tart etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tart etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Nisan 2017 Cuma

Dr. Oetker'in Brovnili Pudingi



@droetkerturkiye nin brovnili pudingi mutfakta acemiye, vakti dar olana, olmadık vakitte gelen misafire, gece vakti çay koyup da yaninda cikiletali birşeyler olsa diyene, öğrenciye, bekara... âlâ... 👌

11 Kasım 2016 Cuma

Muzlu Tart



Dalginlikla sütünü fazla (yarım litre kadarcik 🤗)tuttuğum kremayı bu sefer de böyle oluveesin deyip kullandım. Biraz akışkan olmuş kime ne? Muzlu tartim şahane!
Malzemeler:

Tart İçin:

☘2 su bardağı un
☘1/2 su bardağı toz şeker
☘150 gr çok soğuk tereyağ
☘1 adet yumurta
☘1 fiske tuz

Krema Icin: 🍀1  litre süt
🍀3 yumurta sarısı
🍀1 su bardağı toz şeker
🍀2/3 su bardağı un
🍀1 paket şekerli vanilin
🍀1 yemek kaşığı tereyağ
🍀200 ml süt kremasi

Hazırlama:

Yoğurma kabına un ve tuzu birlikte eleyin.

Tereyağını bıçakla küpler halinde kesip unun ortasına koyun.

Unu yağa yedirerek kumlu bir doku elde edinceye kadar yoğurun.

Yeniden ortasını açıp yumurta ve şekeri ilave edin.

Hamurun bütün malzemesi iyice karışıp pürüzsüz bir hamur oluncaya dek avuç içlerinizi çok da değdirmeden yoğurun.

Ele yapışan bir hamur oluyor, hızla toparlayıp buzdolabına kaldırın, on beş dakika dinlendirin.

Dinlenen hamuru alıp hafif un serptiğiniz tezgahta merdane ile kalıbını büyüklüğünde açın. ( Kalıp yirmi dört santimetre)

Kalıbı yağlamadan hamuru kalıba yayın, kenarlarını yükseltin.

Hamurun üzerine yağlı kağıt serip dilediğiniz bakliyatla ( nohut, kuru fasülye) üzerine ağırlık yapın.

Önceden ısıtılmış 200 derece fırında güzelce kızarana kadar pişirin.

Pişen tartı fırından alıp soğumaya bırakın.

Sütü kalın tabanlı bir tencerede ocağa koyun, ısınsın.

Yumurta sarilarini toz sekerle çırpın.

Isınan sütten bir kepçe alıp cirptiginiz yumurtalara ekleyin, sonra bir kepçe daha.

Şimdi unu katıp yeniden çırpın.

Sütten az az ekleyerek unlu karışımın ısısını sütle eşitleyin. Ve hepsini sute dikkatlice yavaş yavaş ekleyin. Bu arada hızla çırpın ki yumurtalar pismesin.

Şimdi ocakta karıştırarak kremayı pişirin. Göz göz olup koyulasinca ocaktan alın, vanilin ekleyin  ve soğumaya bırakın.

Buzdolabında beklemiş soğuk süt kremasini mikserleyip kabartin ve pişirip soguttugunuz diğer kremaya ekleyip karıştırın.
Soğuyan tart kabuğuna önce kremayı yayın, üzerini muz ve render çikolata ile süsleyin.
Afiyet olsun.

11 Kasım 2014 Salı

Mandalinalı Tart





Ve sıra geldi daha evvel sözünü ettiğim mandalinalı tartın tarifine.

Malzemeler:

Tart İçin:


  • 2 su bardağı un
  • 1/2 su bardağı toz şeker
  • 150 gr çok soğuk tereyağ
  • 1 adet yumurta
  • 1 fiske tuz


Dolgu İçin:


  • 3 su bardağı süt
  • 2 tepeleme yemek kaşığı un
  • 2 tepeleme yemek kaşığı mısır nişastası
  • 4 yemek kaşığı toz şeker
  • 1/2 paket şekerli vanilin
  • 1 yemek kaşığı tereyağ



Süsleme İçin:


  • Mandalina
  • Dr. Oetker tart jölesi






Hazırlama:

Yoğurma kabına un ve tuzu birlikte eleyin.

Tereyağını bıçakla küpler halinde kesip unun ortasına koyun.

Unu yağa yedirerek kumlu bir doku elde edinceye kadar yoğurun.

Yeniden ortasını açıp yumurta ve şekeri ilave edin.

Hamurun bütün malzemesi iyice karışıp pürüzsüz bir hamur oluncaya dek avuç içlerinizi çok da değdirmeden yoğurun.

Ele yapışan bir hamur oluyor, hızla toparlayıp buzdolabına kaldırın, on beş dakika dinlendirin.

Dinlenen hamuru alıp hafif un serptiğiniz tezgahta merdane ile kalıbını büyüklüğünde açın. ( Kalıp yirmi dört santimetre)

Kalıbı yağlamadan hamuru kalıba yayın, kenarlarını yükseltin.

Hamurun üzerine yağlı kağıt serip dilediğiniz bakliyatla ( nohut, kuru fasülye) üzerine ağırlık yapın.

Önceden ısıtılmış 200 derece fırında güzelce kızarana kadar pişirin.

Pişen tartı fırından alıp soğumaya bırakın.

Şimdi dolguyu hazırlayacağız: süt, un ve nişastayı derin bir kaba alıp orta ateşte karıştırarak pişirin.

Sütün proteininin ölmemesi için şekeri bu aşamada ekliyoruz. ( Şeker oranını kontrol edin, sizin için şekeri az gelirse ekleyebilirsiniz.)

Kızık ateşte karıştırarak biraz daha pişirdiğiniz muhallebiyi ocaktan alıp vanilya ve tereyağını ekleyip karıştırın.

Muhallebiyi blendırla çırpın hem kabarsın, hem soğusun, hem de pürüzsüz kıvam alsın. Dilerseniz krema da ekleyebilirsiniz.

Soğuyan muhallebiyi yine soğumuş olan tart tabanına dikkatlice yayın.

Üzerine mandalina dilimlerini dizin.

Dr. Oetker tart jölesini su ile üzerindeki tarife göre hazırlayıp ortadan dışa doğur kaşıkla mandalinaların üzerine gezdirin.

Buzdolabında üç saat bekleyen tartınız servise hazırdır.

Afiyet olsun.



14 Ekim 2014 Salı

Karamur ve Ayvalı Pay





Karamur yani çakal eriğiyle yaptığım pay karşınızdadır efenim. Yanına arka bahçedeki ayva ağacımızın bu yılki ilk meyvelerini de yoldaş ettim. Çok lezzetli bir sonuç elde ettiğimi söylemeliyim. Ayva ve karamur umduğumdan daha iyi uyum sağladılar. Kullandığım bu hamuru çok seviyorum, pay ve galette yaparken de kullanıyorum. Az malzemeyle çabuk hazırlanan, hemen toparlanan uygun yumuşaklıkta bir hamur. Aynı hamuru kullandığım tuzlu bir galette tarifini de bir sonraki buluşmamızda vereceğim, buzdolabında kurumaya yüz tutmuş artık peynirlerinizi değerlendireceğiniz, üstelik hazırlaması kısa süren özel bir tarif o da. Şimdi bu güzel payın yapılışını anlatmalıyım.

İki su bardağı una bir fiske tuz ekleyip ortasına üç yemek kaşığı yoğurt, otuz gram çok soğuk tereyağı, iki tepeleme yemek kaşığı pudra şekeri koyun ve ortadan başlayıp yanlardan unu alarak hamuru yoğurmaya başlayın. Biraz toparlayınca yarım Türk kahvesi fincanı buz gibi soğuk suyu azar azar ekleyerek hamuru tutturun. Korkmayın hamur toparlanacak, uzun süre yoğurup elinizin ısısıyla hamuru yumuşatmadan üzerini örterek hemen buzdolabına kaldırın.






Hamurunuz dinlenirken içini hazırlayalım. Ayva/karamur oranını dilediğiniz gibi ayarlayabilirsiniz. Karamur bulamazsanız dilediğiniz herhangi bir tek meyveyle ya da ayvayla birleştirmek istiyorsanız vişne, yabanmersini, böğürtlen ya da erik kullanılabilir. Ayvaları kabuklarını soymadan minik minik doğrayıp karamurları da bütün bütün (çekirdekleri çıkarılmış) derin bir kaba alın. Bir tepeleme yemek kaşığı pudra şekeri, çay kaşığının ucuyla tarçın da katıp harmanlayın, iç harcınız hazırdır.

Dinlenen hamurun üçte ikisini az un serptiğiniz tezgahta yarım santimetre kalınlığında açın ve tereyağı ile hafifçe yağladığınız kalıbın tabanına serin. Kalan hamuru az unlanmış tezgahta bu sefer biraz daha ince olarak açın ve tırtıllı hamur kesme rulosu ile düzgün şeritler halinde  kesin. Ve iç harcı taban hamurun üzerine yayın. Şimdi ortaokuldaki el işi dersinize dönün ve bir alttan bir ğstten geçirerek şeritlerden kafes yapın. Kenar fazlalıkları dikkatlice kesin, üzerine dikkatlice yumurta sarısı sürün.

Önceden ısınmış 180 derece fırında altı üstü güzelce kızarana kadar pişirin. Servis sırasında krema da olur, dondurma da, orasını sizlere bıraktım.

Afiyet olsun.



4 Haziran 2014 Çarşamba

Karadutlu Tart



Tabanı şuradan, ara kreması şuradan,  karadutlu, albenili, seksi, ateşli bir tat bu! İkircikli bi şey !


1 Mart 2012 Perşembe

Ispanaklı Kiş




Bazı tariflere ayıp ediyorum, yayımlamak için uzun süre bekleterek. Ispanaklı kiş sanırım bir aydan fazladır sıranın kendisine gelmesini bekliyor. Bizim börek ve çörek geleneğimizde alışkın olduğumuzdan farklı olarak çok hamur, az iç dengesini bozuyoruz kiş yaparken. Tabandaki bir kat hamurun üzerine yerleştirilen çoğunlukla sebzeli harç, yumurta, süt ve krema ile daha yoğun, daha nemli bir hal alıyor. Taban için mutlaka pate brisee hamuru kullanmak gerekli. Daha önce tarifini verdiğim peynirli kişte olduğu gibi yumurta sayısını hatta krema miktarını arttırmak mümkün. Ancak ben bu haliyle daha hafif bulduğumu söylemeliyim.

Malzemeler:

Taban İçin Pate Brisee Hamuru:
  • 250 gr un
  • 125 gr soğuk tereyağ
  • 7 yemek kaşığı çok soğuk süt veya su
  • 1/2 tatlı kaşığı tuz
  • Bir çimdik toz şeker

Ispanaklı Harç İçin:

  • 500 gr ıspanak
  • 2 adet kuru soğan
  • 2 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 150 gr İzmir tulumu
  • 1 yumurta
  • 200 ml süt
  • 100 ml krema
  • 80 gr jambon
  • Tuz, karabiber, muskat rendesi
Hazırlama:

Taban için un, tuz, şeker ve tereyağını avucunuzun içi ile birkaç dakika yoğurmadan ovalayarak küçük taneli hale getirin. Sonra ortasını havuz gibi açın, sütü ya da suyu ilave edip iki üç dakika yoğurun. Fazla yoğurmayın, avucunuzun ısısını hamura vermeyin, zaten hemen toparlandığını göreceksiniz. Üzerini örtüp on beş dakika dinlendirin.


Bu arada yıkanmış, temizlenmiş ve suyu süzülmüş ıspanakları ince ince doğrayın. Zeytinyağını koyduğunuz tavada, yemeklik doğranmış kurusoğanları hafifçe sarartın. İnce şeritler halinde doğradığınız jambonları da ekleyip, hafifçe pembeleştirin. Ispanakları da katıp, birkaç dakika çevirin. Tuz, karabiber ve dilerseniz muskat rendesi ekleyip ocaktan alın.


Dinlenen hamuru hafif unlayarak yirmi dört santimetre çapındaki tart kalıbına göre açın. Kalıbınız teflonsa yağlamanıza gerek yoktur. Açtığınız hamuru kalıba düzgünce yayın. Ilıyan ıspanaklı harca başka bir kapta çırptığınız krema, yumurta ve süt karışımını, rendelediğiniz peyniri de ekleyip, bütün malzemeyi tart hamurunun üzerine yayın.

Önceden 200 derecede ısıtılmış fırının alt rafında yaklaşık yarım sat kadar pişirin. İndirmeden hemen önce biraz rende peynir daha ekleyebilirsiniz. Soğutmadan, ılık ılık çayla tüketebilirsiniz, afiyetle.



7 Nisan 2011 Perşembe

Portakallı Tart



Turunç, portakal, limon, greyfurt, mandalina, ağaçkavunu, misket limonu, bergamut. Turunçgil ailesinin güzel renkli, ferah meyveleri. Portakala benzeyen, suyu acımtırak olan turunç bu ailenin anasıdır. Narenç, yerel söyleyişle narınç da denen turunç meyvesinden üretildiğinden bu aileye turunçgil ailesi, narenciye isimleri verilmiş.

Turunçgillerin anavatanı konusunda bitki bilimciler bir anlaşmaya varamamışlar. Çin, Hindistan, Malezya farketmiyor, doğudan batıya yolculuğunda farklı isimlerle anılmışlar. Eski bir Malaya efsanesine göre, obur bir fil, o kadar çok portakal yemiş ki, sonunda çatlayıp ölmüş portakal ağaçlarının dibinde. Bunu gören insanlar '' naga ranga '' demişler. Bu sözcük Sanskritçe '' fil için ölümcül hazımsızlık'' anlamına geliyormuş. Daha sonraları sözcük değişerek batıda orange, bizde narenciye sözcüklerine kök olmuş.

Portakal, Ortaçağ Avrupa'sında daha çok soyluların sofralarında bulunurmuş. Pahalı otları, baharatları getirmeye zenginlerin gücü yetermiş. Portakal bahçeleri masallarda anlatılırken, yıllar sonra İtalya, Fransa, Portekiz ve İspanya'da görebilmek mümkün olmuş. Bugün portakal bahçeleriyle bezeli İtalya'da yapılan portakal festivali yıllardır ilgi çekiyor. Ortaçağ kıyafetleri giymiş insanlar, birbirlerine portakal fırlatıyorlar.

Ilıman iklim isteyen portakalın bugün dünyada en büyük üreticisi Brezilya iken, Amerika, Hindistan, Meksika ve İspanya gibi ülkeler diğer önemli üreticilerdir. Ülkemizde Akdeniz ve Ege kıyılarında yapılan portakal üretiminin % 8O'i Antalya 'da yapılmaktadır.

Pazar esnafının dilinden duyarız isimlerini: Washington, yafa, Valencia, Finike, kan portakalı...
Alt kısmı göbekli, çekirdeksiz, tatlı mı tatlı Washington portakalı, İsrail kökenli etli ve sulu, aroması yoğun yafa, İspanya menşeli, lezzetli, kaliteli, kabuk rengi sarıya çalan Valencia, ince kabuklu, çekirdekli, sulu ve California Üniversitesi'nden birincilik ödülü almış Finike portakalı, içi koyu kırmızı, ekşi kan portakalı.

Pırıl pırıl, sıcak sarı rengi ile tatlı, sulu portakallar kış boyu eksik olmaz pazar dönüşü çantalarımızdan. C vitamini yönünden zengin olduğu için hastalıklara karşı koruyucudur, şifa niyetine tüketiriz. Kahvaltıya suyunu sıkarız, kabuğunu soyar yeriz. Uzun kış akşamlarında sohbeti tatlandırsın diye. Suyunu sade içebileceğimiz gibi alkollü veya alkolsüz kokteyllerde sık kullanır, likör yaparız. Kabuğu parfüm sanayiinde, pastacılık sektöründe kullanılır. Pasta, tatlı, şekerleme, reçel yaparız, ben kompostolara da eklerim. Reçeli, kabuğuyla da olur, içiyle de. Av etleriyle de kullanabilirsiniz, pilava da katabilirsiniz. Kek, kurabiye, tart, parfe, sorbe, muss yapabilir; irmik helvasına katabilir, peltesiyle bir tartı, pastayı ya da muhallebiyi güzelleştirebilirsiniz. Portakal suyuyla kerevizden, yerelmasına zeytinyağlıları pişirebilir, irice bir barbun balığını marine ettiğinizde lezzetine doyamazsınız.

İşte portakallar bitmeden yapabileceğiniz nefis portakallı tart:

Malzemeler:

Tart İçin:

  • 275 gr un
  • 2 yumurta sarısı
  • 125 gr tereyağ
  • 1OOgr pudra şekeri
  • 1/2 çay kaşığı şekerli vanilin

Krema İçin:

  • 500 ml süt
  • 2 yumurta sarısı
  • 60 gr un
  • 50 gr tereyağ
  • 1/2 çay kaşığı şekerli vanilin
  • 2 Türk Kahvesi fincanı toz şeker

Üstü İçin:

  • Portakal
  • 1,5 paket şeffaf tart jölesi

Hazırlama:

Tart taban için verilmiş malzemelerle hamuru yoğurun.

Hafif unlu tezgahta açıp, 24 cm çapında yağlanmış tart kalıbına yayın.

Üzerini streç filmle kapayıp, buzdolabında bir saat dinlendirin.

Bir saaat sonunda dolaptan çıkardığınız hamurun üzerini açıp alüminyum folyo serin.

Folyoyu bütün yüzeye yayıp, kenarlarına bastırın, üzerine bolca nohut, fasülye gibi bir bakliyat serip önceden ısıtılmış 180 derec fırına verin.

25 dakika sonunda fırından çıkarıp, folyo ve bakliyatları alın.

Varsa hamurun kabaran yerlerini çatalla delip, tekrar fırına verin, sekiz dakika daha pişirin.

Kreması için toz şeker ve unu tencereye koyun.

Soğuk süt ve yumurta sarılarını ekleip, topaksız olmasına dikkat ederekortadan az ateşte karıştırarak pişirin.

Koyu bir kıvama gelip fokurdadığında altını kapatın, tereyağ ve vanilini ekleyin.

Karıştırarak ılıttığınız kremayı tartın içine yayın.

Kabuklarını soyup lira lira dilimlediğiniz portakalları kremanın üzerine dizin.

Tart jölesini üzerindeki tarife göre hazırlayıp, ortadan dışa doğru olmak üzere yayın.

Buzdolabında dinlendirdiğiniz tarı soğuk soğuk servis yapın.



6 Ocak 2011 Perşembe

Elmalı Pay



Yüz on dört tarifle tamamlamışız geçtiğimiz yılı. Tamamlamışız da yeni yılda bu kadar tarif ekler miyim şüpheliyim. Baksanıza kaç gün geçmiş ses yok bende. İlk ayların hevesi kalmıyor zamanla. Bir üşengeçlik sinmiş hücrelerime, elim varmıyor. Zoraki sıralanmış cümlelerin de tadı olmayacak belli. Hoş, sıralanıyorlar kimi vakit güzelinden, sonra kaçıyorlar nedense. Tamam diyorum şuradan girip şuradan çıkarız peşine de şu tarifi ekleriz olur. Olmuyor. Havaların kasveti en büyük sebep sanırım. İki haftayı geçti tek bir fotoğraf çekmedim, tek bir yeni tarif denemedim. Geçer deyip bekliyorum.

Yılı bitirmemize günler kala Dekor Guru'dan gelen bir ödülümüz var, onu göstereyim önce. Sonra yılbaşı akşamımız pek güzel geçti diyeyim. Çiğköftemiz lokumdu, keyfimiz de yerinde. Üzüm'üm, iki gözüm kızgınlığını atlatmış, anneannesinin evinin dört bir yanını koklamış küçük pembe burnuyla. O da uyumamış bizimle. Oğlanlar hevesle ilk biralarını yudumlamış, kendilerini sarhoş zannetmiş, devamı için yalvarmışlar. Şükretmişiz ailemiz bir arada diye. Yılın ilk günü kuaförü mekan eylemişiz kız kıza. Küçüğüm, anası kılıklım neleri dert etmişse kendine, saçlarının dibinden bir tutamını döküvermiş, farkedildi pırasa saçları kesilirken. Anası kılıklım, ince fikirlim.

Üzücü haberler de alıyoruz ama hiç girmeyelim. Hayat devam ediyor deyip şarkımızı söylüyoruz. İlk tarifimiz meze olacaktı lakin, tatlı başlayalım deyip elmalı pay anlatıverelim şimdilik. Benim yıllar önce yaptığım ilk paydı kendisi. Eskiden margarinlerin kulakçığı kesilir yollanırdı postayla. Yine aynı yolla kapınıza gelirdi tarif kitabı. İşte öyle edinilmiş bir kitaptan yapılmıştı. Tarife uyup ön pişirme yapılmadığında sulanır. Elmaları pişirmeli önce, suyunu uçurmalı mutlaka. Hamurunda yumurta olmadığından yumurta alerjisi olanların rahatlıkla kullanabileceği bir pay hamuru. Benim hazırladığım içte yumurta var, yumurtasız bol kuru meyveli, elmalı tarçınlı bir içle de doldurulabilir pekala. Tarçın kokulu bir yıl dileyip selamlarımı gönderiyorum efenim.


Malzemeler:

Hamur İçin:

  • 4 su bardağı un (440gr)
  • 200 gr. oda ısısında tereyağ
  • İki tutam tuz
  • İki Türk kahvesi fincanı çok soğuk su
Harç İçin:

  • 2 yumurtanın sarısı
  • 1 çay kaşığı muskat rendesi
  • 1 tam3/4 su bardağı toz şeker
  • 3/4 su bardağı kuru üzüm
  • 5-6 adet elma
  • 1 tatlı kaşığı tarçın
  • Yarım fincan krema

Hazırlama:

Un, tuz ve tereyağını iyice yoğurun.

Suyu üç seferde ekleyerek yoğurmaya devam edin. Önce dağınık, kırıntılı olan hamur toparlanacak, merak etmeyin.

Hazırladığınız hamuru buzdolabında yarım saat dinlendirin.

Harç için elmaları soyup dilimleyin, yapışmaz yüzeyli bir tavada yağsız olarak tozşekerle birlikte suyunun çoğu uçana kadar pişirin.

Soğuyunca çırpılmış iki yumurta sarısını ve diğer malzemeleri ekleyip harcı hazırlayın.

İkişye böldüğünüz hamuru açın, yağladığınız tart kalıbının dibine yayın, harcı üzerine dökün.

Üzerine ikinci hamuru koyup, kenarlarını sıkıca kapatın.

Tam ortaya bıçakla bir çapraz çizik atın.

Üzerine yumurta sarısı sürüp 180 derece fırında pişirin.


17 Aralık 2010 Cuma

İstek Üzerine



Bazı tatlar öyle çok sevilirki sıkça istek alır. İknaya çalışırsın, yine tart yapayım, portakallı olsun mesela, içine muhallebi pişirelim hıı? Yok, olmaz! İlla çikolatalı tart yapılacak. Öyle buyurdu küçüğüm. Portakal tadına hayır demedi, olurdu, arkadaşlık edebilirdi portakal çikolataya pekala. Az da yanıksı koksun muydu? Olsun bari dedi.

Aynısını yapmak istemedi canım, tart tabanı aynı kaldı, dolgusuna bir yemek kaşığı şekeri iki yemek kaşığı portakal suyu ile karamel edilerek, bir portakalın kabuğu da rendelenerek eklendi. Karameldeki kadar şeker yarım su bardağından eksiltildi. Yanıksı kokusu ve portakal çikolata ikilisinin mutlu aşkıyla yinelenme ihtimalini arttırdı bu tart. Deneyip beğenmenizi umuyor, karanlık geçen haftayı sardunyaların açacağı bol güneşli günler özlemiyle şarkılı bitirelim istiyorum. Vokaliz yorumuyla Sardunya'yı dinleyin, yüksek sesle ama!

sağlıcakla kalın...

Tart İçin:

  • 2 su bardağı un (220gr)
  • 100 gr. tereyağ
  • Bir fiske tuz
  • Bir fincan çok soğuk su
  • Bir yemek kaşığı kakao

Harç İçin:

  • 2 yumurta sarısı
  • 150 ml. krema
  • 2 yemek kaşığı un
  • 1/2 su bardağı toz şeker
  • 100 gr. bitter çikolata

Taban için kullandığım hamura kırıntılı hamur deniyor. Başta toparlanmayacak gibi görünse de toparlanıyor, endişe etmeyin. Un, tuz, tereyağ ve kakaoyu bir kaba alın. Çok soğuk suyu devamlı karıştırarak üç seferde hamura ekleyin. Kırıntılı bir hal alan hamuru yoğurmaya devam ederek toparlayın, siz harcını hazırlayana kadar dinlenmeye bırakın.

Harç için kremayı tek başına çırpıp, kabartın.

Yumurta sarılarını çırpın, içine şekeri katıp sertleşene kadar çırpmaya devam edin. Kremayı tahta bir spatül ile yumurtalı karışıma ekleyin.

Çikolatayı benmari usülü eritip, yumurtalı karışıma dikkatlice katın.

Unu da aynı şekilde ilave edip karıştırın.

Dinlenen hamuru hafif unlu zeminde açıp, 26cm. çapındaki yağlanmış tart kalıbına yerleştirin, kenarları yüksek olsun.

Hazırladığınız karışımı hamurun üzerine yayın. 180 derece önceden ısıtılmış fırında 40 dakika pişirin. Sakın fazla pişirip kurutmayın. Kürdan testinde bu sefer kürdan temiz çıkmayacak, yumuşak kalacak üst kısım.

19 Ağustos 2010 Perşembe

Peynirli Kiş (Quıche au Fromage)


Ramazan boyunca her gün bir tarif vermeye devam ediyoruz. Sevgili Ayşem, pate brisee hamuru ile tart tabanlarını dünden hazır etti. Bugün doldurmasını bekliyoruz. Ben tuzluyla doldurmuştum hatırlarsanız. Necip Usta'nın tarifiyle;
Malzemeler:

Taban İçin Pate Brisee Hamuru:
  • 250 gr un
  • 125 gr tereyağ
  • 7 yemek kaşığı çok soğuk süt veya su
  • 1/2 tatlı kaşığı tuz
  • Bir çimdik toz şeker

Harç İçin:

  • 625 gr süt (varsa yarısı süt, yarısı krema)
  • 200 gr rende kaşar peyniri
  • 4 adet yumurta
  • Yarım çay kaşığı tuz
  • Bir çimdik karabiber
  • Yarım çay kaşığı muskat rendesi

Hazırlama:

Taban için un, tuz, şeker ve tereyağını avucunuzun içi ile birkaç dakika yoğurmadan ovalayarak küçük taneli hale getirin. Sonra ortasını havuz gibi açın, sütü ilave edip iki üç dakika yoğurun. Fazla yoğurmayın, avucunuzun ısısını hamura vermeyin, zaten hemen toparlandığını göreceksiniz. Üzerini örtüp on beş dakika dinlendirin.

Dinlenen hamuru hafif unlayarak yirmi dört santimetre çapındaki tart kalıbına göre açın. Kalıbınız teflonsa yağlamanıza gerek yoktur. Açtığınız hamuru kalıba düzgünce yayın, üzerine çırparak hazırladığınız peynirli harcı dökün. Önceden ısıtılmış 160 derece fırında pişirin. Üzeri erken kızarırsa folyoyla kapatıp, hem taban hamurunun hem de peynirli dolgunun iyice pişmesini sağlayın. Fırından çıkardığınız kişi soğumadan tüketin.



17 Ağustos 2010 Salı

Erik ve Vişneli Crumble


Erik bir de vişneyle birleşti, crumble oldu. Soğutmadan yemeli, öyle güzel ki!


Malzemeler: Hamur İçin:

  • 125 gr tereyağ
  • 4 yemek kaşığı toz şeker
  • 11 tepeleme yemek kaşığı un

Meyveli Harç İçin:

  • Bir küçük kase kırmızı erik
  • Bir küçük kase vişne
  • 1/2 su bardağı toz şeker
  • 1/2 limonun suyu

Hazırlama:

Erik ve vişnelerin çekirdeklerini çıkarın, erikleri dörder parçaya bölün. Meyveleri kalın tabanlı bir tencereye koyup üzerlerine toz şeker ve limon suyunu ekleyip ocağa koyun. Kaynayınca çok kısık ateşte kapağı kapalı olarak üç dakika pişirin.

Meyveli harç soğurken siz kırıntılı hamuru hazırlayın. Soğuk tereyağ, şeker ve unu parmak uçlarınızla, yoğurmadan birbirine yedirin.

Fırın kabına önce meyveli harcı, üzerine kırıntılı hamuru eşit şekilde yayın, sakın bastırmayın. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında üzeri kızarana kadar pişirin. İlk sıcağı çıktığında yanında kaymaklı dondurma ile servis yapın.

26 Mart 2010 Cuma

Abartının Çilekli Hali


Kendini anlatma konulu ebelere eklemeliydim: vur dedi mi öldürürüm. Çilekler çıkmış, tatlı renkleri ve kokularıyla karşımda süzüm süzüm süzülürlerken, çocuklar anne çilekli bir şeyler yap diye eteklerimi çekiştirirken boş durabilir miydim? Sevgilim gelirken çilek getir dediğimde manalı manalı yüzüme bakıp:

- Ne yapacaksın ki? demişti.

- Hiiç çocuklar yer diyebildim kem küm ederek.

Geçmiş olsun dileği için bir şeyler yapmak şarttı, benim niyetim bozuk değildi. Hakkaten! E mademki yapacağız, çocuklara yapmadan olur mu? Olmaz, eve de yapmalı bir tane. Velhasıl iki tart, artan hamurlar ve krema ziyan olmasın diyerek de küçük tartöletler çıktı ortaya. Bir günde silip süpürüldü ortalık. Sormayın, kalmadı hiç geriye. Tarif daha öncekiyle aynı, hamura bu sefer kabartma tozu hiç koymadım, teflon kalıbı yağlamadım. Yapışmadan kolayca çıktı. Tabii fırından çıkan hamurun biraz beklemesi gerek, acele eder de kuruyup kendine gelmeden kalıptan çıkarmaya kalkarsanız taban kırılır. Jölenin rengi neden o kadar canlı diye soracak olursanız, gıda boyasından değil. Şeffaf tart jölesini, içinde böğürtlen beklemiş vişne likörü ile pişirdim, kıpkırmızı oldu böyle.

Jöleli tariflerinizi bekliyorum, tek tek geliyorlar, renkli, bol meyveli fotoğraflar.

narince.narince@gmail.com

Ama bu tarif Porselen Demlik Çay Saati Etkinliği için Lezizce'ye gidiyor.

6 Ocak 2010 Çarşamba

Çikolatalı Tart (Süt Karameli Eşliğinde)



Musslu pastaların kraliçesi kim?

Muslu pastaların kraliçesi, Derin'in annesi, vakt-ı zamanında aynı koridorlarda yürüyüp,aynı berbat otobüsle Beytepe yollarını katettiğimiz , aynı kantinde, aynı yemekhanede karın doyurup, çay içip de yetişkinliğimizde sanal dünyada ancak tanıştığımız sevgili Zehra, tam da doğumgünüme denk getirip, elleriyle yaptığı güzel hediyeler yolladı bana. Peçete halkalarını o yayınlayıp kendim yaptım diyene kadar hazır aldı zannettiydim. Bir de Dulce de Leche göndermiş ki tadına doyulmuyor. Herkes parmak atıyor, vuruyorum ellerine, olmaz çok kıymetli. O nasıl güzel bir tat, nasıl yoğun! Bitecek diye ödüm kopuyor, binbir zahmetle yapılıyor,iki saat ateşin başında ter dökülmüş, benim gibi bir tembel- belki sabırsızlığım daha uygun olur mazeretime- yapabilir mi bu güzelim lezzeti?



Küçük Derin'in arkadaşlık konulu resmi ise bizimkilerin resimleriyle birlikte dosyada saklanacak hep. Sevgili Zehra'ya ve Derin'ciğime çok çok teşekkür ediyorum.

Çikolata ile uyumlu bir ikili oluşturan süt karamelimi altta tarifini bulacağınız çikolatalı tartla birlikte denedim. Sonuç: enfes! Kapış kapış bitti.



Tart İçin:

  • 2 su bardağı un (220gr)
  • 100 gr. tereyağ
  • Bir fiske tuz
  • Bir fincan çok soğuk su
  • Bir yemek kaşığı kakao

Harç İçin:

  • 2 yumurta sarısı
  • 150 ml. krema
  • 2 yemek kaşığı un
  • 1/2 su bardağı toz şeker
  • 100 gr. bitter çikolata

Taban için kullandığım hamura kırıntılı hamur deniyor. Başta toparlanmayacak gibi görünse de toparlanıyor, endişe etmeyin. Un, tuz, tereyağ ve kakaoyu bir kaba alın. Çok soğuk suyu devamlı karıştırarak üç seferde hamura ekleyin. Kırıntılı bir hal alan hamuru yoğurmaya devam ederek toparlayın, siz harcını hazırlayana kadar dinlenmeye bırakın.

Harç için kremayı tek başına çırpıp, kabartın.

Yumurta sarılarını çırpın, içine şekeri katıp sertleşene kadar çırpmaya devam edin. Kremayı tahta bir spatül ile yumurtalı karışıma ekleyin.

Çikolatayı benmari usülü eritip, yumurtalı karışıma dikkatlice katın.

Unu da aynı şekilde ilave edip karıştırın.

Dinlenen hamuru hafif unlu zeminde açıp, 26cm. çapındaki yağlanmış tart kalıbına yerleştirin, kenarları yüksek olsun.

Hazırladığınız karışımı hamurun üzerine yayın. 180 derece önceden ısıtılmış fırında 40 dakika pişirin. Sakın fazla pişirip kurutmayın. Kürdan testinde bu sefer kürdan temiz çıkmayacak, yumuşak kalacak üst kısım. Sonra ılıyınca Dulce de Leche yani süt karameli ile birlikte servis yapın. Afiyet şeker olsun.

28 Ekim 2009 Çarşamba

İncirli Cevizli Tartölet



Kendimi bildim bileli ceviz boldur evimizde. Cevizi bol bulan annem cevizli çörekler, baklavalar yapar hatta erişteye bile bolca katardı. Çünkü köyden her yıl çuval dolusu ceviz gelirdi. Artık köyde kimsemiz kalmadığından ilgi görmeyen ağaçlarımız eskisi kadar çok ceviz vermiyorlar. Ben de köyden gelenler bittiğinde kabuklu ceviz satın alıyorum. Ankaralılar bilir, üşenmeyip At Pazarı'na tam tepeye çıkıp fındık, fıstık, ceviz her türlü kuruyemişimi, kurumeyvemi, hatta bakliyatımı oradan satın alıyorum. Cevizimi mutlaka kabuklu alıyorum, iç cevize böceklenmemesi, sineklenmemesi için kimyasal ilaçlar sıkılıyor çünkü.

Geçenlerde yeni senenin cevizi henüz gelecekti ki pazarda iri iri cevizler gördüm. Satıcı malını bir güzel övdü ve şöyle dedi:
-Bunlar Şili cevizi. Dünyanın en iyi, en kaliteli cevizi Şili cevizidir.

Hoppala soğuk iklimin cevizi güzel olmaz mıydı? Eve gelip yaptığım küçük araştırmada öğreniyorum ki artık cevizi de ithal eder olmuşuz. Hem de en çok Şili'den. Datça bademi diye İspanyol bademi, Maraş cevizi diye de Şili cevizi tüketiyormuşuz. Uygulanan tarım politikaları bakalım bizleri daha hangi gıdaları dışardan almak zorunda bırakacak? Karadeniz'de fındık ağaçlarını söktüren zihniyetle sonumuz nerelere varacak?



Bize dönersek, bu yılın cevizleri geldiklerinde henüz yeşil kabuğu dışında, yaştılar. İlk geldiği günden itibaren hermen her akşam ailece başına oturup, yarısını tüketmiş bulunuyoruz. Hatta bizim kız biraz kaçırmış, ufak bir ishal vakası da atlatmıştı. Bir hafta kadar ellerimiz kara kara dolaştık. Kalanların kabuklarını da soyduk, gazete kağıdı üzerinde kuruttuk. Evde de epeydir beklemiş kuru incirler vardı. Malum At Pazarı'na çıkma vakti yanaştı. İncirler öylece yenmeyecek kadar kurumuştu, bir an önce kullanılmalıydılar. İncirin yanına en çok ne yakışırdı? Tabii ki ceviz. O halde tartölet yapmalıydı. Kafes tartöletler çok oyalasa da sonuç için uğraşmaya değerdi.




Tart Hamuru İçin:

  • 1 yumurta
  • 125 gr. tereyağ
  • 1 yemek kaşığı tepeleme yoğurt
  • 2,5 su bardağı un
  • Yarım su bardağı toz şeker
  • Bir paket kabartma tozu

İçi İçin:

  • İncir
  • Ceviz
  • Tarçın
  • Elma

Üzerine Sürmek İçin:

  • Yumurta

Hamur yoğuracağınız kaba unu alın. Ortasını açıp yumuşamış tereyağını, yumurtayı, yoğurdu, kabartma tozunu ve şekeri koyup özlü bir hamur yoğurun. Hamuru bir kenara kaldırın dinlensin.

Akşamdan ılık suya ısladığınız incirleri küp küp doğrayın. İçine bir elma rendeleyin, iri dövülmüş ceviz ve tarçın katın.

Dinlenen hamurdan kopardığınız bir parçayı hafifçe unladığınız tezgahta çay tabağı büyüklüğünde açıp, tereyağı ile dibini yağladığınız tartölet kalıplarına yerleştirin. Hazırladığınız incirli harcı içlerine bolca koyun. Kalan hamurdan ince ince şeritler yapıp, üzerlerini kafes şeklinde kapatın. Kapatırken şeritlerin uçlarını alt taban hamuruna tutturun mutlaka. Üzerine de yumurta sarısı sürüp, önceden ısıtılmış 190 derece fırında beyaz kalacak şekilde pişirin. Ha bu arada ben poz verirken daha güzel görünsünler diye süsledim azıcık kendilerini, bal sürdüm üzerlerine. İsterseniz siz de sürebilirsiniz.



28 Eylül 2009 Pazartesi

Mürdüm Lezzetler



Bir avuç eriğe hayır demezsiniz sanıyorum. Biz yaz boyunca canımız çektikçe dalından koparıp yeme şansına sahiptik. Çocuklar eriğe bu kadar doymuş da olsa, işi abartan ben komposto mu yapmadım, marmelat mı, pestil mi?


Komposto son ılık günlerimizde sofrada yerini alsa da burada yok. Cücüklerime komposto mu yapayım marmelat mı dediğimde cevapları belliydi: ikisini de! Marmelatını, yıkayıp çekirdeklerini çıkardığım erikleri kaynatarak yapıyorum. Öyle uzun süre saklamadım hiç, saklanacağını da sanmıyorum. Bir kilo eriğe bir çay bardağı su koyup, kısık ateşte iyice yumuşayana kadar pişiriyorum. Soğuyunca kevgirden geçiriyor; zira alttaki hali kevgirden geçmemiş halidir, bence böyle daha güzel oluyor, istediğimiz kadar şeker katıyorum. Sonra ekmek banarak kahvaltıya da olur, tatlı niyetine kaşıklayarak da olur, damaklarımızı tatlandırıyoruz.


Hem benim gibi hızınızı al-a-mayıp kurabiyelere de sürebilirsiniz. Tartölet gibi görünseler de kendileri kurabiyedirler. Onların reçetesini verecek olursak:



Malzemeler:
  • 1 yumurta
  • 125 gr. tereyağ ( oda ısısında)
  • Yarım çay bardağı sıvı yağ
  • Çeyrek limonun suyu
  • Yarım paket kabartma tozu
  • 2 çay bardağı pudra şekeri
  • Yarım paket vanilya
  • Alabildiği kadar un

Malzemeler kulak memesi kıvamında yoğurulur, yağlanmış küçük tartölet kalıplarının dibine alçakça serilir. 200 derecede önceden ısıtılmış fırında hafifçe pembeleşene kadar pişirilir.





Marmelat dedik ya, aslında bu elde ettiğimiz güzel püre pestil demek. Birazını da kurutup pestil yapınca, tamamı da çocuklşar tarafından aynı gün tüketilince, tekrar yapmak şart oldu. Çocuklara kışa abur cubur niyetine, ders çalışırken, tatlı aradıklarında atıştırmak, beslenme çantasının bir köşesine konmak üzere temiz naylonlara serilip, güneşte kuruttum pestilimi. Geç kalmış sayılmazsınız, cılız Eylül güneşinde bile kuruyorlar. Beş kilo erikten epeyce çıktı. Artık yeterse de yetmezse de.





7 Eylül 2009 Pazartesi

Yine Böğürtlen


Şu küçük tartöletlerle böğürtlen serisine ara verelim. Hep bisküvi tabanlı tart yapma fikri aklımın bir köşesinde duruyordu, sonunda gerçekleştirdim. Bana sorarsanız, un ve yumurta ile yapılmış bir tart tabanı daha güzel olurdu, çocuklara sorarsanız, harika, müthiş, çok güzel, çok!
Malzeme listemiz şöyle:
  1. 300 gr. petit beurre bisküvi
  2. 4 yemek kaşığı tereyağı

Krema İçin:

  1. Bir su bardağı süt
  2. Bir adet yumurta
  3. Üç yemek kaşığı un
  4. Yarım su bardağı tozşeker
  5. Yarım çay kaşığı şekerli vanilin

Bisküvileri mutfak robotunda un haline getirin. Erittiğiniz tereyağı ile karıştırıp, özlü bir hamur haline getirin. Hamuru eşit parçalara ayırıp, tartölet kalıplarına 1cm kalınlığında olacak şekilde yayın. Kenarlarını düzleyip, çatalla birkaç yerinden delin. Önceden ısıtılmış 170derece fırında on- on iki dakika pişirin.

Krema için sütü, yumurtayı, unu ve tozşekeri bir tencerede iyice karıştırın. Orta ısılı ateşte koyulaşana kadar pişirin. Koyulaştıktan sonra tencereyi ateşten alıp, şekerli vanilini, hatta birazcıkta tereyağını ekleyin ve iyice karıştırın. Soğuyan kremayı pişmiş tabanlara paylaştırın, üzerlerini böğürtlenle süsleyiverin.

15 Haziran 2009 Pazartesi

Elmalı Tart


Olgunlaşmamış, şekil almamış kesik cümleler dolaşıyor içimde. Yalnızca herkeslerin bildiği kolay bir tarif var bugün.
Malzemeler:
Hamuru İçin:
2 yumurta
1,5 su bardağı toz şeker
250 gr margarin
1 paket kabartma tozu
Aldığı kadar un
İçi İçin:
6 elma
1/2 su bardağı şeker
Ceviz içi
1 tatlı kaşığı tarçın
Kuru üzüm
Eritilmiş ve soğutulmuş margarinle diğer malzemeler bir araya getirilerek kulak memesinden daha sert bir hamur elde edilir. Hamur iki eş parçaya bölünür, bir yarısı poşetlenip buzdolabında bir saat bekletilir. Bu arada kabuğu soyulmuş elmalar rendenin iri gözüyle rendelenir, teflon bir tavada şekerle birlikte suyu uçana kadar pişirilir. Soğuyunca içine yıkanmış kuru üzüm, ceviz içi ve tarçın eklenir ve karıştırılır. Hamurun dışarda kalan yarısı yağlanmış tepsiye ya da kalıba elle yayılır, üzerine elmalı harç eşit şekilde yayılır. Yeterince sertleşen hamurun diğer yarısı rendenin yine iri tarafıyla tepsinin üzerinden rendelenir. Dökülen rende hamurlarla elmalı harcın üzeri tamamen kapatılır. Önceden ısıtılmış 200 derece fırında altı üstü güzelce kızarana kadar pişirilir, pudra şekeri serpilir.

21 Mayıs 2009 Perşembe

Kırmızının Büyüsü, Çilek ve Anılar



Çocuklarını bahçeli bir evde büyütmek şanstır. Böylesi bir şansımız oldu bizim. Bilenler bilir Ankara'yı, Batıkent'i ve küçük bahçelerdeki büyük şımarıklıkları. Sık sık hatırladığım bir görüntü:yürümeyi henüz öğrenen, çıplak ayakları ve poposundaki kabaran beziyle sarı saçlı güzel oğlum. Bahçenin küçük bir köşesini kaplayan çileklerin arasında düşe kalka dolaşıyor usul usul, gördüğü minik kırmızı
çileklerin başına gelip duruyor önce, sonra düşmemeyi becerirse dizlerinin üzerinde çömelip koparıyor çileği , ağzına atıveriyor. Yaz başı ve bahçemizde toprağı henüz yarmış salatalık, domates, biber fideleri. Bir tarafta maydonoz, nane ve dereotları. (Suyu bol henüz Ankara'nın. Gökçek bile bütün park ve bahçeleri içme suyu ile suluyor.) Sonra elindeki hortumu biraz toprağa biraz kendi üzerine tutuyor yaramaz oğlan.

İlk fen bilgisi derslerimizi yaptık o bahçede. Kâh karıncaların peşindeyiz, kâh sümüklüböceklerin, kâh kedilerin. Kızımız da katıldığında aramıza her ilkbaharda tohumlar attık toprağa, suladık sabırsızca, toprağa tutunup başını göğe diken her yeşillikte sevinç çığlıkları attık, her tomurcuklanan çiçekte. Her sonbahar tohumlarımızı topladık kuruyan çiçek dallarından.

Daha sonra Bodrum'daki evimizde devam eden şansımız şimdilerde yok, hatırlayıp avunuyoruz sadece.




Çilek



Başka hiçbir meyvede olmayan hoş kokusu; reçele dönüştüğünde hele, dayanılmazdır. Komşuda pişen çilek reçeli kokusu, davetkardır sabah sabah. Elime bir parça ekmek alıp, kapıya dayanasım gelir. Baharın kırmızısı, nazlı gibi dursa da pek nazlı değildir. Siz bir kök dikin bahçenize, o tutunur toprağa, yayılır her tarafa. Alçak boyu yüzünden bilmeyen ot sanır, yaprakların altınta bekler sizi tatlı, mayhoş meyve. Güneşle birlikte kızarır, olgunlaşır.


Kafanızı yaracak büyüklükte koca koca, hormon küpüne daldırılmış çileklere değil elbet övgümüz. Bizler büyükşehir tutsakları, ancak yaratabildiğimiz küçük fırsatlarla ulaşabilsek, dağ çileklerini ancak rüyamızda, çocukluk anılarımızda bulabilsek de, market ve pazarlarda bulabildiğimiz kadarıyla yetiniyor, baharla çoğalan çilekleri pastalarımıza, tatlılarımıza baştacı ediyoruz. Bu yıl sayısını unuttuğum çilekli tariflerden kaçıncısı bilmiyorum bu çilekli tart.

Tart hamuru benim her zaman kullandığım, riske girmeye gerek yok, ara kata alttaki pastada kullandığım crem pattisserie .

Tart Hamuru İçin


2,5 su bardağı un
1 çay kaşığı kabartma tozu
125gr. oda ısısında tereyağ
Yarım su bardağı pudra şekeri
1 adet yumurta
1 çay kaşığı şekerli vanilin

Crem Pattisserie İçin:



1/2 lt. süt


50gr buğday nişastası


150gr. toz şeker


2 yumurta

50 gr un


Bir paket şekerli vanilin


Malzemelerle çok fazla yoğurmadan kulak memesi yumuşaklığında bir hamur tutalım. Hamuru
bir kenara bırakıp, yirmi dakika dinlenmesine izin verelim.Tart kalıbını iyice yağlayıp, hamuru kalıba döşeyelim. Önceden 180 derecede ısıtılmış fırına verip pişirelim.Sütü tencereye koyup, şekerin yarısını ekleyin. Şekerin diğer yarısını da başka bir tencereyekoyun, üstüne yumurtaları ve vanilyayı katıp çırpın, nişasta ve unu da ekleyerek iyice karıştırın Ocakta kaynayan sütü de ekleyip tekrar karıştırın ve yeniden ocağa alın. Piştiğinde kabuk bağlamaması için karıştırarak soğutun.


Soğuyan tartın üzerine kremayı bir kaşık yardımıyla düzgünce yayın, çileklerle üzerini kaplayın. Ayşecik ortaya jelibon kalpler koymayı istedi, kırmadım. Zaten ortaya koyacak çilek kalmamıştı, ikisinin de ağzı burnu ve elleri kıpkırmızıydı. Sorunu yarattıkları gibi çözmeyi de bildiler.


Yine işin kolayına kaçıp çilekli sos yapmak yerine dolapta hazır bekleyen poşeti açıp, Dr. Oetker'in ahududu-çilekli meyveli sosunu pişirp, ılıdıktan sonra çileklerin üzerine kapladım.
Bu kırmızı, bu güzellik ancak anneler yaraşır değil mi? O zaman tartı Annelere Özel ve Güzel Tarifler Etkinliği için Özlemhan'a gönderelim.



27 Mart 2009 Cuma

İnat ve Vişneli Tart

İnat ve Vişneli Tart




Tarifi Porselen Demlik Çay Saati 39 Etkinliği icin, http://pastakur.blogspot.com/ Zeynep Hanım'ın sayfasına gönderiyorum.

Tart Hamuru İçin:



2,5 su bardağı un
1 çay kaşığı kabartma tozu
125gr. oda ısısında margarin
Yarım su bardağı pudra şekeri
1 adet yumurta
1 çay kaşığı şekerli vanilin

Ara Harç İçin:

Süt

Bir poşet vanilyalı puding

Üzeri İçin:

3 yemek kaşığı nişasta

1,5 su bardağı su

6 yemek kaşığı toz şeker,

3 su bardağı dondurulmuş vişne

Yapılışı:

Hamuru daha önce verdiğim meyveli tarttaki hamurun aynısı. Yine çok fazla yoğurmadan kulak memesi yumuşaklığında bir hamur tutalım. Hamuru bir kenara bırakıp, yirmi dakika dinlenmesine izin verelim.

Tart kalıbını iyice yağlayıp, hamuru kalıba döşeyelim. Önceden 180 derecede ısıtılmış fırına verip pişirelim.

Hamur pişerken vanilyalı pudingi üzerindeki tarife göre pişirip, kabuk bağlamasına izin vermeden karıştıra karıştıra soğutalım. Pişen ve ılıyan tartın ortasına soğumuş pudingi yayalım.

Üzeri için çukur bir kapta nişastayı, tozşekeri ve suyu iyice karıştıralım. İçine çözülmüş vişneleri ekleyerek orta ısılı ateşin üzerine koyup, karıştırarak katılaşıp, muhallebi kıvamına gelene kadar pişirelim. Kaynadıktan bir iki dakika sonra ocaktan alıp, soğutalım. Soğuyan vişneli harcı tartın üzerine bir kaşık yardımıyla yayalım.

Gelelim tarifin kendini bulana kadar geçirdiğim sinir harbine. Tarif çok tanınmış ünlü bir aşçımıza ait. Hanur için verdiği tarifi uyguladım, sonuç rezaletti. Hamur tart kalıbına konmuyor, yuvarlak ve 25-30 cm çapında bir kalıp kullanılıyordu. Hamur az gelecekti tabii. Kelepçeli kalıba koydum, kenarlarını tarif ettiği gibi yükselttim. Ama ısıyı görür görmez hamur kendini bıraktı, kenar diye bir şey kalmadı, yayıldı. Fırını açarsın, aceleyle elinle düzeltir, folyo üzerinde bakliyatlarla ağırlık verirsin, bu sefer altı pişer, üstü pişmez. Sonra folyoyu kaldırır üstü pişsin diye beklersin. Vişneleri çıkarmışsın çözülmüş zaten.

Necla geçer kendi tart hamuruna. Asıl tarifte ara kat da yok. Kuru hamurun üzerinde sadece vişneli harç var. Araya tadı yumuşatacak bir şeyler lazım. O zaman vanilyalı puding yetişir imdadıma. Neyse sonunda adam ettik tartı, edene kadar da biraz stres yaşadık. Mayhoş sevenler için güzel bir tad, ellerime sağlık.

Peki ne demeli şimdi tarifini doğru dürüst vermeyenlere?

18 Mart 2009 Çarşamba

Yeşilçam Şarkıları, Küçük Armağanım ve Meyveli Tart


Eski şarkılar dinliyorum bugünlerde, Türk filmlerinden fırlamış şarkılar. Çoğunun söyleyeni kim bilmiyorum bile. Tanıyamıyorum. Cd ye de sadece track diye kaydedilmiş, hiç birinin söyleyeni ya da şarkı adı belli değil. Söz konusu cd'yi babamdan aldım. Teknolojiyle hiçbir yakınlığı yoktur, bu işi kendisinin halletmesi mümkün değildir. Youtube'da Zeki Müren dinlemeyi zoraki öğrendi. Birilerine rica etmiş yaptırmış, arabada dinledim tabii hemen el koydum. Bunu kim söylemiş, bunu kim acep diye dinlerken, küçük bir araştırma sonucunda Kalan Müzik'ten çıkmış Yeşilçam Şarkıları albümü olduğunu anladım.



Bir bakış baktın, kalbimi yaktın

Aşkın kemendini, boynuma taktın

Bahçende gülün, kapında kulun

Olmaya razıyım sevgilim senin

Canım fedadır senin yoluna

Günahların da benim boynuma

Çıkalım senle bağdat yoluna

Sen bir şahinsin ben garip serçe

Attın kalbime demirden pençe



ile başlıyor yolculuğumuz. Kim olduğunu anlayamadan dinlerken, Sevim Tuna'nın söylediğini araştırma sonucu öğreniyorum. Bittiğinde;


Dert ortağım benim

Biricik sevgilim

Söyle senden başka

Kimim var benim



Biter bitmez:


Arım balım peteğim....

Beni en çok mutlu eden şarkı sırada. Gönül Yazar'ın genç sesiyle:

Dışarıda bir yaz yağmuru

Yaş sokaklar sensiz bensiz

Akşam olmuş ılık rüzgar

Loş ışıklar sensiz bensiz

Bir masalmış geçen yıllar

Kaç yaprak var elimizde

Aşk bir rüyaymış uyandık

Adı kaldı dilimizde

Ses vermiyor çalgıları

Tavernalar sensiz bensiz

Masamızda yabancılar

Hatırlar sensiz bensiz


Emel Sayın'la Rüyalar Gerçek Olsa' ya geldiğimde hemen eski bir yerli film izleyesim tutuyor. Aradım taradım, Emel Sayın'ın bu şarkıyı söylediği bir video bulamadım. Henüz öğrenme sürecinde olduğum blog yazma maceramda, müzik eklemeyi de bilmediğimden size şarkılardan en azından birini dinletme şansım olmadı. Yine de Kalan Müzik tadımlık bir parça lezzet sunmuş bizlere. Bu minicik lezzeti de acemiliği çoktan atlatmış şefe, sevgili Esra'ya göndermek istiyorum. Uzattığı sıcak el için, nezaketi, alçakgönüllülüğü için, binlerce teşekkür.


Bir parça da tart yollasam, kendi olmasa da kokusu ulaşır belki.




Meyveli Tart

Tart Hamuru İçin:

  • 2,5 su bardağı un

  • 1 çay kaşığı kabartma tozu

  • 125gr. oda ısısında margarin

  • Yarım su bardağı pudra şekeri

  • 1 adet yumurta

  • 1 çay kaşığı şekerli vanilin

Krema İçin:

  • 1 poşet toz krem şanti

  • 1 su bardağı süt

Üzeri İçin:

  • Meyve

  • Tart jölesi

Tart hamurunu malzemelerle fazla yoğurmadan hazırlayıp, yağlanmış tar kalıbına elimizle döşeyelim. Çatalla altı-yedi yerinden deldiğimiz hamuru önceden 180 derecede ısıtılmış fırına verip pişirelim.


Fırından alıp soğumasını beklediğimiz tartı kalıptan çıkaralım ve üzerine çırpılmış krem şantiyi yayalım. Üzerini dilediğimiz meyveyle süsleyip, üzerindeki tarife göre hazırlanmış şeffaf tart jölesini meyvelerin üzerine yayalım.

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin