar,dünya mutfağından, Türk ve Osmanlı Mutfağından ve tabiiki Antep Mutfağı'ndan çeşitler bulabilirsiniz.

Yaz başında aldığımız kahvaltı davetinden kalma bu fotoğraflar  sanırım çeşitlerin zenginliğine dair ipucları verecektir sizlere.




Buluşmamızda  ikram edilen alinazik ve yuvalamayı çok çok beğendiğimi söyleyebilirim rahatlıkla.


Baklavaya elbette söyleyecek söz yoktu.





Kahvelerimizin yanında demirhindi ve ahududulu şerbetleri, bir de henüz satışa sunulmamış incirli cevizli lokumu tattık. Yok öyle sandığınız gibi laf olsun diye değil, incirli cevizli lokumu tatmalısınız, aklınızın bir köşesinde olsun.



Asıl toplanmamıza vesile olan konu ise içli köfte idi. Canan Hanım'ın yanısıra Fatih Güllü'nün ev sahipliğinde Durdu Usta ile birlikte içli köfte yaptık. Sonra da afiyetle yedik. Güllüoğlu'nun içli köfte tarifini, mühim ayrıntılarıyla birlikte bir sonraki gönderide vereceğim.

Unutmadan; mekana giderseniz bol fıstıklı nefis katmerinden yemeden ayrılmayın derim, naçizane.



10 Şubat 2012 Cuma

Gamze Akbaş İçin


Yemeğe ara verip yardımımıza ihtiyacı olan bir anneden söz edeceğim sizlere.


Gamze anneyi pek çoğumuz artık tanıyor ve durumunu biliyoruz. Ancak bilmeyenler için tekrar kısa bir bilgilendirme yapalım:

Gamze genç bir anne… 3 yaşında bir oğlu var ve kendisine lösemi teşhisi konuldu. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Bölümünde yatıyor.

Son durum:
Son durum:

.”ŞU ANDA KAN GEREKMİYOR”.

.İlik nakli gerekli. İlik nakli için donör aranmaya pazartesi günü (13.02.2012) günü başlanacak.

.Pazartesi günü kemoterapiye başlanacak. “ÖNÜMÜZDEKİ HAFTADAN İTİBAREN” Trombosit ihtiyacı olacak. “ALINAN TROMBOSİT EN FAZLA 5 GÜN SAKLANABİLDİĞİNDEN, İHTİYAÇ OLDUKÇA” A RH + grubundakilerin Dokuz Eylül Üniversitesi’ne gidip “TROMBOSİT” vermeleri gerekecek.

.Pazartesi günü kemoterapiye başlanacak.

.Kardeşinin iliği uymamış, yakın akrabaların uyma ihtimali yüzde 1 imiş. Diğerlerinin uyma ihtimali ise 40 binde 1. Çapa’da 27 bin donör örneği varmış. Oranın düşüklüğünü hesaplayabilirsiniz.Bu yüzden bu “havuz”daki sayı ne kadar çoğalırsa, Gamze’nin kurtulma şansı o oranda artacak.Yani, donör olmak için başvurmak ve küçücük bir tüp kan vermek ÇOK ÇOK ÇOK ÖNEMLİ.Ama aynı gün içinde yüzlerce kişi gitmesin aynı merkezlere. Bunun için organize olup liste oluşturmak gerek. Çapa’daki konsey perşembe günleri toplanıyormuş, perşembe öncesi gitmek iyi olur.

.Gamze’nin lösemi teşhisi: AML M5 (Akut miyoloblast lösemi)

.Daha önce kök hücre nakli gerçekleştirilmiş ancak ney yazık ki hastalık tekrar nüksetmiş.

.Hepiniz donör olarak kan verebilirsiniz: Akraba Dışı Doku ve Kordon Kanı Bağışı yapılabiliyor.

.Gamze için bir blog açıldı bütün güncel bilgiler burada: Gamze Akbaş
Kendisine pozitif, samimi ve iyileşeceğine inandığınızı yazmak isterseniz:gamzeakbasicin@gmail.com Buraya atılan mailleri kendisi bizzat okuyor.

.Odasına geçmiş olsun kartları göndermek isteyen anneler her ilde kendi içinde organize oluyorlar. İnternet anneleri google grubuna üye olabilir ya da Nurturia’daki oluşuma katılabilirsiniz.

ADRES: Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi-İZMİR. Oda numarası 4865 Hematoloji Servisi, Onkoloji 1. kat

Ankara’dan ilik donörü olmak isteyenler: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, İbni Sina Hastanesi, Akrabalık Dışı Kemik İliği ve Kordon Kanı Bankası Tel:(312) 508 24 44.

İstanbul’dan ilik donörü isteyenler: Çapa Tıp Fakültesi İlik ve Doku Nakli Merkezi

İzmir’den ilik donörü olmak isteyenler: Ege Üniversitesi Kan Merkezi irtibat no: 390 40 29 Randevu alarak gidiliyor.


Bu sehirler disinda yasayanlar ise: Oncelikle online olarak su adresteki formu dolduruyorsunuz: http://www.itf.istanbul.edu.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=885&Itemid=1

Gonullu formu

(En alttaki: "Kök Hücre ve Kemik İliği Bağışı İçin Onam Formunu Okudum, Anladım, Kabul Ediyorum" kutucugunu isaretlemeyi unutmayin!)

Sonrasinda:

Içinde 7,2 mg EDTA bulunan 4’er cc’lik 2 adet mor kapaklı tam kan (hemogram) tüpüne kan örneğinizi aldırarak, oda sıcaklığında ve 24 saat içinde elimizde olacak şekilde ve kargo ücretini kendiniz karşılayarak, asagidaki adrese gönderebilirsiniz.

(Lütfen, tüplerin üzerine TC kimlik numaranızı ve aldığınız e-postada yer alan başvuru numaranızı yazmayı unutmayınız.)

Bazi yasal zorunluluklar gereği; kargo ücretini kendinizin karşılaması gerekmektedir. Kargo ücreti; 5-8 TL arasında değişmektedir.

Kargo Adresi:Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesiİbni Sina HastanesiHematoloji Laboratuvarı, Asma Kat06100Sıhhiye, AnkaraTel: (312) 508 24 40 (312) 508 24 44


Kimler donör olabilir:
18-50 yaşında sağlığı müsait olan herkes kemik iliği bankasına gidip başvuru formu doldurabilir. Bir tüp kan verenler bulaşıcı hastalık testinden geçiriliyor. Hastalık taşımıyorsa bankaya kaydediliyor.
Gönüllü vericinin kayıtları bilgisayara işleniyor, hastalarla uyum sağlarsa daha ileri tetkik yapılmak için çağrılıyor. Uygunsa genel anestezi altında kemik iliği alınıyor. Vericinin leğen kemiğinden özel iğneler aracılığı ile alınan kemik iliği bir torbaya aktarılıyor. Operasyon ve dikiş gerektirmiyor ve hiç acımıyor. Kemik iliği vericisi ertesi gün işine dönüyor.

Kimler kök hücre bağışlayamaz:
Kimlerin kök hücre vericisi olması uygun değildir?
18 yaşından genç veya 55 yaşından yaşlı olanlar, ağırlıkları 50 kg den daha düşük veya beden ölçüsü endeksi 40’ın üzerinde olan aşırı kilolu kişiler
Belirli hastalığı bulunan ve kan bankasında kan bağışı reddedilmiş kişiler
Kalp ve kan dolaşım sistemi rahatsızlıkları
Örneğin koroner kalp hastalığı, kalp krizi, kalp yetmezliği, tedavi gerektiren kalp ritmi bozuklukları, düzensiz yüksek tansiyon gibi
Solunum yolları rahatsızlıkları
Örneğin ağır kronik astım (düzenli ilaç tedavisi gerektiren), kronik bronşit, akciğer veremi, akciğer embolisi gibi.


Kan, kan pıhtılaşma sistemi veya kan damarları rahatsızlıkları
Örneğin oto-immün anemi, A tipi hemofili, derin venlerde tromboz gibi
Ruhsal rahatsızlıklar, santral sinir sistemi rahatsızlıkları
Örneğin tedavi gerektiren depresyonlar, psikoz, şizofreni, epilepsi, multipl skleroz gibi
Oto-immün sistem rahatsızları
Örneğin romatoid artrit (romatizma), kolajenozlar, Crohn hastalığı, ülseröz kolit, troid gibi
Salgı bezleri rahatsızlığı
Örneğin Diabetes mellitus gibi
Kötü huylu sayılan (kanser hastalığı) rahatsızlıklar
Enfeksiyona neden olan rahatsızlıklar
Örneğin Hepatit B veya C (iyileşmiş dahi olsa), kronik borelyoz, HIV-enfeksiyonu
ve diğerleri.
Kendisine yabancı organ veya doku nakli yapılmış olan kişiler
Örneğin; böbrek, kalp, cilt, kornea tabakası, beyin zarı, baldır siniri gibi
Bağımlılığı bulunan kişiler
Örneğin; alkol, uyuşturucu madde ve ilaç bağımlılığı gibi

Gamze için desteklerin bir de manevi boyutu var. İnternette bir araya gelip sayıyla dua paylaşan anneler var. Yasin okuyanlar, hatim indirenler, salavat okuyanlar…

Nurturia destek grubundaki sayı: 421
Facebook grubundaki üye sayısı: 3584
Twitterda #gamzeiçin1tüpkan yazıp destek verebilirsiniz.

Facebook grubu: https://www.facebook.com/groups/317716361612182/

Bir annenin hayata yeniden doğuşu için binlerce insan bir araya geldi.


Haydi!
Bugün Anjelika Akbar’ın paylaştığı bir Rus atasözü ile sözümü bitiriyorum. “Bir insan acı duyabiliyorsa canlıdır. Bir insan başka bir insanın acısını duyabiliyorsa insandır. ”

Haydi güzel insanlar, haydi!”

31 Ekim 2011 Pazartesi

Seyyar File



Teşekkürler Seyyar File.

Bana gönderdikleri sebze ve meyveler taze, Bergama tulumu; biraz tuzlu olsa da yağlı ve leziz, yine burada görünmeyen şeftali reçeli yoğun aromasıyla harikaydı. Kargo ücretini de eklediğinizde fiyatlar yüksek olsa da, yok ben oturduğum yerden siparişimi vereyim, doğal ve işlenmemiş ürünler çabucak kapıma gelsin diyenler için bulunmaz fırsat. Alışveriş için uğrayacağınız adres burası, takip etmek isteyenler için feysbuk sayfası burası.


17 Ekim 2011 Pazartesi

seçemem ki





Sevgilime çorap almayı,

Çocuklarımla yamuk yumuk pastalar yapmayı,

Fikret Kızılok dinlemeyi,

Güneşli bahar sabahlarını,

Kalabalık pazar kahvaltılarını,

Ankara'yı,

Herkesler uyurken sokağı izlemeyi,

Lapa lapa yağan karı,

Cedric'i,

Kedileri,

Sözcüklerimden sızan hüznü sezen güzel dostumu,

Sonbahar sarısını,

Odun ateşinde közlenmiş patlıcanı,

Mutfağımı, evimi,

Kış hazırlıklarını,

Turşu kurmayı,

Nane, elma, patlıcan, biber, kuşburnu bilumum zerzevatı kurutmayı,

Profesyonel mutfak malzemeleri satan koca koca mağazalarda gezinmeyi, alışveriş yapmayı,

Koca koca saplı, koca koca boy boy tavalarımı,

Tencerelerimi,

Ocağımı, fırınımı,

Anadolu'nun türlü türlü yemeğini,

Sarmasını, dolmasını, koyun etini,

Çorbasını, hoşafını,

Tarifini veremediğim ama aylar önce karı koca gönül verip yaptığımız sucuğunu,

Hepsini çok seviyorum.


-Uzaya gitsen, ıssız adaya ne alırdın yanına seç dört yemek demiş,

Seçemem ki,

Seçemem ki,

Hepsi ayrı güzel,

Seçemem ki, seçemem ki, seçemem ki...







30 Eylül 2011 Cuma

Vira Vira



Şükür kavuşturana mı desek?

Ben buralarda yokken; karanlıklar büyüdü, ateşler düştü ocaklara, öfkeler yeşerdi, ağaçta künyeler çoğaldı. Buruk bayramlar geçti, ötekiler berikiler birikti.

Sofralar kuruldu, toplandı, günler geceye, mevsim sonbahara döndü. Kediler öldü sokakta, içindeki acı parçalarını demetledi Umut'um, küçük Ayşe'm.


Ben yokken kötü gitmedi her şey. Değme ustalarla yarışır, ince bir işçilikle, özene bezene yaşamaya hazır eyledik evimizi, sevgülümle, ailemizle. Taşıdık, yerleştirdik. Alışmakta Üzüm ve Tarçın Hanım da bizimle. Soran, merak eden tüm dostlara selam olsun. Seda Sayan'ın kokulu öpücüklerinden üfledim hepinize.

Neden bu kadar geciktin derseniz, bir dokun bin ah işit vaziyetim. Türk Tenekom! Tek sorumlusu kendileridir ahan da burdan yazıyorum şikayet dilekçemi. Bir ayda zor yaptılar naklimi. Tam da az önce gelen mesaj nakliniz gerçekleşmiştir dedi, ben de hazır cücükler okuldayken, kafam da boşken selamlaşayım istedim sizlerle.

Yaz başından beri yemek fotoğraflamadım diyebilirim. Gördüğünüz fotoğraf yazdan kalma, güveç pişmekte odun ateşinde. Yer memleketim Kızılcahamam, Soğuksu Milli Parkı. Evimizin dibi, yolunuz düşerse yazları beklerim.

Birer öpücük daha yollayıp, devam edelim kaldığımız yerden...


4 Haziran 2011 Cumartesi

Tuz Biber Dergisi Haziran Sayısı



Baklalı tariflere küçük bir ara verelim. Tuz Biber Dergisi Haziran sayısı yayında. Dergide sizlerle son birlikteliğimiz. Yaz dinlencesi çekiyor gönlüm. Patatese dair öğrendiklerim, patates oturtma, Antep Mutfağı'ndan yoğurtlu patates yemeği ve yarattığım lezzetten çok memnun kaldığım otlu patates mücveri tarifleri için tıklayın lütfen.


1 Şubat 2011 Salı

Tuz Biber Dergisi Şubat Sayısı Yayında


Dolu dolu bir dergi yayında. Benden kestaneli tarifler var, tıklayın lütfen.


8 Ocak 2011 Cumartesi

TuzBİBER'de Yenilik Var

Sevgili TuzBİBER okurları,

Dergimize ve sitemize yeni bir bölüm ekliyoruz. SİZ SORUN. ŞEFİMİZ SİZLER İÇİN CEVAPLASIN. Evet, aklınıza takılan yemekle ilgili tüm sorularınızın cevaplarını, ŞEF HÜSEYİN KURT her ay sizler için cevaplandıracak. Kekiniz niye kabarmıyor ? Et pişirdiğinizde sert mi oluyor ? Aklınıza takılan sorularınızı ister buraya yorum bırakarak, isterseniz sef@tuzbiberdergisi.com adresine, adınızı, soyadınızı ve şehrinizi de ekleyerek yazabilirsiniz.

Cevaplarınızı bir sonraki ay TuzBİBER Dergisi yayınında ilgili bölümde bulabilirsiniz.


2 Ocak 2011 Pazar

Yılın İlk Sayısı



Yeni yılın ilk sayısı çıktı, konuk yazarımız Zeynep. Sebzelere, en çok da kış sebzelerine dair anlatacaklarımı, etli kapuska, sebzeli çorba ve pancar sote tariflerimi okumak için tıklayın lütfen.

2 Aralık 2010 Perşembe

Tuz Biber Dergisi Aralık Sayısı Yayında



Tuz Biber Dergisi Aralık Sayısı yayında. Yılbaşı sofranız için küçük önerilerim, üç de meze tarifim var. Okumak için buyrun.


28 Ekim 2010 Perşembe

Ashley İçin



Şimdi karaormanda arabamız ilerliyor.İçerideki kütüphanedeki kitaplar esen şiddetli rüzgar ve bozuk yolların da etkisiyle düşüyorlar.Dolunay var ve parlement rengi gece. Arabayı kullanan smokinli kurbağa geceyi atlatıp ' Olmayan Ülke'ye ulaşmayı dört gözle bekliyor ...Sol tarafı uçurumlu yolu geçebilecekler mi ? Tüm bunları çizmeyi de bir gün denerim inşallah :) . Arabanın üstünde kara kara düşünen de yine benim.



Ashley'i tanır mısınız? Macaristan'da Debrecen Üniversitesi'nde üç yıl okumaya hak kazandı diye pek bi sevinmiş, gururlanmıştık. Gidip okulunda okumak için konsolosluğun istediği tüm belgeleri toparlamış, tüm testleri olmuş, bugün git yarın gellere katlanmışken; şimdi de derslerden geri kaldığınız için psikolojiniz bozuldu, bu ülkeye zarar verebilirsiniz gibi komik bir sebeple vize verilmiyor. Üstelik hakkını aramak için de vize alamadığı ülkeye gidip başvuru yapması gerektiği söyleniyor. Annesi tüm hikayeyi anlatıyor, desteğinizi bekliyor.


1 Ekim 2010 Cuma

"Emzirme Reformu Gerekli"




Böyle diyorlar, biliyorsunuz kendi döküntülerim ve yemek tariflerim dışında farklı konulara yer vermiyorum Narince'de. Geçtiğimiz haftalarda aldığım e-postaya kayıtsız kalmam mümkün değildi. Emzirmenin hazzını yaşamış, emen bebekleri dakikalarca izleyebilen, emzirmeyi özlemiş bir anne olarak onlara destek veriyorum. 1-7 Ekim Emzirme Haftası'nda konuya dikkat çekelim lütfen.

EMZİRME REFORMU MANİFESTOSU

Anne sütü, bir bebeğin alabileceği en iyi besindir.

Dünya Sağlık Örgütü, bebeklerin ilk altı ay boyunca sadece anne sütüyle beslenmelerini, daha sonrasında ise ek gıdalarla desteklenerek en az iki sene boyunca emzirilmelerini önermektedir.

T.C. Sağlık Bakanlığı da Dünya Sağlık Örgütü’nün bu önerisini dikkate alarak “ilk altı ay sadece anne sütü” yaklaşımını benimsemektedir.

“İlk altı ay sadece anne sütü” yaklaşımının uygulanmasında ve annelerin bebeklerini istedikleri gibi emzirmeleri konusunda gerek iş hayatında, gerekse toplumsal hayatta sorunlar yaşanmaktadır. Şöyle ki:

İş Hayatında:

  • Çalışan annelerin yaşadığı sıkıntıların başında süt izninin gereği gibi kullanımı gelmektedir. Yasaya göre, bir yaşından küçük çocuğunu emzirmesi için günde toplam bir buçuk saat süt izni verilen anne, bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır. Bu madde, iş yasasında teminat altında olmasına rağmen uygulamadan kaynaklı sorunlar yaşanmakta, çalışan anneler süt izinlerini hakları doğrultusunda kullanamamaktadır. Bu sorunlar iş yerinin bakanlık müfettişleri tarafından denetlenmesi ile düzeltilebilir.
  • Sağlık Bakanlığı’nın “ilk 6 ay sadece anne sütü” politikasıyla Çalışma Bakanlığı’nın çalışan annelere sağladığı 4 aylık doğum izni birbiriyle çelişmektedir. Birçok anne bebeği henüz iki-iki buçuk aylıkken çalışmaya geri dönmek durumunda kalmakta ve işyerinde sütünü gereği gibi sağamadığı için sütü azalarak kesilmektedir. Bu yanlışlık bir an önce giderilmeli, Çalışma Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı’nın “ilk 6 ay sadece anne sütü” uygulamasını destekler hale getirilmelidir.
  • Ülkemizde doğum izni konusunda ciddi değişikliklere ihtiyaç vardır. Birçok çalışan anne doğumdan önce 8, doğumdan sonra 8 olmak üzere, toplamda 16 haftalık ücretli doğum izni kullanabilmekte, doğumdan önceki izninin beş haftasını doğum sonrasına aktarabildiği takdirde bile bebeği henüz gün boyu meme emmesi gereken durumda olmasına rağmen işe geri dönmek durumunda kalmaktadır. Dolayısıyla oldukça yetersiz kalan hali hazırdaki doğumdan sonraki 8 haftalık ücretli doğum izni en az 6 aya çıkarılmalıdır.
  • Doğum sonrası ücretsiz izin konusunda özellikle de özel sektörde çalışan anneler zorluk yaşamakta, annenin ücretsiz izin isteğine kötü bakılmakta, hatta işten çıkarma sebebi olarak bile görülebilmektedir. Dolayısıyla ücretsiz izin konusunda da ciddi değişiklikler yapılmalı, doğum sonrası ücretsiz izin en az iki seneye çıkarılmalı ve özel sektör çalışanları da, kamu çalışanları gibi rahatlıkla ücretsiz izin kullanabilmelidir.
  • “Gebe Veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları Ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik”, Madde 15’e göre, “yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun, 100-150 arası kadın işçi çalıştırılan işyerlerinde, bir yaşından küçük çocukların bırakılması ve bakılması ve emziren işçilerin çocuklarını emzirmeleri için işveren tarafından, çalışma yerlerinden ayrı ve işyerine en çok 250 metre uzaklıkta bir emzirme odasının kurulması zorunludur.” Yine aynı yönetmelik, “yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun, 150 den çok kadın işçi çalıştırılan işyerlerinde, 0-6 yaşındaki çocukların bırakılması ve bakılması, emziren işçilerin çocuklarını emzirmeleri için işveren tarafından, çalışma yerlerinden ayrı ve işyerine yakın bir yurdun kurulması”nın zorunlu olduğunu, yurt açma yükümlülüğünde olan işverenlerin yurt içinde anaokulu da açmak zorunda olduğunu belirtmektedir. Bu maddeler yürürlüğe konmalıdır.
  • Aynı yönetmeliğe göre, emziren işçi doğumu izleyen altı ay boyunca gece çalıştırılamaz. Yeni doğum yapmış işçinin doğumu izleyen sekiz haftalık süre sonunda, emziren işçinin ise, altı aylık süreden sonra gece çalışması yapmasının güvenlik ve sağlık açısından sakıncalı olduğunun hekim raporu ile belirlendiği dönem boyunca, gece çalıştırılamaz. Bu maddelere de uygulamada sadık kalınmalı, emziren anneler gece çalıştırılmamalı, vardiyalı çalışmaya zorlanmamalıdır.
  • Emziren anneler günde 7,5 saatten fazla çalıştırılmamalıdır. Bu, kanun gereği böyledir.
  • Hiçbir çalışan anneye çocuğunu emzirdiği ve süt izni kullandığı içini şyerinde “mobbing” uygulanmamalıdır. Annenin süt iznini kullanacağı saatlere kasti olarak acil toplantılar, “o dakika bitirilmesi gereken işler” denk getirilmemelidir. Anne, fazla mesai yapması için zorlanmamalı, işini kaybetme tehdidiyle süt iznini kullanması engellenmemelidir.
    • Hiçbir çalışan anne emzirdiği için, süt iznini kullandığı için işinden çıkartılmamalıdır.
    • Çalışan bir annenin süt iznini kullanıyor olması performansının düşük olduğu anlamına getirilmemelidir. Annenin işyerinde bulunduğu saatlerdeki performansı, diğer çalışanların performans değerlendirme ölçütleri ile aynı doğrultuda, adil bir şekilde değerlendirilmelidir.
    • İşyerinde sütünü sağması gereken annenin ihtiyaçları (oda, buzdolabı vb.) karşılanmalı ve mahremiyetine saygı gösterilmelidir. Anne, tuvaletlerde ya da arşiv odalarında sütünü sağmak zorunda bırakılmamalıdır.

    Toplumsal Hayatta:

    • Gebeler ve yeni anneler, emzirme hakkında yeterince bilgilendirilmelidir.Yeni annelerin, emzirme teknikleri konusundaki yetersiz bilgileri “sütüm yetmiyor” gibi endişelere yol açmakta, mama vermeye yatkın doktorlardan ve aile büyüklerinden gelen baskının da etkisiyle birçok bebek anne sütünden gereksiz yere mahrum kalarak mamayla beslenmektedir.
    • Emzirme, doğumdan sonra en kısa sürede başlamalıdır. Tıbbi bir engel yoksa, doğumundan sonraki ilk dakikalarda bebek annenin kucağına verilmeli ve doğumdan sonraki ilk yarım saat içinde emzirmenin başlaması sağlanmalıdır.
    • Her annenin bebeğini istediği sürece emzirme hakkı vardır. Hiçbir anneye çocuğu “meme emmek için fazla büyüdüğü için” mahalle baskısı yapılmamalı, anne ve bebek devamını istediği sürece bu bağın zorla kopartılması hiçbir şekilde talep edilmemelidir.
    • İsteyen her anne, parkta, sokakta, alışveriş merkezinde vs. bebeğini emzirebilmelidir. Hiçbir anneye ortalıkta emzirdiği için ayıp, yasak, ya da kötü bir şey yapıyormuş izlenimi verilmemelidir. Bebeğini emziren annenin memesi cinsel obje değildir.
    • Ortalıkta emzirmek istemeyen annenin mahremiyetine de saygı gösterilmelidir.


LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin