atıştırma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
atıştırma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Aralık 2014 Salı

Pastırmalı ve Peynirli, Ispanaklı Muska Böreği



Kokteyllerin ve  davetlerin vazgeçilmez tatlarındandır ıspanak. Siz de yeni yıla girme heyecanıyla kurduğunuz mutlu sofralarınızda bulunsun isterseniz bir gün önceden hazırlayarak o günkü telaşınızı hafifletebilirsiniz. 

Yemeklik doğranmış kuru soğanları az yağda diriliği çıkacak kadar sarartın. Temizlenmiş ve yıkanmış ıspanakları kaynar suya daldırıp çıkarın, iyice sularını sıkın. İncecik kıyıp soğanlara ekleyin. Soğan ve ıspanakları orta ateşte tuz ve karabiber ekleyerek iki dakika çevirin, ocaktan alın. Soğuyan harca ufalanmış beyaz peynir ( ya da dilediğiniz herhangi bir peynir)  ve irice kıyılmış pastırma parçalarını ekleyip karıştırın. İç harcınız bu şekilde hazırdır. Daha sonra yufkayı uzunlamasına üçer parmaklık aralarla kesin. Yani üç parmak genişliğinde uzun yufka parçalarınız olacak. Kestiğiniz her bir parçanın ucuna iç harçtan koyarak üçgen şekilde muskalar elde ederek sonuna kadar katlayın. Yufkaları sulu bir harçla ıslatmıyoruz, çıtır çıtır börekler istiyoruz çünkü. Hazırladığınız muskaları yağlı kağıt serili tepsiye dizip, üzerlerine bir fırça yardımıyla erimiş tereyağ sürün. Önceden ısıtılmış 200 derece fırında güzelce kızarana kadar (on on iki dakika kadar) pişirin. Ilık olarak servis yapın. 



Bütün blog okuyucularıma, dostlarıma, arkadaşlarıma, sevdiklerime, dünyaya yeni yılın daha olumlu, güzellik dolu bir enerjiyle gelmesini diliyorum. 

sevgi ve saygılarımla...


19 Kasım 2014 Çarşamba

Tavuklu Quesadilla



Biraz tavuktan, biraz romesco sostan ayırın demiştim di mi ? Ayırdığınıza değecek mükemmel lezzette, yine çok pratik, doyurucu bir öğün çıkaracağız. Quesedilla Meksika Murfağı'nın dünyaya armağanlarından yalnızca biri. Bizim evde her türlü malzemeyle seviliyor, benim için de dar vakitlerde can simidi oluyor doğrusu. Temel ilke tortillaların  yani bizim deyişle lavaşların arasında dilediğiniz malzemeyle bir de eriyen peynirle tost yapılması diyebiliriz kabaca.

Artan sosu ince bir tabaka halinde lavaşa sürün, didiklenmiş pişmiş tavuk etlerini serpiştirin, kırmızı ve yeşil biberler (jalapeno), seviyorsanız taze kişniş; sevmiyorsanız maydonoz, eriyen herhangi bir rendelenmiş  peynir ; eski kaşar olur, tost kaşarı, dil peyniri, sepet peyniri hangisi varsa en yakınınızda, hangisini canınız çekiyorsa eşit miktarda dağıtıp üzerini bir diğer lavaşla kapatın. Hafifçe yağlanmış tost makinasında peynirler eriyene kadar tutun. İşte bu kadar! Yanına pek tabii avokado dilimleri hatta ( guacomole ), yine hazırdaki romesco sos, süzme yoğurt, lime pek yakışır!

Acılı acılı sıcakken yemelere doyamayacaksınız. Afiyet olsun !



3 Nisan 2014 Perşembe

Ekmek Üstü Lezzetler: Crostini, Bruschetta Falan Filan...





Kültür mantarı ile aram yok diye kim bilir kaç kez söylendim burada bilmiyorum. Sen de duymaktan sıkıldın belki. Dağ tepe dolaşıp toplanmış yabani mantarın, en çok da kanlıca mantarının hastasıyım biliyorsun değerli okuyucu. Bu şahane lezzete melki diyen de var, çıntar diyen de. Bizim köyde kavurması makbuldur, üzerine de yumurta kırılır. Bahar yağmurlarının peşine açan güneşlerde çam ağaçlarının diplerinde topluca saklanırlar, çokça bulunmuşsa hani; biraz haşlanıp -bu şekilde varsa zehrinin çıktığı söylenir- birkaç tanesi -zehirlenme korkusuyla sadece birkaç tanesi ama- közde bekletilip zevk içinde yenir, kalanlar incecik kıylır ve dondurucuda saklanır.

Benim mantarlarım dondurucudaki son poşetti. Soğanı bol olacak, az ateşte sararacak bir güzel, birer ikişer yeşil ve kırmızı biber doğrayıp mantarı da verdim, kavurdum kavurmasına ya, niyetim bozuk. Yemek yapmak öğrenmek, yemek yapmak öğrendiklerini harmanlamak demek biraz da. Yok öyle füzyon falan değil derdim. Hani bir ara her yemeğe soya sos, her yemeğe mantar, üzerine de kaşar rendesi dahiyane sayılıyordu memlekette. Yurdum insanı aslına sadık kalıp küçük dokunuşlarla farklılıklar yaratacak kadar rafine olmadığından anlamsız, komik, tıpkı basım hatta absürd tabakları çok görmedik mi?


Evet benim niyetim bozuk ama; öyle büyük bir iddiam yok, hani İtalyanlar crostini ya da bruschetta diyorlar ekmek üstü hazırlanmış atıştırmalıklara. Bizim mantar kavurmasını ekmek üstünde sunayım diyorum. Ekşi maya ekmeğimi dilimleyip, kuru domatesli sarımsaklı zeytinyağı ile yağlıyorum bir yumurta fırçası yardımıyla, tost makinasında kızartıyorum birkaç dakika. Kavrulan mantarın ortasına açtığım göze kırıyorum yumurtayı, tuz, karabiber ve pul biberle tatlandırıp, ekmek dilimlerinin üzerine konduruyorum dikkatlice. Biraz da parmesan peyniri rendeliyorum. Dedim ya iddiam yok! Bizim köyün kanlıca mantarını kızarmış ekmeklerin üstlerinde parmesan peyniri ile tanıştırdım, hepsi bu!

24 Mart 2014 Pazartesi

Çabuk Tarafından



Hala bitiremedi, bir saat on dakikadır  balkonda. Mutfak penceremden görüyorum; haftanın iki, bazen üç günü yan binanın balkonunda bütün giysilerin tozunu, tüyünü temizliyor sarışın kadın, bıkıp usanmadan. Görmekten ben usanıyorum, o usanmıyor. Yaz  kış farketmiyor, buz gibi soğukta, üzerinde bir tek hırkayla iki saat geçirdiğini gördüm o balkonda. İç çamaşırlarından çoraplara, gömleklerden pantolonlara, eşofmanlara kadar ne varsa hepsinin kat yerlerini, ceplerini, dikişlerini kontrol ediyor. Yanında takım taklavatı: diş fırçası, iki boy elbise fırçası ve makas. Giysiyi ters çevirip uygun fırçayla dakikalarca fırçalıyor, varsa iplikler kesiyor, üfleyip çırpıyor. O çırptıkça, o üfledikçe benim içim daralıyor, nefes alamıyorum. Peki o pencereden bizim kedileri gördükçe ne düşünüyor bilmiyorum ya da bizim eve kapıdan girer mi? Eve girse her yerde kedi tüyü var sayıp temizlemek için günlerini harcar mı?  Bir makina çamaşırı sermesi yarım saat, toplaması ise bir saat sürüyor desek abartmış olmayız. Çamaşırları sererken ve de toplarken her bir çamaşırı evire çevire en az altışar kere çırpıyor. O çırptıkça ben daralıyorum, görmemeye çalışıyorum, harcadığı zamana üzülüyorum. Gerçi çamaşır serme, toplama, çırpma ve balkon yıkamanın dışında pek görmüyorum.- Balkon yıkarken hortumla yarım saat boyunca akıttığı suya içim nasıl gidiyor, nasıl sinirleniyorum bilemezsiniz.- Muhtemelen günün geri kalan zamanında da çamaşır katlıyor, yerleştiriyor, yemek yapıyor...


Boşa harcadığı bu kadar zamanda yapılabilecek daha anlamlı, daha mutluluk verici bi dolu şey varken, kıl tüy temizlemekte ısrar etmesinin sebebini bilmiyorum. Buna verse verse psikologlar yanıt verebilir. Tamam mantıydı, börekti, sarmaydı uğraşırım, seve seve yaparım, bütün günümü verebilirim nefis bir yuvalama için ama, kıl tüy temizlemek için ı-ıh ! Komşumu böyle görünce öğlen öğünümü çabuklaştırıp kitabıma bir an önce geri dönmek ya da güzel bir film izlemek gibi hisler uyanıyor içimde.

O çabuklaştırılmış öğünüm de şöyle olabiliyor mesela; sarımsak, kekik ve kuru domatesle aromalandırdığım zeytinyağından fırçayla sürüyorum ekşi mayalı ekmeğime, tost makinasında ısıtıyorum birazcık. Kıvamlı ev yoğurduma az sarımsak dövüyorum, biraz da mayonez ekliyorum, kıydığım  taze semizotunu katıp karıştırıyorum, ekmeğimin üzerine sürüyorum. Onun üzerine de canım ne isterse: konserve ton balığı parçaları, zeytin, kapari, domates, kırmızı soğan dilimleri, az dereotu, az da yeşil soğan serpiştirdim mi on dakikada hazır işte. Yok arkadaş ev işlerini Marslılar yapsın. 



4 Aralık 2013 Çarşamba

artık...



Kavanozu açtı, zeytinyağının içinde bekleyen kuru domateslerden aldı, kıyıp bir dilim tost ekmeğinin üzerine yaydı, diğer kavanozdan aldığı közlenmiş isot biberleri de,  biraz kaşar, sucuk. Tostunu yaptı, yanına da demli bir çay doldurdu. Akşam öğünüydü bu. Yalnızlığı seçtiğinden beri yemek ve ev işlerini de unutmuştu. Mümkün mertebe kolay yollu hallediyordu bu meseleleri. Yalnızlığı seçtiğinden beri tek bir yaprak dahi sarmamıştı, ne kek, ne kurabiye pişirmişti. Envai çeşit alet edevatı vardı oysa bir vakitler mutfağında.

Kediyi ve şiir kitaplarını almıştı yalnızca evden. Her şeyi bırakıp çıkmıştı.  Tıka basa dolu iki valizi almadığına şaşırmıştı adam.  Neler yoktu ki o valizlerde: saç teli, içilmiş sigara, fotoğraflar, notlar yazılmış küçük kağıtlar, tavşan niyetleri, toka, anahtarlık, hatta kürdan, çorap, gazeteden kesilmiş kağıt parçaları, kırık tek küpe, peçete ve başka bir dolu anı parçası... Sorsanız tek tek her birinin hikayesini anlatabilirdi bir çırpıda.

Hiçbirini almamıştı; kedi ve şiir kitaplarını yalnızca.  Uyumsuz, aksi, geçimsizdi. Birkaç işe girmiş çıkmıştı, tutunamamıştı. Öyle bir arzusu da yoktu zaten, bu kopukluk onun isteğiydi. Terkedişler, vazgeçişler, terli sevişmeler, yeni başlangıçlar, düşüp düşüp kalkmalar, unutmaklar biriktiriyordu artık...



19 Ekim 2012 Cuma

Pratik Tarifler Arayanlara



Bu yıl da bahçe domatesleri bitecek ve ben o iki tarifi fotoğraflayamayacağım diye dertleniyordum. Bir sabah fırsat yaratıp ikisini de hazırladım ve  poz verdirebildim neyseki. Bugün anlatacağım tarif, teras ve balkonların son demlerinde, belki soğuklar bastırmadan gitmeyi planladığınız piknikte, belki de aniden gelen öğle sonrası misafirlerinize hazırlayacağınız sofrada göz dolduracak, hazırlaması kolay mı kolay, şip şak bir atıştırmalık. Atıştırmalık dedim ama öğlene okuldan gelen küçüğünüz,  hatta sizin için tam bir öğün bile olabilir.


Bir su bardağı yıldız şehriyeyi makarna gibi; az zeytinyağlı, tuzlu suda biraz dirice haşlayın. -Çok pişirip şişirmemeli değil mi?- Şehriyeleri iyice süzün. 4-5 yemek kaşığı dolmalık fıstığı yapışmaz yüzeyli bir tavada yağsız olarak hafifçe kavurun.  Süzülen şehriyelerin üzerine dolmalık fıstıklar, rende kaşar, küçük bir tutam biberiye, kıyılmış maydonoz, tuz ve karabiber, biraz da zeytinyağı ekleyip dikkatlice karıştırın.

Dolmalık fıstığınız yoksa yer fıstığı da çok yakışıyor, taze  biberiyem yok diyorsanız kullanmayabilirsiniz de. Şimdi domatesleri iyice yıkayıp kurulayın ve üst kapaklarını bıçakla kesip alın. Tabak üzerinde düz durabilmesi için de alt kısımlarını bıçakla hafifçe keserek düzleştirin. Bir kaşık yardımıyla içlerini boşaltın. Ben şu kaşığımı kullanıyorum. Hazırladığınız şehriyeli karışımı domateslere pay edip servis yapın.

Diğer domatesli tarif için ipucu: bayramda yapmalı!

20 Mayıs 2011 Cuma

Balık Bruschetta



İtalyanların sarımsak, zeytinyağ ve fesleğeni kızarmış ekmekle birleştirdikleri bruschettalarını temel alıp, ben de sarımsaklı tereyağımı kullanarak akşamki mangal sefasından kalan çupra parçalarını değerlendirmek amacıyla hoş bir atıştırmalık ürettim.

Yağları aromalandırmayı seviyorum. Taze sarımsaklar çıkıp da biraz baş tutmaya başladı mı (çünkü küçükken soymaya pek üşeniyorum) bir iki dişini az suda şöyle bir haşlayıp yumuşatıyorum. Sonra iyice ezip, oda ısısındaki tereyağına yediriyorum. Sonra bu güzel yağı kızaracak ekmeklere sürüyor, et yemeklerinin yanına yoldaş ediyorum. Fotoğrafta gördüğünüz zeytinyağını aromalandırmak da hepimizin bildiği şeyler. Taze otlar; biberiye, kekik, adaçayı, sarımsak, limon istediğince tatlandır zeytinyağını. Hele Delfiş'imin babasının yağlarıysa görün güzelliği.

Ekmeklere sarımsaklı tereyağını sürüp kızarttıktan sonra, kurutulmuş domatesleri ılık suda beş on dakika beklettim. Yumuşayınca robota attım, sarımsak, maydonoz, azıcık tuz ve zeytinyağ ekleyip iyice sulandırmadan çektim. Bu lezzetli karışımı kızaran ekmeklerin üzerine sürdüm.

Beyaz balık etlerini de pay edip incecik kıyılmış taze soğan, pulbiber ve az zeytinyağı ile süsledim. Pek güzel oldular, akşam üzeri soluk ışıkta fazlaca pişmiş gibi görünen ekmeklere bile aldırmadan sunuyorum seyrinize. Öyle leziz yani!


14 Haziran 2010 Pazartesi

Alır mısınız?


Amaan, hava kasvetli, içim daralıyor. Gözüm çikolatada. Havayı serin görmüş zencefilli kek yapmışım. Aklıma ne geldiyse katmışım içine, hindistan cevizi, zencefil, tarçın, fındık, en üstüne çikolata parçaları serpmişim. Çikolata bile kandıramamış ev halkını. Yüz veren yok benim keke. E ne olacak? Ziyan eder miyiz? Bir güzel ufalamışım keki, çikolatalı sos yapmışım, içine iki kaşık portakal likörü, biraz limon kabuğu rendesi, biraz hindistan cevizi aklıma ne geldiyse, paşa gönlüm ne çektiyse katıp yuvarlamışım. Sonra topları antepfıstığına, yine hindistan cevizine, renkli şekerlere, şu benim mayalı kekten kalanların kırıntılarına bulayıp süslemişim toplarımı. Alır mısınız?

21 Nisan 2009 Salı

Minik Tırtıl



Küçük bir kız çocuğuydum. Nisan yağmurlarını hiç mi hiç sevmezdim.Her gün yağmur yağardı, çamuru ve çamurlu aykkabılarımı sevmezdim, ağırlaşan ayakkabılarımı. Günlerce dua ederdim: 23 Nisan'da yağmur yağmasın diye. Bahar olsun isterdim, yaz olsun, cicilerimin içinde üşümeyeyim isterdim. Annem içimden bir kat daha giydirmesin isterdim. Ve her 23 Nisan'da yağmur yağardı. İncecik, karpuz kollu, kabarık etekli cicilerim ve içimdeki kat kat giysilerle giderdim bayrama .Öğleden sonra açan güneşe çok kızardım. Niye sabah uğramadın sanki? Bahar yağmurlarını özler oldum şimdi. Yağsın istiyorum, yağsın, yağsın, yağsın. 23 Nisan'da küçük bir mola versin ama.


Yine yağmurlu bir bayram bekliyor çocuklarımızı; öyle diyor hava durumu raporları, sanki yağmursuz bir bayram geçirdik de. Diyor ya, minikler yine aldırmayacaklar yağmura. Hızlanan provalarla az çok fikir edindik bu yılın bayram gösterilerine dair. Bolca küçük Hadiseler göreceğiz. Soğuğa aldırmayan, izlenmeye bayılan küçük kadınlar. Düşük belli Hadise pantolonları, açıkta göbekleri, belki yüzlerindeki komik makyajları ile. Öğretmenlerimizin çocukların pop idollere olan sempatisini daha da güçlendirecek çalışmalardan uzak durmalarını isterdi gönlüm. Her bayram Kenan Doğulu, Tarkan, Hepsi vb. bir dolu kulak tırmalayan şarkı eşliğinde danseden çocukları görüyoruz. Rondlar hazırlasalar istiyorum, minik piyesler, fıkralar. Kuru bir nostalji arzusu değil benimkisi. Ben çocuklarımı olabildiğince korumaya çalışıyorum ucuzluktan, basitlikten; öğretmenlerin de aynı dikkati ve özeni göstermesini bekliyorum sade.

Ama sitemi fazla uzatmayacağım. 23 Nisan'dır yarın, bayramda sızlanmayayım diye. Bugünden kutluyorum, malum sabah erkenden kalkacak, okula gideceğiz. Küçük kızım şiir okuycak haykıra haykıra. Oğlanın ilk bayramlarında, her etkinliğinde, her gösterisinde zırlardım; ne zaman büyüdü bu diye. Artık alıştık, ağlamıyorum öyle. Zaten anaokulunda ilk 23Nisan'ında kabakulak geçirdi, günlerce hazırlandığı gösteride yer alamadı. İkinci bayramında yine hastaydı, yüksek ateş, burun akıntısı yatıyordu evde. Şükür biraz büyütüp adam ettik de eskisi kadar sık hastalanmıyor.


Ben yine konuyu dağıtmadan bitireyim. Sevimli tırtıl minikler için. Meraklı Minik'in ilk sayılarından birinde görmüştüm kendisini. Biraz ukela, havalı bir hali var değil mi? Çocuklara Cicili Bicili Etkinlikler'e yollamalı bunu.


Bayramınız kutlu olsun küçük hanımlar, küçük beyler.


22 Şubat 2009 Pazar

Ezme: Kırmızı Biberli,Peynirli



Pazar günü bütün aile evdesiniz. Kahvaltı geç yapılmış, öğleden sonra midede bir hareketlenme başlamış, tıka basa yeseniz akşam yemeği gümbürtüye gidecek. Ne yapmalı? Derhal kolay bir tarifle açlığı bastırmalı. Hazırlaması çok olay, bir o kadar da lezzetli. Mutfağa girdikten yarım saat sonra ezmeli ekmekler hazır.



Kırmızı Biberli Ezme


Malzemeler:

  • Dolmalık kırmızı biber

  • Sarmısak

  • Sirke

  • Zeytinyağı

  • Nar ekşisi

  • Tuz, karabiber, kimyon


Kırmızı biberleri közleyip, kabuklarını soyun, iç tohumlarını temizleyin. Blendıra koyup püre haline getirin. Diğer malzemeleri ekleyip ekmek dilimlerine sürerek servis yapın.

Yoğurt ve Peynirli Ezme

  • Süzme yoğurt
  • Sevdiğiniz herhangi bir peynir ( tulum, koyun ya da beyaz peynir olabilir)
  • Sarmısak
  • Tuz
  • Dereotu
  • Taze nane
  • Zeytinyağı
Bütün malzemeyi karıştırıp ekmeğinize sürüp yiyin.


7 Şubat 2009 Cumartesi

Domatesli Ekmek



İster kahvaltıya, ister atıştırmaya, isterseniz antre niyetine:
Gerekenler:
  • 8 dilim tost ekmeği
  • Domates
  • Tost kaşarı
  • Tuz
  • Karabiber
  • Kekik
  • Zeytinyağı

Hazırlanışı:

Domatesleri yıkayıp kuruladıktan sonra ince dilimleyin. Peyniri tost ekmeği büyüklüğünde ince dilimleyin. Yağlı kağıt serdiğiniz ya da yağladığınız tepsiye ekmekleri dizin. Üzerlerine birer dilim tost kaşarı ve birer dilim domates koyun. En üste de tuz, karabiber ve kekik serpip, biraz zeytinyağı gezdirin.

Domatesli ekmekleri, 220 derece ısıtılmış fırında, peynir eriyip üzerleri hafif kızarana kadar pişirin. Sıcak olarak servis yapın.

2 Şubat 2009 Pazartesi

Mercimek Köfte




Mercimeğin anayurdu tam olarak bilinmez ama en eski tarım bitkilerinden biridir. Bildiğim kadarıyla en eski mercimek Kral Midas'ın mezarında bulundu. Dünya mercimek üretiminde önemli bir yeri olan Türkiye'de en çok yeşil mercimek tüketilir. Kırmızı ve sarı mercimek daha çok çorbalarda kullanılır.Kuru sebzelerin içinde sindirirmi en kolay olan mercimekte %24 oranında protein bulunduğundan orta direk mutfaklarda çoğu kez etin yerini tutar. Vitamin, kalsiyum, demir, fosfor, kükürt ve çinko yönünden çok zengin olduğu için besin değeri çok yüksektir.
Malzemeler
  1. 1,5 su bardağı kırmızı mercimek
  2. 1 su bardağı ince bulgur
  3. Tereyağ ve sıvıyağ
  4. 3 adet kurusoğan
  5. 2 yemek kaşığı salça
  6. Tuz, kimyon
  7. 4-5 dal taze soğan
  8. Bir tutam maydonoz
Mercimeğe 3 su bardağı su ilave edip, kısık ateşte yumuşayıp suyunu çekene kadar pişirin. (Burhan İfot'a söylemişti; bir fiske tuz atarsan daha güzel pişer mercimekler diye, denedim faydası var. )Ocağı kapatıp, bulguru ilave edin. Tencerenin kapağını kapatıp, demlenmeye bırakın. Kurusoğanları ince ince doğrayıp tereyağ-sıvıyağ karışımında  kavurun. -Tereyağ köftenin birbirini tutmasını sağlayacak.- Pembeleşince salça ekleyip tekrar kavurun ve ocaktan alın. Dinlenmiş mercimeğe katıp, tuz ve  kimyon ile iyice yoğurun. En son olarak da ince ince doğranmış yeşil soğanları ve maydonozu  ekleyip karıştırın. Mercimeğe köfte şeklini verip, yanında yeşil soğan salatası ve marul yapraklarıyla servis yapın.

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin