2 Mart 2017 Perşembe
Bamya Çorbası
Bamya corbasi Konya Mutfağı 'nin düğün ve davet yemeklerindendir. Yemeğin sonuna doğru ikram edilir; böylece mide dinlendirilir, rahatlatilir ve yeniden yemeğe devam edilebilir. Lezzetli bir bamya çorbası için ilk şart en miniginden kuru bamya bulmak. Sonra bamyalari bezin arasında ovalayarak dikeninden, çer çopunden kurtarmak. Limonlu suda diriligi cikip neredeyse pisene kadar haslanir . Haslanan bamyalar süzülerek ipinden ayiklanip bir kenarda bekletilir. Başka bir tencerede kusbasindan da ufak doğranmış kemiksiz et (dana da olur koyun da) önce muhurlenir, kapağı kapatılıp çok kısık ateşte yumusatilir. Suyunu çektiğinde bolca kuru soğan yemeklik dogranip eklenir ve sararana kadar karıştırarak pişirmeye devam edilir. Soganlar sararinca salcasi eklenir, kavrulur. Yarım tatlı kaşığı kadar un ekleyebilirsiniz kıvam için. Sıcak suyu verilir ve etler iyice pisine kadar kapağı kapalı ortadan az ateşte tutulur. Etler pistiginde bamyalar ve limon suyu, ( ben sarı dağ erigi pestili koydum yoksa koymayin ) eklenerek tuzu karabiberi ayarlanir, birlikte kaynatilir. Ozlesen corbaniz hazırdır. Afiyet olsun.
13 Kasım 2012 Salı
Yuvalama
''Karına (mideye) cila, açlık derdine deva, gıdanın ta kendisi, zenginin dostu, fakirlerin sevgilisi; sözün kısası, istekle yenilmeye layık.''
Böyle der Ahmet Rasim. Çoğu zaman başlangıç diye düşünülse de pek çok çorba aslında tek başına bir yemektir Anadolu'da. Bugün tarifini vereceğim yuvalama gibi. Aslında bir çorba değil, bayram yemeği. Yine de ben ona çorba gözüyle bakmaktan alamıyorum kendimi.
Yapımı biraz zor gibi görünse de, değil. akşamdan bir su bardağı nohutu ıslayın; bir su bardağı pirinci yıkayıp süzgeçte süzülmeye bırakın öncelikle. Ertesi gün, iri kuşbaşı doğranmış yarım kilo dana etini düdüklü tencereye koyduğunuz az zeytinyağında mühürleyin. Hemen beş altı bardak sıcak su, nohutlar ve yeteri kadar tuz ekleyerek pişmeye bırakın. Buharı çıktıktan sonra kırk dakika.
- Benim gibi haşlanmış nohutum her daim bulunur diyenlerdenseniz bu aşamayı nohutsuz geçireceksiniz demektir.-
Şimdi süzgeçte iyice süzülmüş, kurumuş pirinçlerle ilgileneceğiz. Mutfak robotuna pirinci ve çiğ köftelik yüz yüz elli gram eti, yeterince tuzu ve karabiberi koyup çalıştırın. İyice yumuşak bir hamur haline gelsin karışım. Pürüzsüz, yumuşak köfte hamurunu, bir küçük kase içinde zeytinyağını ve boşalan süzgeci önünüze alıp minik köfteler yapacaksınız şimdi. Köfte hamurundan küçük bir parça alıp yağladığınız avuç içinizde nohuttan biraz daha küçük köfteler yapın. Yaptığınız minik köfteleri süzgece bırakın, yapışmıyorlar endişelenmeyin.
Şimdi düdüklüde pişen et ve nohut karışımına köfteleri de ekleyip orta ateşte tekrar pişmeye bırakın. Ama tencerenin ağzı açık vaziyette.
Bu arada derin bir kapta dört su bardağı kadar süzme yoğurt, bir yumurta kırılıp çırpın. Kaynayan yemeğin suyundan kepçe ile alıp azar azar yoğurda katın. Yoğurdun ısısını yemeğin ısısıyla eşitlediğinizde yoğurdu da karıştırarak tencereye ekleyin.
Yemeğin suyuna bakın az gibiyse biraz sıcak su ekleyebilirsiniz.Tuzunu ayarlayın, şimdi bütün malzemeleri buluşan yuvalama birkaç taşım daha tıkırdasın, özleşsin.
Tahta bir kaşığı içinde kuru nane bulunur vaziyette tencerenin üzerine tutun, kızdırdığınız zeytinyağını nanenin üzerine dökün. Nane ve yağ cozurdasın, enfes koku aklınızı alsın...
26 Haziran 2012 Salı
Maş Fasülyesi Çorbası
Yaz günü de ne çorbası demeyin. Ben ararım, evdekiler de arar. Bi çorba yapsak da içimiz yumuşasa. Üç beş gün geçti mi çorbasız, bu duygu belirir. Bugün arşivdeki yirmi altı çorbaya bir yenisini ekleyeceğiz. Bereketli coğrafyaya sahip, çok kültürlü kent Antep'ten. Ne çok Antep yemeği tarifi veriyorsun diyebilirsiniz. İpek Yolu'nun geçtiği bu kentin mutfağı büyülü baharatları, zengin yemek çeşitliliği ile eşeledikçe, öğrendikçe çoğalıyor sanki. Önümde pişirmek için sabırsızlandığım onlarca yemek sıra bekliyor hala.
Maş fasülyesini duymuşsunuzdur. Toroslar'da yetişen, proteince zengin, minik, yeşil bir baklagil. Gaziantep'te çorbası ve piyazı yapılıyor. Maş çorbası temel olarak alaca çorbaya benziyor. İri piyazlık doğranmış bolca soğan, kurutulmuş biber ve üzerine yakılan yağ-tarhun ikilisi gibi.
Bir su bardağı fasülyeden altı- sekiz kişiyi doyuracak kadar çorba çıkıyor. Maş fasülyelerinin taşlarını ayıklayıp yıkadıktan sonra bolca suda pişmeye bırakın. Hatta bu suyun bir su bardağı kadarı et ya da tavuk suyu olursa çorbanız daha lezzetli oluyor. On beş yirmi dakika sonra kabuklarının suyun üzerine çıkması beklenirken ben böyle bir durumla karşılaşmadığımı söylemeliyim. Siz bu arada irice piyazlık doğranmış üç orta büyüklükte kuru soğanı zeytinyağında sarartın. Bir yemek kaşığı domates salçası, bir yemek kaşığı da biber salçası katıp kavurun. Kavrulmuş soğanları henüz iyice yumuşamamış fasülyelere ekleyin, az ateşte pişmeye bırakın. Fasülyeler pişmeye yüz tuttuğunda bir Türk kahvesi fincanı yıkanmış pirinç, iki üç tane de kurutulmuş dolmalık biber atıp, pirinçler ve biberler yumuşayana kadar pişirin. Tuzunu da ayarlayıp, çorbanızın kıvamını kontrol edin. Suyu azsa sıcak su ekleyin, biraz duru görünüyorsa altını açıp, kapağınını kapatmadan fokurdatın çorbayı. Pişen çorbaya küçük bir tavada kızdırdığınız tereyağı, kurutulmuş tarhun ve toz kırmızı biber üçlüsünü ekleyip taze taze servis yapabilirsiniz. Afiyet şeker olsun...
17 Mayıs 2012 Perşembe
Etli Kıtır Çorbası
Osmanlı Mutfağı'ndan leziz bir çorba tarifi vereceğim sizlere.Bu çorbayı da bir önceki gönderide ismi geçen Ömür Şef'in değerli annesi yaptı Soframız Programı Bursa Bölümü'nde. Cevriye Hanım bu çorbayı yaparken biz evde karı koca sabırsızlandık hemen yapmak için. Sanal alemde taradığınızda bu yetenekli ailenin diğer üyesi Emre Akkor'un ismiyle karşılaşamak şaşırtmadı beni.
Tadına doyamayacaksınız. İçindeki hamurlar gözünüzü korkutmasın. Hamur açacaksınız, korkmayın, hamur sizden korksun! Annem böyle derdi bana. Hoş şimdi de öyle savura savura hamur açtığımı söyleyemem. Ama canımız mantı çektiğinde yapıyorum sızlanmadan.
Bir su bardağı un, bir yumurta, yarım çay kaşığı tuz ve az su ile mantı hamuru kıvamında, kulak memesinden sert bir hamur yoğurun, bırakın bir kenara dinlensin.
Siz bu arada iki yüz elli gram kare kare doğranmış kemiksiz eti, üzerini üç parmak geçecek kadar suyla düdüklüde haşlamaya bırakın. Etiniz koyun, kuzu ya da dana olabilir. Orası sizin alışkanlıklarınıza, damağınıza kalmış.
Dinlenen hamuru, hafifçe unlayarak bıçak sırtı kalınlığında açın, sonra küçük küçük kareler halinde kesin. Kestiğiniz hamurların üzerlerine un serpin ki yapışmasınlar birbirlerine. Yok ben yapamam diyorsanız, ev eriştesi bulduğunuz dükkanlarda çorbalık diye sorarsanız kurutulmuş halde bulabilirsiniz bu küçük hamurcukları.
Haşlanan etlerin suyuna, kaynar vaziyette iken kestiğiniz küçük kare hamurların yarısını, bir avuç da haşlanmış nohutu atın.Göz kararı biraz da duru su ekleyin. Ocağın altını ortadan aza getirip hamurları pişmeye bırakın.
Geniş ve derince birr kapta yarım kilo yoğurt, bir yumurta ve iki diş ezilmiş sarımsağı çırpın. Çorbanın kaynayan suyundan kepçe ile azar azar alarak yoğurtu terbiyenin ısısını çorbaya eşitleyin. Terbiyeyi yavaş yavaş çorbaya ekleyin, bu arada süreki karıştırın.
Hani hamurların yarısını ayırmış idik. Şimdi onları tereyağında bir güzel renkleri kahveye dönene dek kızartın ve çorbaya ekleyin. Tuzunu kontrol edin, en cafcaflı aşamaya geldi sıra. Yine bir parça tereyağını eritip hafifçe yakın. Kepçeye kuru nane koyup çorbanın üzerine tutun veee yaktığınız tereyağını nanelerin üzerine dökün. Böylece naneler yanmayacak, o muhteşem kokusunu çorbaya verecektir.
Nasıl? Okurken ağzınız sulandı di mi?
5 Mart 2012 Pazartesi
Düğün Çorbası
12 Aralık 2011 Pazartesi
Isırgan Çorbası
Bütün hafta boyunca koşturup hafta sonunu gözlemek, hafta sonu daha da yorulup, planladıklarını gerçekleştirememek! Böyle geçiyor son haftalar. Sabah geç uyanmak, bütün gün miskin miskin, üzerimde pijamalarla gezinmek istiyorum oysa. Şu durumda umutlarımı sömestr tatiline saklamalıyım sanırım.
11 Mayıs 2011 Çarşamba
Doğaba
- Doğaba, Hakkari ve çevresinde sıklıkla en çok da bayramlarda, düğünlerde pişirilen yoğurtlu bir çorba. Buğday ve et içeren besleyici, doyurucu leziz çorba için,
- Malzemeler:
- 1,5 su bardağı aşurelik buğday
- 750 gr kemikli koyun eti (kol veya kaburga)
- 500 gr süzme yoğurt
- 1 yumurta
- 1 yemek kaşığı un
- 2 yemek kaşığı tereyağı
- Nane
- Kekik
- Kırmızı pulbiber
- Tuz
- 250 gr kıyma
- 1 çay bardağı pirinç
- Nane
- Kekik
- Karabiber
- Tuz
Köfte için; pirinci iki üç saat sıcak suda bekletin. Süzüp bir bezin arasında kurulayın ve robottan geçirin.
Tavada tereyağını kızdırın. Pulbiber ve nane ekleyip karıştırın. Hazırladığınız sosu yemeğin üzerine gezdirip servis yapın.
9 Mayıs 2011 Pazartesi
Alaca Çorba
- 1 çay bardağı aşurelik buğday
- 1 çay bardağı nohut
- 1 çay bardağı yeşil mercimek
- 4 adet kuru soğan
- Bir yemek kaşığı domates salçası
- 1 yemek kaşığı biber salçası
- 1 su bardağı yoğun et suyu
- 2-3 adet kurutulmuş dolmalık biber
- 2 yemek kaşığı tereyağ
- Kurutulmuş tarhun, pulbiber
7 Mayıs 2011 Cumartesi
Kelle Çorbası
Dünya üzerinde bütün ulusların kültüründe vardır çorba. Başlangıçta yenilmesi, doyurucu olmaması özelliğini vurgulasa da, tek başına ana yemek olabilecek besin değerine sahip etli, bakliyatlı çorbalar da vardır. Macarların gulaşı, bizim alaca çorbamız gibi. Akşam yemeğinde yeme şartımız da yok; kahvaltıda sıcak bir tarhana çorbası içebileceğimiz gibi, gecenin geç saatlerinde işkembe, kelle paça çorbası da içebiliriz.
Soğuk günlerde içimizi ısıtır; yazın soğuk içilir ferahlatır. İspanyolların dünyaca ünlü gaspaciosu şöyle dursun, bizim ayranlı soğuk çorbamızı sıcak yaz günlerinde hiçbir şeye değişmem. İsmi Siirt'te mihir çorbası olsun, Sivas'ta katıklıaş.
Mutfağımızda çorbalar hazırlanırken temel malzeme bazen sebzedir, bazen tahıl, bazen süt, yoğurt, bazen baklagil, bazen et, sakatat. Karalahana çorbası, taze bakla çorbası, bakliyatla semizotunun aynı tasta buluştuğu pirpirim aşı, Konya'da düğün ve davet yemeklerinin vazgeçilmezi bamya çorbası sebzeyle hazırlanmış çorbalarımıza örnektir. Kabak, patates, pancar, pırasa, börülce gibi sebzelerle çeşit çeşit çorbalar yapan Anadolu insanı, Adana ve Osmaniye civarında rastlayacağımız çakıldaklı çorbada pek çok sebzeyi bir arada kullanmıştır.
Bugün kelle çorbasıyla başlayalım, peşine bir bakliyatlı, bir de yoğurtlu çorba ekleyelim. Temizlenmiş, yıkanmış kuzu kellesini tereyağında önlü arkalı bir güzel kızartalım. Üzerini geçecek kadar sıcak su ve tuz ekleyip, düdüklüde buharı çıktıktan sonra yirmi, yirmi beş dakika pişirelim. Pişen kelleyi sudan alıp didikleyelim, kemiklerinden ayıralım. Tekrar suya bırakalım ve bolca dövülmüş sarımsak katıp, kaşık kaşık içelim.
2 Mayıs 2011 Pazartesi
Kerevizli Baklalı Hem de Terbiyeli Mancar Çorbası
Cuma günü tam üfelek sarmasını eklemiştim ki, yoğurtçu amcanın korna sesini işittim. Güzel süzme yoğurdundan haftalık ihtiyacım olan bir kiloyu aldım. Yine bir çuval dolusu üfelek, bir çuval dolusu da mancar vardı.
23 Nisan 2011 Cumartesi
Tennuri Çorbası
- 150 gr kemiksiz koyun eti
- 2 adet orta boy kuru soğan
- 1/2 yemek kaşığı biber salçası
- 1 yemek kaşığı domates salçası
- 2 yemek kaşığı zeytinyağ
- 1/2 yemek kaşığı un
- 4x4 cm boyutunda ekşi erik pestili
- 11 su bardağı su
- 1 ince dilim balkabağı
- 1 adet orta boy havuç
- 1 su bardağı kırmızı mercimek
- 1 su bardağı haşlanmış nohut
- 2 adet kurutulmuş dolmalık biber
- 2 adet kurutulmuş dolmalık patlıcan
- Tuz, beyaz biber
2 Şubat 2011 Çarşamba
Etli Sebze Çorbası
Beş ana besin grubunu içeren beslenme piramidi en altta yer alan ve sıklıkla tüketilmesi gereken karbonhidratlarla başlar, daha az tüketilmesi gereken gıdalara doğru yükselir. Sebzeler, meyvelerle birlikte karbonhidratların hemen üzerinde yer alırlar ki, bu da beslenmemizde ne kadar önemli olduklarının göstergesidir.
- 3 yemek kaşığı buğday
- 250 gr kemikli kuzu eti
- 2 adet kuru soğan
- 2 adet havuç
- 1 kerevizin yeşil sap ve yaprakları
- Küçük bir kase iri doğranmış beyaz lahana
- 1 yemek kaşığı sıvıyağ
- 4-5 adet tane karabiber
7 Aralık 2010 Salı
İşkembe Çorbası
- 1,5 kilo dana işkembesi
- Tuz
- Su
- 3 yemek kaşığı sıvıyağ
- 2 tepeleme yemek kaşığı un
- 2 yemek kaşığı yoğurt
- 1 adet yumurta
- Yarım limonun suyu
- Sarımsak
- Sirke
- Tereyağ
- Toz kırmızı biber
12 Ekim 2010 Salı
Ispanaklı Çorba
- 1 orta boy kurusoğan
- 1 orta boy patates
- 1 orta boy havuç
- 1 tatlı kaşığı un
- 1 yemek kaşığı dolusu pirinç
- 1 yemek kaşığı domates salçası
- Kaşığın ucuyla biber salçası
- 2 yemek kaşığı tereyağ
- 1 lt su
- 1 su bardağı su
- Tuz, karabiber
- Küçük bir kase temizlenmiş doğranmış ıspanak
25 Ağustos 2010 Çarşamba
Gulaş Çorbası
Adı çorba; ama doyurucu, besleyici bir yemek denebilir. Yemek yemeyi bizim kadar seven, çorbasız sofraya oturmayan Macarların dünyaca ünlü çorbası.
- 1 kg. kemiksiz sığır eti
- 1 kg. patates
- 3 baş soğan
- 2 diş sarımsak
- 3 dolmalık kırmızı biber
- 2 domates
- 2 çorba kaşığı Kotanyi toz kırmızı biber
- 1 litre et suyu (etin kemiği ile hazırlanmış)
- 80 gr. eritilmiş böbrek yağı veya 100 gr. tereyağı
- 1 tatlı kaşığı Kotanyi kimyon
- 2 tatlı kaşığı tuz
- 3 ölçü csipetke
- 1/2 su bardağı krema
Çorbanızın pişmesinden 10 dakika önce, Csipetke'yi hazırlayın ve hemen ateşten almadan 2-3 dakika önce gulaş çorbanızın içine atın. Csipetke'ler pişip çorbanın suyunun üstüne çıkar. Çorbayı ateşten alıp üstüne kremi ekleyin ve çok sıcak olarak yanında lahana turşusu ve taze ekmek ile servis yapın.
Csipetke "Çorba İçin Küçük Hamur Parçaları"
Malzemeler:
- 80 gr. un
- 1 yumurta
- bir tutam tuz
Csipetke'nin hamuruna kesinlikle su koymayın.
Csipetke'leri hazırlamış olduğunuz etli çorbalara, sığır ve koyun etiyle yaptığınız yahnilere yemeğinizi ateşten almadan 2-3 dakika önce hazırlayarak ilave edebilirsiniz.
24 Ağustos 2010 Salı
Fesleğenli Şehriye Çorbası
İnsanlık tarihimizde önemli yeri var baharatların. Yüzyıllar boyunca tüm dünyaya lezzet ve şifa dağıtmış. Coğrafi keşiflere, hatta savaşlara sebep olmuş. Adıyla ticaret ağları kurulmuş; gemiler, kervanlar taşımış bu değerli yükü. Bahartla bir tanışan bir daha vazegeçememiş. Sofralarımızda alışkın olup, sürekli kullandığımız baharatlar birden ortadan kaybolsa diye düşündüm de tadım tuzum kaçtı doğrusu.
Macaristan merkezli Kotanyi firması Eylül 2009'dan beri Türkiye pazarında. Satışa sunduğu 66 çeşit baharat ve karışımın listesini bizlere yollayarak, isteklerimizi evlerimize kadar ulaştırdı. Şimdi ürünleri bir bir denemekteyiz. Yarışma için yaptığım biftekli fajitasda kullandığım ızgara et karışımı içeriğindeki kişniş ile yemeğin beklenen aromasını karşıladı diyebilirim.
Bugün tarifini vereceğim fesleğenli çorbada ise değirmen serisinden İtalyan otları ve tuzlu chili kırmızı biberini kullandım. İtalyan otları karışımında iyotlu deniz tuzu, biberiye, kekik, kırmızı toz biber, pembe böğürtlen, sater, fesleğen ve tarhun otu bulunuyor. Çorbanın tadını siz düşünün artık. Aşırı baharattan hoşlanmadığım için, baharat oranına dikkat ettim, içeriğinde tuz da bulunduğu için yemeğin tadına bakarak ayarlamak gerekiyor.
Bu arada yarışma için oylama devam ediyor, sayfanın en altından beş yıldız yollayabilirsiniz.
Malzemeler:
- Bir Türk kahvesi fincanı zeytinyağı
- 2 Türk kahvesi fincanı un
- Bir büyük domatesin rendesi
- Bir yemek kaşığı domates salçası
- 2 Tük kahvesi fincanı tel şehriye
- Bir su bardağı tavuk suyu
- Su
- Kotanyi tuzlu chili biberi
- Kotanyi İtalyan otları
Hazırlama:
Yapışmaz yüzeyli bir tavada kısık ateşte unu kokusu çıkıncaya kadar kavurun.
Başka bir tencerede domates rendesi ve salçayı zeytinyağında pişirin. Tavuk suyu ve su ekleyin.
Kavrulmuş una henüz soğuk olan çorbanın suyundan ekleyerek karıştırın, pürüzsüz koyu bir
bulamaç olmasını sağlayın.
Suyla açtığınız unu çorbaya ekleyip, kaynamasını bekleyin.
Eklediğinizde çorbanın kıvamı çok sulu olmasın, biraz koyuca ayran gibi olsun.
Kaynayan çorbaya tel şehriyeleri ekleyip, kısık ateşte pişmeye bırakın.
Tel şehriyeler pişip, çorba kıvamını aldığında, koyu ise sıcak su ekleyebilirsiniz.
Baharat ve tuzunu ekleyediğiniz çorbayı sıcak sıcak servis yapabilirsiniz.
Afiyetle...
2 Mayıs 2010 Pazar
Pazar Gününün Ardından
Bugün pazardı. Siz de sever misiniz pazar günlerini? Yığınla ütüyü, çocukların olağan banyosunu, evin hep dağınık olmasını saymazsak en sevdiğim gündür diyebilirim. Son üç yıldır oğlanı dershaneye yollamak için sabah yedi otuzda kalkıyor, pazar sabahı geç kalkma lüksümü çoktan unutmuş olsam da.
Diğer iki sevdiğim mışıl mışıl uyurken kahvaltıya neler çıkar artık saymayayım, canınız çeker. -Sanki az sonra yutkunmanıza sebep olmayacağım?- Ama kahvaltıya hazırda bir şeyler varsa o saatte yaprak sarmaya girişebilirim mesela.
Geç kahvaltıların menüsünü sıralamayacağım, öğleni akşamı karışmış öğünlerimizden söz edeceğim. Bir gün önceden düşünürüz:
-Yarına ne yesek?
İlk ihtimal mangaldır, ikinci öneri mutlaka hamurlu bir yemektir. Ağzımdaki metal yığını beni mangal ziyafetlerine uzak tutmakta bir süredir. Hiçbir gıdayı ısırarak yiyememek, küçük parçalara bölerek yemek zorunda olmak, doktorumun tellerimi sıktığı günlerin peşinden yalnızca çorba içebilmek, sofrada mızıl mızıl yerken yemeğimin soğuması, bu arada iştahımın kaçması, sofradan aç kalkmak, telleri temizleme korkusuyla aç gezinmek, ağzımdaki koca metal çıkıntıların açtığı oyuklara yerleşmesi ve oradan çıkarken verdiği sızılara katlanmak ne zor bilemezsiniz.
Sofradan tıka basa doyarak kalktığım anlar yalnızca mantı yaptığım günlere denk geliyor. Bizim evde sıkça mantı pişiyor anlayacağınız. Bugün de mantı yaptım ve tokum çok şükür. Fotoğraftaki çorbayı iki hafta önceki pazarımızda yapmıştım. Üşenmeyip küçük küçük yaparsın mantıları. Biraz yağda önce yemeklik doğranmış kurusoğanı, sonra salçayı çevirir, suyunu verirsin. Kaynayan suya mantıları atar, pişmesine yakın haşlanmış nohutları, ekşi pestili katarsın. En son tuzunu, limonunu ayarlarsın. Mantıların unu çorbaya kıvam verecektir, siz yeter ki tencerenin ağzı açık bir şekilde ve yüksek ateşte pişirin. En son sarımsak ve nanesini katar, sofraya getirirsiniz. Afiyet olsun.
10 Şubat 2010 Çarşamba
Çocuklarda Yeme İçme Alışkanlıkları Üzerine
Aile, kültürün aktarımında birinci ve en etkili kurumdur. Okuldan, arkadaş gruplarından, kitle iletişim araçlarından çok daha önce içine doğduğu ailesi kültürü edindiği, kişiliğinin şekillendiği yerdir çocuk için. Toplumbilime daha fazla dalmadan çocuğun yeme - içme kültürünü ailede edinmesinin bugünkü konumuz olduğunu söyleyeyim.
Malzemeler:
- 1 su bardağı mercimek
- Bir baş kurusoğan
- Bir küçük patates
- Bir küçük havuç
- Bir tepeleme yemek kaşığı domates salçası
- Sıvıyağ
- 2 su bardağı tavuk suyu
- 6 su bardağı su
- Tuz, karabiber, kuru nane
Hazırlama:
Bu çorbayı düdüklüde pişirmek en iyisi bence. Tencerede pişmesi çok uzun sürer ve kaynadıkça buharlaşan su yüzünden koyacağınız su miktarı artar, bu da çorbanın lezzetini olumsuz etkiler. Sıvıyağda ince yemeklik doğranmış kurusoğanları kavurun, sararınca salçasını katıp, şöyle bir çevirin ve suyunu, tavuk suyunu koyun. İyice yıkanmış mercimekleri, rendelenmiş havucu ve patatesi katıp, tuzunu ekin. Kapağını kapattığınız düdüklü kaynayıp, buharı çıktıktan sonra 30-35 dakika pişirin. Verdiğim su miktarı ortalamadır, mercimeğin cinsine, kalitesine göre değişir çekeceği su miktarı ve pişme süresi. Kapağını açtıktan sonra varsa blendırda çekin, pürüzsüz olana kadar, yoksa eski usül, delikli bir kevgirden tahta kaşığın tersi ile geçirin çorbanızı. Karabiber ve naneyi katıp, tuzunu ayarlayın. Bu oranda istediğiniz kıvamda bir çorba elde edersiniz ancak; oldu ya mercimeğiniz farklı, koyu ise biraz kaynar su katabilirsiniz. Sulu olmuş ise başka bir tencerede biraz un kavurup çorbanızı bu tencereye aktarın ve tekrar kaynatın, sorun çözülecektir. Afiyetler olsun.
17 Aralık 2009 Perşembe
TRT'de Mutfak Programı, İzlediniz mi?
Becerikli Tatar hanımlarının ellerinden çıkmış bu çorbayı TRT Avaz'da Mutfak Programı'nda gördüm. Hamur ve etin buluştuğu, zahmetli, zahmeti oranında lezzetli yemeklerle dolu, çok sevdiğim Tatar mutfağına ait tarifler, söz konusu yemeğin toplumsal yaşamdaki önemi, özel gün ve kutlama yemekleri üzerine doyurucu, zevkle izlenilecek program Eskişehir'de çekilmişti. Daha önce tarifini verdiğim çibörek ve bizim mantıyla eşleşebilecek bir başka börekten sonra; adını kaçırdığım, ama aynı gün deneyip çok sevdiğimiz besleyici ve kışa yakışır bu çorba da Narince'de yer alsın istedim. Televizyonlarda yayınlanan yemek programları başlıbaşına bir konu, önümüzdeki günlerde mutlaka konuşalım istiyorum. Bu arada siz, söz konusu programı, bir de yine TRT'nin yeni açılan, henüz adı konmamış turizm ve belgesel kanalını izleyin mutlaka.
Malzemeler:
150 gr. kemiksiz et (tarif kuzu ile yapılmıştı, ama ağır olmasın diye dana eti kullandım ben)
3-4 dal taze soğan
Bir domatesin rendesi
Küçük bir kase yoğurt
Bir yemek kaşığı pirinç
İki tepeleme yemek kaşığı un
Taze nane
Tuz, karabiber
Eti düdüklüde üzerini dört parmak kadar geçecek suyla haşlayın. Dana ise kırk dakikada, kuzu ise otuz dakikada pişer. Başka bir tencerede biraz sıvıyağda, ince doğranmış yeşil soğanları çevirin, hafif sararınca rende domatesi akleyip biraz pişirin. Haşlanmış eti suyu ile birlikte katın, yıkanmış pirinçleri ekleyin. Başka bir tarafta unu ve yoğurdu çırpın, biraz sulandırın. Kaynayan çorbadan kepçe ile az az alıp, yoğurda ekleyin, ısılarını eşitleyin. Sonra yoğurdu azaar azar kaynayan çorbaya katın, kesilmesine fırsat vermemek için sürekli karıştırın bu arada. Altını kısıp biraz daha özleşene kadar kaynatın, mutlaka ince doğranmış taze nane katın, karabiberle tadını arttırın, tuzunu ayarlayın. Özleşen çorbanız içilmeye hazırdır, afiyet olsun.
3 Aralık 2009 Perşembe
Çıkınımda Getirdiklerim
Bayramda yakaladığımız birkaç günü fırsat bilip kendimizi Kızılcahamam'a attık. Soğuğa, akan burunlarımıza, Ayşesu'nun şiş bademciklerine, domuz gribine aldırmadan hem de. Hatta bir günümüzü de köyde geçirdik. Artık yalnızca üç beş hanenin yaşadığı köyümüzde, çocukluğumun oyun yeri artık taş yıkıntısından ibaret samanlıkların dibinde, harman yerinde oyunlar oynadı çocuklar, kan ter içinde.
Onlar terlerken, ben de hamurla oynaştım, odun ateşinin başında. Kafamı kaldırdığımda baba kız iki torba dolusu ayva ile karşımdaydılar. Ayvalar paylaşıldı, bana kalan beş altı kiloyla ne yapsam diye düşünmeye başladım hemen. Ayvalar orta yerde iken, yengemin eskiden çokça yaptğı reçeller geldi akıllara.
-Kabuklarını soy, rendele, bir gün şekere yatır, sonra da kaynat. Bir iki karanfil at unutmadan.
-Azıcık çekirdeğinden atayım mı?
-At at! Renk verir.
Ayvalarla ilk iş komposto yaptım, ferah ferah içiyoruz yemeklerin yanında, Ayşecik'in beslenme çantasına giriyor sabahları. Reçel mi? Paşa gönlüm bilir.
Yola çıkarken alınacaklar vardı aklımızda. Listenin başında tereyağı geliyordu. Her zaman alışveriş yaptığımız hanıma telefonla ulaştığımızda, ineklerinin yavrulayacağını, bu yüzden, hiç tereyağının olmadığını, ancak Şubat'ta olabileceğini söyledi. O zaman mandıraların yolu göründü bize de. Yazın on beş liradan aşağıya bulamadığımız tereyağını, kilosu onbir lira elli kuruştan alınca sevindik haliyle. Biraz süt bulabildik, dönüş akşamı, oğlan sütlü çorba diye tutturunca, birazını çorbaya kattım, birazını da yoğurt yaptım. Sütlü çorba için pirinci az suyla haşladım, süt ekleyip, biraz da un özeyip kaynamaya bıraktım. Tuzunu da ayarladınız mı, iş tamamdır, üzerine azıcık karabiber serpebilirsiniz. Alışkın olmayanların yadırgayacağı, ama bizim oraların insanının çok sevdiği bir çorbadır; sıcak da içilir, soğuk da.
Bir başka isteğim de köy unu bulmaktı. Uzun zamandır kafamı kurcalayan ekşi maya denemeleri için gerekliydi. Arman Kırım gibi ben de mumyaları çatlatacaktım. Lakin, tarlasını eken biçen yoktu köyde. Bir akıl verdi dayım:
-Falanca köyde değirmen var, orada bulursun un.
Dönüş akşama kalınca, mumya çatlatma hayallerim ertelenmiş oldu sözün kısası.
