
Beş bağ pazı var, bir de çabucak pişirilmesi gereken ıspanaklar
demiştim. Pazıların üç bağı sarıldı, incecik, küçük küçük. Üşenmeden, iri yapraklar damarları ayıklanıp ikiye bölünerek. Zaten üç bağ bile hepi topu bir akşamlık çıktı. Tarifini isterseniz
buyrun. Kalan iki bağ, çorba olmadı. Böreğe kattım kendilerini. Şimdi çorba yapmaya üşendim de börek yaptım desem komik gelecek biliyorum. Canım börek yapmak istedi daha doğru olur. Böreğe ıspanak yerine pazı koymayı kafama takmıştım bir kere. Yıkayıp suyu süzülmüş pazıları beklemeye aldım. Bolca kurusoğanı sıvıyağda şöyle bir diriliğini kaybedene kadar kavurdum, daha sararmadan altını kapatıp soğuttum. İçim hazırdı, gelince pazılar doğranıp beyaz peynir ve soğanlar birleştirilecekti. Hamurumu da yoğurup, cücüklere öğle yemeği yedirdikten sonra hemen böreğimi fırına vermekti niyetim. Niyetle bitmiyormuş iş. Önce bir malzemeleri sıralayalım:
- 4 su bardağı un
- 1 su bardağı yoğurt
- 2 yemek kaşığı sıvıyağ
- 2 yumurta
- 10 gr instant maya
- 2 yemek kaşığı ılık su 8sanki hamuru ısıtmaya yetecek)
- Yarım yemek kaşığından biraz daha az tuz

İlk hatam içinde su olmayan hamuru dolaptan çıkardığım soğuk malzemelerle yoğurmaktı. Mayalı hamur soğuk tutulur mu hiç? Ilık su katıp hamuru kıvamına getirmezsen mayalanır mı? Mayası gelmeden yumuşacık börekler çıkar mı ortaya? Omuz silkip, amaann bir şey olmaz biraz ılık su katarım, hamurumu da şöyle ılık bir yerde tutarım olu biter! Bazen bu rahatlığım pahalıya patlıyor, yine de huyumdan vazgeçmiyorum. Sonucu göre göre devam ediyorum bildiğimi yapmaya! Gelelim zavallı böreğin ikinci kösteğine: hamuru yoğurup evden çıkan Necla iki buçuk saat sonra dönerse ne olur? Buz gibi, ekşimemiş, kabarmamış bir hamur, hazır iç karşımda duruyordu. Yeni bir hamur yoğurmaya da niyetim yoktu. Ne olursa olsun deyip giriştim işe.
Hamuru altı eş bezeye bölüp, hepsini açabildiğim kadar açıp soğuk tereyağını minik parçalar halinde pay edip, zarf biçiminde katladım. Tıpkı
kandırıkçı börekte ve
üzümlü çörekte yaptığım gibi; her bezeye aynı işlemi uygulayıp aralarını da yağladıktan sonra(en üstü yağlamadım) hepsini birden açtım. Sonra bir uca boylu boyınca pazılı içten serip bir kat yuvarladığım hamuru dibinden kestim Elimdeki ruloyu da dörder santim arayla kestip, yağlanmış tepsiye dizdim. Üzerlerine yumurta sarısı, susam çörekotu. Tepsi mayası beklemeye gerek yoktu. Çare soğuk fırına verip, ihmal edilmiş börekçiklerin fırın ısınırken mayalanmasını beklemekti.
Sonuca bakın, bu kadar olumsuzluğa rağmen fena değil. Anlamayan biri için gayet de güzeldi. Ama yeterince yumuşak değildi, tadı iyiydi, hepsi yenildi, tükendi.
Pazının börek yolculuğunu anlatırken ıspanakladan söz etmeyi unuttum. Ispanaklar bol suyla yıkandı, sıvıyağda kavrulmuş soğanlara azıcık salça ile eklendi. Kısık ateşte kendi suyunda pişti, suyu çekilsin diye pişmesine yakın ağzı açık kavruldu, karabiberi tuzu ayarlandı, üzerine de hamur işlerine kullanmaya kıyamadığım köy yumurtalarından kırıldı, ekmekler banıldı, ayranlar içildi.