salata etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
salata etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Haziran 2016 Salı

Çiçek Miçek



Salatalarda çiçekler açtırmayı seviyorum. Taze ya da kuru meyveler katmayı da. Cok kalabalık olmasın; sade ve uyumlu olsun. Tabaktaki malzemelerin her biri ayrı telden çalmasın. Diri dursun; baygın baygın uzanmasın, pörsümesin lütfen. Yerken cıtırtı duyayım inceden. Yanındaki yemeği  tamamlasın. Dilerse tek başına bir öğün de olabilir pekâlâ. Sosunu yesin, sos bir yana malzemeler bir yana düşmesin. Bakınca için açılsın.

 Semizotunu çiçek sınıfına almazlar değil mi? Ben aldım. Yeşil elma kondurdum yanına, soğanim kırmızısından . Kurutulmuş turna yemişi bir avuç, cevizi de severim semizotuyla. Badem hele pek yakışır. Sosunda zeytinyağı, balsamik sirke, tuz...

Pembe, gönlüm sende.

4 Mayıs 2016 Çarşamba

Zeynep'in Enginarli Salatası




Sevgili Zeynep 'in Necla abla bu salatayı yap da enginar yemeyen enisteye yedir demesiyle aklima takılmıştı kendileri. Enginarları bol limonlu suda dirice hasliyorsun, biraz mısır, köz kapya biber, yeşil soğan, maydanoz, dereotu hepsi ince kıyım. Zeytinyağı, limon ve tuzla tatlandiriyor üstüne de tereyaginda kızarmış hellim konduruyorsun. Bu kadar çabuk! Zeynep'in salatasinda esmer bulgur ve tere vardı. Ben katmadim , hellim ekleyiverdim.

 Eniste yedi mi ? Rakıyla güzelmiş, oyle dedi.




29 Nisan 2014 Salı

Kuşkonmaz ile


Tarih boyunca aristokratların, kralların, imparatorların sofralarında baş köşede durmuş bir sebze kuşkonmaz. En eski Doğu Akdeniz, Ortadoğu ve Anadolu'da görülür. Eski Mısır'da tanrılara adanmış, Fransa kralı XIV. Louis ve de  Roma imparatorları kendilerine özel kuşkonmaz tarlaları kurdurmuş. Bizde ise Osmanlı kaynaklarında XV. yy da ''haylun aşı'' yani kuşkonmaz çorbasına rastlıyoruz. Atatürk'ün Avrupa'dan tohum getirterek Yalova'daki devlet çiftliğinde kuşkonmaz yetiştirttiğini biliyoruz.

Ancak bütün bu aristokrat geçmişine, bugünkü pahalı fiyatına bakıp da yaftalamayalım kuşkonmazı diyorum ben. Zira zaten Anadolu insanı tanıyor yabani  kuşkonmazı yüzyıllardır. Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde çok seviliyor. Batıda asparagus denirken, bizde sarmaşık, tilkişen, acıot gibi isimler verilmiş. Yabani olanlar öyle narin, öyle çıtkırıldımmış ki, kuşlar bile konamazmış dersem yetiştirme değil de yabani kuşkonmaz bulmak için Ege, Akdeniz pazarlarında gözleriniz arayacaktır eminim. Ege, Akdeniz dedim ama, annem bizim köyde de ( İç Anadolu) olduğunu, tilkişen dediklerini söyledi. Yetiştirme kuşkonmazlar kalın saplı, artık odunsulaşmış olduğundan pahalı pahalı almanıza karşın maalesef alt kısımlarını soymak gerekiyor, hatta odunsu yapısından dolayı hoşa gitmediği için kullanamıyorsunuz bile. Kuşkonmaz satın alırken nelere dikkat etmeli, elimizdeki bu nefis tatla neler yapabiliriz sorusunun cevapları gelecek diğer tariflerle bir olsun diyerek fotoğraftaki tabağa yönümü çeviriyorum.

Et daha önce anlattığım haliyle pişti.  Yeniden anlatmıyorum.  Yanındaki naneli salata ise her türlü ete çok yakışıyor, hazırlamak çok kolay. Taze nane, kırmızı soğan, kornişon turşuyu incecik kıyıp, zeytinyağ ve sirke ile tatlandırıyorsunuz. Tuza gerek olmayabiliyor turşunun tuzundan ötürü. Bu pratik salatayı deneyin, sıkça yapacaksınız.

Kuşkonmazları ise (yetiştirme olduğundan) önce kaynar suya atıp beş on saniye bekletin, renginin canlı olması ve pişmeye devam etmemesi için doğruca çok soğuk suya daldırın. Sudan çıkarıp süzdürün ve tost makinasında olur, ızgara desenli tavada olur, tuz, zeytinyağı ve karabiberle tatlandırıp birkaç dakika çevriştirip tabağa alın.

Diğer iki kuşkonmaz tarifi ve daha çok bilgi için az biraz bekleteceğim sizleri, selamlar, sevgiler benden...




17 Mart 2014 Pazartesi

Taze Otlu Fırın Çupra




Tek yapman gereken taze kekik, maydonoz ve dereotunu kıyıp temizlenmiş, üzerine de çok derin olmayan bir kesi atılmış balığın içine doldurmak sevgili okur. Sonra balığa biraz zeytinyağı, biraz deniz tuzu, karabiber. Birkaç limon dilimi de ekleyip, yağlı kağıt serdiğiniz ızgaranın üzerinde fırınlamak. Fırının üst rafında, ızgara ayarında 180-200 derece yeterli. Salatasında benim pek de sevemediğim alabaş var (blogger sevmese de kullanır), hani bizim turbun daha bi light hali, yeşilinden lolorosso, incecik elma dilimleri, kuzu kulağı, dereotu. Sosu yine zeytinyağlı, limonlu. Nasıl? İştah açıcı değil mi?


30 Kasım 2013 Cumartesi

Somon Balığı Nasıl Pişirilir - 1



Hazır kalamar demişken; havalar soğumuş, çeşit çeşit  balıklar  sofralarımızı güzelleştirmekteyken haftalar önce hazırladığım somon tariflerine geçelim diyorum. Sağlıklı olmasını bir yana bırakırsak eşsiz lezzetine doyulmaz bir balık,  çok soğuk denizlerin bu canlısı. Takoz ya da biftek kesim diyebileceğimiz bu halini pişirmekle başlayalım istiyorum. Her iki yüzünü de deniz tuzu ve karabiberle tatlandırıp, orta alevde ısınmış yapışmaz yüzeyli bir tavada pişireceğiz. Her iki yüzünü de en fazla dörder beşer dakika pişireceğiz. Fazla bekletip kurutmayacağız, zaten yeterince yağlı olan bu balığı pişirmek için yağ koymadık tavaya, hayır yazmayı unutmadım. Hepsi bu kadar!

Salata ise göz doyuran, somonun tadına tat katan cinsten. Semizotu, endivyen, kırmızı soğan, domates, siyah üzüm  ve mandalinadan müteşekkil. Sosunda ise zeytinyağı, mandalina suyu, limon suyu,  soya sosu ve  limon kabuğu var. ( Burada mandalina yerine portakal da kullanabilirsiniz tabii. )

Hem salata, hem somonun lezzetinden şüpheniz olmasın. Bir başka somon tarifinde buluşmak üzere, esen kalın efenim...


23 Ağustos 2013 Cuma

Yaza Yakışır



Plajdan, şemsiye altından merhaba değerli okuyucu. Sıcak günleri fotoğrafıyla bile ferahlatacak bir
salata ile olsun istedim bu buluşmamız. Evvelce hazır etmiştim, tam da şu an olduğu gibi denizin sesiyle birlikte size yazabilmeyi hayal ederek. Biz denizsiz şehrin insanları kış boyu özleriz ya maviyi, iyot kokusunu, en çok da koşturmacadan uzak olabilmeyi. Bu kokuyu, günü ve geceyi içime olabildiğince içime doldurmaya çalışırken ben, çok yakında yeniden buluşmayı diliyorum.

Salata akşamdan kalan haşlanmış tavuk parçalarını değerlendirmek için mükemmel bir yol, hazırlaması da bir o kadar basit. Tavuk parçalarını fiin, göbek salatayı, maydonozu, yeşil biberi ince kıyıp ekleyin. Kaynar suda birkaç dakika pişirilip hemen buz gibi suya alınmış ( böylece canlı rengini koruması sağlanmış) taze fasülyeleri irice  verev doğrayın. Fasülyelerle birlikte iri kıyılmış bademleri, közlenmiş kapya biberleri, salatalık turşusunu, bir iki kaşık da kapari turşusunu katıverin. Sosunda zeytinyağı, azıcık Dijon hardalı, tuz, karabiber ve limon var. Derin kaseye çatal kaşık değdirmeden sallayarak karıştırın salatayı. Harika bir tat çıkıyor ortaya, inanın!






22 Ekim 2012 Pazartesi

Acılı Ezme ve Erkence Bayram Kutlaması



İçinde domates barındıran, bayramda yapabileceğiniz bir tarif var sırada demiştim değil mi? Bayram için tatlı ya da et içeren bir tarif verme geleneğini bozuyor, ciğer kebabın yanında mutlaka bulunması gereken acılı ezmeyi anlatıyorum bu yıl.

Biliyorum yazılarım, anlatımlarım tatsız bu ara. Daha çok okumak, daha çok fotoğraf çekmekten yana gönlüm.Yine kısadan anlatıp geçeceğim. Aslında fotoğraf anlatıyor gereken ana malzemeleri. İki orta boy domates, iki orta boy kuru soğan, iki yeşil biber, bir tane acı süs biberi, bir tutam ayıklanmış maydonoz. Hepsini yine fotoğrafta gördüğünüz gibi küçük boy bir satırla incecik kıyacaksınız; kebapçıların ete zırh çektiği gibi. İşin mutfak robotu ile kolaylanması da var elbet ya; ben elde kıyarım. Minik minik kıyılmış malzemeyi derin bir kaseye alıp, tuz, toz kırmızı biber, zeytinyağı, az domates salçası, az biber salçası, biraz nar ekşisi, iraz da pul biber ile tatlandırın. Kaşıkla bütün malzemeyi birbirine yedirin. Saydığım malzemelerle fotoğraftaki kadar ezme çıkıyor.

 Bayramda mangalla kurduğunuz sofranız (hatta yılbaşı sofranız)  marketlerde satılan, makinalarda çekilmiş, içine acı boca edilmiş, tatsız tuzsuz, yavan ezmelere muhtaç olmasın diyor, bayramınızı kutluyorum.  Büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öperim.

sevgiyle...





19 Ekim 2012 Cuma

Pratik Tarifler Arayanlara



Bu yıl da bahçe domatesleri bitecek ve ben o iki tarifi fotoğraflayamayacağım diye dertleniyordum. Bir sabah fırsat yaratıp ikisini de hazırladım ve  poz verdirebildim neyseki. Bugün anlatacağım tarif, teras ve balkonların son demlerinde, belki soğuklar bastırmadan gitmeyi planladığınız piknikte, belki de aniden gelen öğle sonrası misafirlerinize hazırlayacağınız sofrada göz dolduracak, hazırlaması kolay mı kolay, şip şak bir atıştırmalık. Atıştırmalık dedim ama öğlene okuldan gelen küçüğünüz,  hatta sizin için tam bir öğün bile olabilir.


Bir su bardağı yıldız şehriyeyi makarna gibi; az zeytinyağlı, tuzlu suda biraz dirice haşlayın. -Çok pişirip şişirmemeli değil mi?- Şehriyeleri iyice süzün. 4-5 yemek kaşığı dolmalık fıstığı yapışmaz yüzeyli bir tavada yağsız olarak hafifçe kavurun.  Süzülen şehriyelerin üzerine dolmalık fıstıklar, rende kaşar, küçük bir tutam biberiye, kıyılmış maydonoz, tuz ve karabiber, biraz da zeytinyağı ekleyip dikkatlice karıştırın.

Dolmalık fıstığınız yoksa yer fıstığı da çok yakışıyor, taze  biberiyem yok diyorsanız kullanmayabilirsiniz de. Şimdi domatesleri iyice yıkayıp kurulayın ve üst kapaklarını bıçakla kesip alın. Tabak üzerinde düz durabilmesi için de alt kısımlarını bıçakla hafifçe keserek düzleştirin. Bir kaşık yardımıyla içlerini boşaltın. Ben şu kaşığımı kullanıyorum. Hazırladığınız şehriyeli karışımı domateslere pay edip servis yapın.

Diğer domatesli tarif için ipucu: bayramda yapmalı!

24 Mayıs 2012 Perşembe

İç Bakla İle Ne yapsak Diyenlere




İç bakla ile haşır neşir olduk bu ara. Öyle güzel bir salata çıktı ki meydane. Seyirlik! İç baklalar kaynar suda kabukları hafifçe açılana kadar haşlandı. Sonra delikli kepçe ile hooop buzlu suya. Böylece yemyeşil kalmaları sağlandı.Soğuyunca kabukları soyulan iç baklalar tabağa alındılar.  Bu arada kiraz domatesler zeytinyağı ve deniz tuzu ile fırınlanmıştı. Yeşili daha da canlandırmak üzere onlar da tabakta yerlerini aldılar. Dereotu, semiz otu serpiştirildi. Bugüne dek bulduğum en leziz taze kaşar peynirinden (yağlı mı yağlı) eklemesem olmazdı.-Ki şuradan alınmıştır,  Kızılcahamam'a giderseniz almadan dönmeyiniz.-  Deniz tuzu ve zeytinyağı gezdirildi, seyre dalındı...


14 Mayıs 2012 Pazartesi

Kırgız Mutfağı'ndan: Cenekey Salatası




Önümüz yaz diye başlayan cümleler diyet, zayıflama, sağlık, kilo verme vb. kelimelerle devam eder genellikle. Yok ben buradan girip keyfinizi kaçırmayacağım hafta başından. Yaz ve sıcak menüsü benim içim kızarmış patlıcan, boncuk  fasülye,  üzeri sarımsaklı yoğurtlu yemekler demek olsa da hafif salatalarla, karpuzla, üzüm ekmekle öğün geçiştirdiğim olur tabii.

 Yazın salatayı başlı başına bir öğün olarak görenleri tatmin edecek,  Ömür Akkor 'un  Komşuda Pişer Programı' nda tarifini verdiği bu lezzetli salata Kırgız Mutfağı'na ait. Lahana, yeşil elma, maydonoz, yeşil soğan, sarımsak ve reyhandan oluşuyor. Temel kural malzemelerin ince ince kıyılması. Üzerine zeytinyağ, limon ve tuzdan oluşan klasik salata sosunu dökün. İsterseniz yoğurt dökün, isterseniz kaşık kaşık kaymak koyun.

Her halükarda leziz mi leziz bir salata, afiyet olsun...

19 Mart 2012 Pazartesi

Davetkar





Güneş baharı müjdeliyor sonunda. Haşlanmış makarnaya ince kıyılmış jambon, közlenmiş kırmızı biber, dereotu, rende kaşar ekleyip az mayonez, yoğurt, limon suyu, zeytinyağ ve tuzla yaptığınız sosu gezdiriverin. İster akşama, ister öğlene. Davetkar, doyurucu, leziz...


24 Ocak 2012 Salı

Yeşil Zeytin Piyazı




Dokunuşlarıyla hayatlarımıza güzellik katanlar azdır. Ben hiç zeytin kırmadım dediniz diye kapıda bir koli zeytinle karşılaşırsınız. Uzaklarda da olsalar, varlıkları yakınınızdadır hep, bilirsiniz. Meraklı olduğunuz Antep Mutfağı'nı daha iyi öğrenebilesiniz, aslına uygun tariflere rahatça ulaşabilesiniz diye yılbaşı hediyeniz de düşünülmüştür. Minnetinizi, sevginizi ifade etmekte zorlanırsınız. Bir kuru teşekkür yetmez bilirsiniz.

Yeşil zeytin piyazı, Özden Mermer Özsabuncuoğlu'nun Dört Mevsim Gaziantep Yemekleri kitabından. Orijinal tarife sadık kalamadım. Elim rahat durmadı desem? Benim piyazın eksiği nar taneleri, fazlası pastırma ve kapya biberi. Yeşil zeytinler ufak ufak doğranır. Maydonoz, kapya biber (benimki dondurucudan yaz biberi) ve taze soğanlar ayıklanıp yıkanır, ince ince kıyılır. Pastırmalar ne çok küçük, ne çok büyük doğranır. Doğranan malzemelere irice kıyılmış ceviz içi, limon suyu, nar ekşisi, zeytinyağı, toz kırmızı biber, azıcık da tuz eklenir harmanlanır. İster kahvaltıya, ister akşam yemeğine afiyetle yenir. Şimdiden ellerinize sağlık.

16 Kasım 2011 Çarşamba

Patlıcan Salatası





Patlıcan salatasını tarife gerek var mı? Yok belki, ama bilmeyen de vardır, bulunsun Narince'mde. Kızımın en sevdiği, en sayıkladığı. Öğlen yemeğine yapmıştım küçüğüme. Yanında gobitlerle, ayranla. Yakınlarda bir fırın buldum, gobit, tırnak pidesi ve simit çıkarıyor sabahları. Artık hayır mıdır yoksa değil midir siz karar verin; sabahları pide - tulum peyniri - çay üçlüsü. Odun ateşinde közlenmiş patlıcanlar kabukları soyulup doğranır. Taze soğan, iki diş sarımsak, dereotu, maydonoz, domates, yeşil biber, kırmızı biber incecik kıyılır eklenirler patlıcan hazretlerine. Zeytinyağı, limon, az deniz tuzu daha da güzelleştirir kendilerini. Kalmadı şimdi domates, patlıcan, beni özleyin anacım deyip gittiler. Bize de uğurlamak düştü işte...


31 Ekim 2011 Pazartesi

Seyyar File



Teşekkürler Seyyar File.

Bana gönderdikleri sebze ve meyveler taze, Bergama tulumu; biraz tuzlu olsa da yağlı ve leziz, yine burada görünmeyen şeftali reçeli yoğun aromasıyla harikaydı. Kargo ücretini de eklediğinizde fiyatlar yüksek olsa da, yok ben oturduğum yerden siparişimi vereyim, doğal ve işlenmemiş ürünler çabucak kapıma gelsin diyenler için bulunmaz fırsat. Alışveriş için uğrayacağınız adres burası, takip etmek isteyenler için feysbuk sayfası burası.


12 Ağustos 2011 Cuma

Biraz Daha İzin




Biraz sarhoş komşunuz yıllık izninden biraz daha kullanacak. Ev taşıyacak; telaşlı kendisi. Heyecanlı. Unutulmaz filmin, unutulmaz sahnesi biraz yaşadığı. Mutfağından kolay yemekler çıkıyor daha çok. Pek de hoşlanmadığı kültür mantarını salata etmiş ya! Fırça ile temizleyip, limonlu suda haşlamış, yumuşayınca suyunu süzüp kapaklı bir kaba almış ılık kalsın diye. Hardal, zeytinyağ, limon ve tuzla hazırladığı sosunu gezdirmiş bırakmış bir kenara. Haşlanmış yıldız şehriye var, kapari var. Zeytin, taze soğan, maydonoz, domates, yeşil biber, kırmızı biber katmış harmanlayıvermiş hepiciğini. Yıllık izni bitene dek sayfası azıcık canlansın diye de konduruvermiş buraya.

Görüşünceye dek gülüşleriniz bol olsun...


2 Haziran 2011 Perşembe

Baklaya Dair





Tuz Biber Dergisi için bu yazıyı ve tarifleri hazırladığımda baklalar yeni çıkmış, içlenmemişti, Arman Kırım ise aramızdaydı.

Eştim eştim kum çıktı,
Kumdan minare çıktı!
Bıldırki küçük oğlan
Bu yıl çınara çıktı.



Bu ayın konusunu seçerken epey zorlandığımı belirtmeliyim. Baharın müjdecileri pazar tezgahlarında tüm güzelliklerini sunarlarken ben hangisini konu edeceğimi bilemedim. Tazesi çıkmış patatesler, sarımsaklar, naneler, aristokrat Akdenizli enginarlar, ilk çıkanı daha çabuk piştiğinden hemen satın alıp dondurucuya yerleştirdiğim diri diri bezelyeler.

Arman Kırım'a o bildik deyimi değiştirip ''Bakla enginar ayları, gevşer gönül yayları'' dedirten bu iki değerli sebzeyi birlikte konuk etmeyi planlarken, bunun ikisine de haksızlık olacağını düşündüm ve çorbasından mezesine, zeytinyağlısından etlisine kadar pek çok yemeği yapılan, koca bir aileye ismini veren baklaya yer açmaya karar verdim sonunda. Enginar bir sonraki sayının konusu olur belki?

Bakl sözcüğü Arapça yeşillik, sebze anlamına geliyor.Yapılan arkeolojik kazılarda baklanın en eski Neolitik Çağ'da tüketildiği anlaşılıyor. Antik Çağ'ın ilk dönemlerinden beri özellikle Akdeniz havzasındaki ülkelerde, Ortadoğu'da bilinen baklaya, Çince metinlerde 5000 yıl öncesinde de rastlamak mümkün.

Eski Mısır'da üst sınıf ve rahipler baklaya değer vermez, baklayı mundar görürken, halk bolca tüketmiş. Buna rağmen, kendi zor zamanları için, halkı doyurmak için bakla tarımı yapmak zorunda kalmışlar. Ölünün yakınlarına bakla çiçekleri sunulurmuş. Bugün özellikle iç baklanın Mısır mutfağında önemli yeri var. Sabah kahvaltılarında bile yenebilen bir gıda. Felafeli duymayan yoktur. Ortadoğu'da pek çok ülkede yapılan bir tür bakla köftesi. ( Suriye, Lübnan ve Ürdün'de daha çok nohut ile yapılır.) Lokantalarda meze olarak sunulsa da aslında bir sokak yemeği.

Antik Yunan'da da benzer şekilde halkın temel besinlerinden olan baklayı üst sınıf hor görmüş. Rahipler bakla tanesinin göbeğindeki siyah noktayı ölümle ilişkilendirmiş, bu yüzden dokunmamışlar bile. Baklanın ölülerin ruhunu taşıdığına inanmışlar. Aslında bir vejetaryen olan ünlü matematikçi Pythagoras, kendisi bakla yemediği gibi bütün öğrencilerinin bakla yemesini, hatta tarlasından geçmesini yasaklamış. İç baklanın erkek cinsel organına benzemesi, gaz yapıp mideyi yorması baklanın sevilmemesine diğer bahaneler.

Romalılar ise böyle tuhaf inanışlara kapılmamış, baklayı temel besin maddeleri arasına almışlar. Tanrıları sakinleştirmek için omuzlarından arkalarına doğru bakla taneleri fırlatan Romalılar, bakla unundan yapılmış ekmekle beslenir, yine aynı unu kullanarak köfte ve çorba yaparlarmış. Bakla erkek çocuğun doğumunu simgelediği için düğünlerde havaya bakla taneleri saçılırmış.

Bizim mutfağımızda bakladan hem tazeyken hem kuruyken faydalanılır. Nisan ve Mayıs ayları, parlak yeşil taneleriyle baklanın en güzel olduğu aylardır. Baharın sonuna doğru yerini iç baklaya bıraktığında da yine özellikle zeytinyağlı çeşitleriyle sofralarımızda yerini alır. İç bakla enginara pek yakışır; dereotlu, tereyağlı pilavı, haşlayıp ezdikten sonra favası da yapılır. (Kurusunu beklemeye gerek kalmadan.) Hele haşladığınız iç baklalara taze soğan, taze sarımsak, sirke, tuz ve zeytinyağı ilavesiyle yapacağınız piyaza doyum olmaz.

Bakla satın alırken kabuğu sertleşmemiş, taneleri irileşmemiş, körpe olanları tercih etmelisiniz. Zümrüt yeşili, lekesiz, ince ve yumuşak kabuklu olan baklaları buzdolabında bir iki gün bekletebilirsiniz. Pişirirken kararmaması için limonlu ve unlu suda bekletmek şart olmuş. Ama baklanız tazeyse kararmama şansı daha yüksek. Pişirirken katılan limon suyu yine bu konuda yardımımıza yetişir. Az suyla, çok kısık ateşte pişirip, kaliteli bir zeytinyağı kullanmalı, limonun ekşisini azaltmak için biraz şeker eklemeli, dereotunu piştikten sonra katmalı. Üzerine de sarımsaklı yoğurt gezdirdik mi, bakın siz lezzetine!

Protein, potasyum, demir, kalsiyum, karbonhidrat ve vitamin yönünden zengin baklayı tüketirken dikkatli olmak gerekiyor. Favizm hastalığı, kalıtımsal olarak bu besine duyarlı olan kişilerde ölümcül olabiliyor. Genlerinde bu özelliği taşıyanlar bakla yememeli, hatta tarlasından geçerken, baklanın polenleriyle temas etmeleri bile tehlikelidir. Belki de tarih boyunca yasaklanmasında o dönemlerde bilinmeyen bu özelliği etkiliydi.

İçeriğindeki bol azotla toprağı beslediği biliniyor. Bu yüzden verimsiz topraklara ekiliyor, çiçeklendiğinde toprak yeniden sürülerek yeni bir ürün ekiliyor, hem de Antik Çağlardan beri. Bizlere hala turfanda sevincini yaşatan nadir besinlerden biri olan baklayı bu aylarda bol bol tüketelim. Serin giden havalara inat, baharı yaşayalım.


Bakla Piyazı


Malzemeler:


  • 250 gram taze bakla
  • 1 demet dereotu
  • 4 yemek kaşığı sızma zeytinyağı
  • 2 adet limonun suyu
  • 5-6 diş sarmısak
  • 1 yemek kaşığı nar ekşisi
  • Tuz

Hazırlama:


Baklaları yıkadıktan sonra sap kısımlarını alın.

Baklaların üzerlerini bir parmak geçecek kadar kaynar su koyup, limon suyunu da ekleyerek baklalar yumuşayıncaya kadar pişirin.

Suyunu süzdükten sonra baklaları servis tabağına alın.

Üzerine dereotunu ince ince doğrayarak serpin.

Zeytinyağı, tuz, sarmısak ve nar ekşisini iyice karıştırın ve baklaların üzerine dökün.

Arzu ederseniz yanında yoğurtla servis yapabilirsiniz.


Afiyetle kalın...



24 Mayıs 2011 Salı

Radika, Karahindiba, Karakavuk Ne Derseniz İşte



Hani dere tepe gezip ot toplama hevesim kursağımda kaldı demiş idim. Ama ana kuzusuyuz da! Anası gidip toplar da kızına getirmez mi? Otlarım gelir gelmez sardım üfelekleri. Kaynar suya batırıp soğuk suya attıktan sonra dondurucuya atıldı iki pişirmlik. Mancarlar da temizlendi, yıkandı, kaynar suda iki bilemedin üç dakika haşlandı, acısı çıkarıldı, dondurucuya atıldı. Kalanlar sararmadan, solmadan değerlendirilecek. İlki bu yoğurtlu salata. Karahindiba, radika diyenler var, gelin göbeği de; bizim köyde karakavuk derlermiş. Üzerlerine kaynar su dökülüp, bir dakika dolmadan alındı. Sarımsaklı yoğurtla karıştırıldı. Üç beş dal taze nane, az da taze kişniş eklendi. Kişnişlerim balkondan. Toprağa bıraktığımız tohumlar arasında en azgın onlar çıktılar. Çiçeğe bilem durdular şu vakitte. Tereyağı yakıldı, toz kırmızı biberle. Salatam tabağa serildi, yağı gezdirildi, az da susam serpmişim işte. Şimdi kafamda uçuşuyor; otlu omletler, bulgurlu yemekler, çorbalar, türlü türlü salatalar...

15 Nisan 2011 Cuma

En Güzelinden



Küçüğüm kuzukulağını çok seviyor. Pazardan en çok onun için alınıyor kuzukulağı. - Gerçi küçükken bizim dağda bayırda topladığımız kuzukulakları, katır tırnakları daha küçük ve daha yoğun ekşi oranına sahiptiler ama; ne bulursak onunla yetiniyoruz artık.- Ekşiye ve otlara dayanamaz: tere, roka, kuzukulağı. Maydonozun ayıkladığım saplarını alır kaçırır minikliğinden beri. Anası onu içinde taşırken ot takımından bir tek semizotu yiyebilmişti, o da son aylarda. Sade serumla beslenip, son bir iki ay ekmek arası semizotu, biraz balık, biraz da yoğurt yiyebilmiştim desem yalan olmaz hani.

Görüldüğü üzere salatada kuzukulağı hakim, yanına marulun göbeği, cherry domates, koyun peyniri, zeytin yoldaş olmuş. Sosuna portakal suyu ve minik tıraşladığım bir parça zencefil koymuşum zeytinyağı ile.

Zeytinyağının hası ile. Dedim ki Delfina'ma:

-Kökenim Ankara'dır. Zeytinyağından anlamam. Tereyağ dersen koy önüme çeşit çeşit, seçeyim içlerinden en güzelini. Ama zeytinyağından anlamam. Buna karşın her zeytinyağını da sevmem, sevmeyiz. Market raflarından hiç satın almam. O motor yağı kokusu ve acı tadı içimi bayar. Bulup sevdiğim yağın aynısını da bir daha bulmakta zorlanıyorum.

Delfiş'im yolladı babacığının has zeytinyağını. Sormayın, çiçek kokulu, hem yemekte, hem salatada, kahvaltıda doya doya yiyoruz. Hele anneciğinin elleriyle hazırladığı yağlı zeytinlere doyum olmuyor. Ben her istediğimde aynı kalitede, aynı tatta zeytinyağımı bulabilme lüksüne kavuştum böylece. Siz de aynı kalite ve lezzete ulaşmak isterseniz işte adres.


13 Nisan 2011 Çarşamba

Portakal Soslu Avokado Salatası




Malzemeler:

  • 1 adet marul
  • 1 bağ roka
  • 2 diş sarımsak
  • 4-5 adet yeşil soğan
  • 1 adet olgun avokado
  • Küçük bir kase siyah zeytin
  • 1 büyük portakal
  • 1 çimdik toz şeker
  • Zeytinyağı
  • Tuz

Hazırlama:

Yıkanmış yeşil sebzeleri elinizle irice koparıp salata kasesine yerleştirin.

Avokaoyu soyup, çekirdeğini çıkarıp, dilimleyin, salatanın üzerine yerleştirin.

Çekirdeklerini çıkardığınız zeytinleri de doğrayıp, serpiştirin.

Portakal suyu, incecik doğranmış sarımsak, toz şeker, tuz ve zeytinyağı ile sosu hazırlayıp salatanın üzerine dökün.

Afiyetle...

14 Şubat 2011 Pazartesi

Çikolata- Künefe- Kereviz Salatası


Nerden başlasak, umutla başladım haftaya. Her şeyin güzel gideceğine dair sıkı bir inançla. Yok öyle sevgülüler günü filan diye değil. Sabahın kör karanlığında, beşte bir uyandım bir daha uyumadım üstelik. Suratsız olmalıyım oysa. Ekran başında kahvaltımı ettim, çayım bitmiş, doldurmalı. Akşamdan kaldı belki bu dinginlik. Bir kez daha izledim ya o güzel filmi. Çikolata dolu film mutluluk hormonlarımı yükseltemeye yetti baksanıza.

O tutucu, küçük kasabayı alt üst eden Juliette Binoche'ye hayran kaldım bir kez daha. Bir kadının orasını burasını açmadan da alımlı olabileceğini gördüm. Pembe has yün kazağına bayıldım yine, ince beline, kırmızı dudaklarına. Leziz görünen çikolatalardan gözümü alamadım. Yok sanmayın bakıp bakıp mutfağa koştum ve çikolatalı bir turta yaptım. Yok öyle bir şey. Uyardı di mi, günün anlam ve önemine uygun bol çikolatalı bir tatlı fotoğrafı ile süslemek burayı?

Filmi izlerken bir yandan kadayıf didikliyordum ben. Tart, kurabiye, kek bilimum tatlılarla arası olmayan sevgülüm, künefe istedi. İster de yapmaz mıyım? Sıcak şerbetiyle, çıtır kadayıf taneleriyle tatlandırdık ağızlarımızı, bulgur pilavı, cacığın üstüne.

Eee künefe tarifi vereceksin o zaman? Künefe de değil, yoğurtla hazırlanan kolay salataları, atıştırmalıkları severim demiştim hani bir keresinde. Hem, kolay yapılan tarifler istendiğinden bir süredir onlara yer veriyorum farkettiyseniz.

Kereviz salatasını yapmakta bir şey yok. Rendele kerevizleri, kararmasına fısat vermeden, hemen yoğurda kat. Yarı yarıya süzme yoğurt, ev yoğurdu karışımı. Sarımsağı az olsun, kerevizin muhteşem parfümünü, hafif geniz yakan tadını bastırmasın. Ceviz istemem ben, bi değişiklik olsun deyip, az da kırmızı lahana tıraşlamışım, az mayonez, hazır mı sana kereviz salatası?

Sevgülümün arası yok kerevizle, çocuklar bilmesin yalnız. Önceki hafta pazarda engel olduydu kereviz almama. Sonraki hafta benden önce atıldı tezgahtakilere, gönül alacak. Sizi bilmem, biz karı koca pazara gitmeyi pek severiz, kereviz salatasını ben severim, o sevmez.

Ama bu adamı ve şarkılarını ikimiz de severiz. Sevgilim, senin için:



LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin