reçel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
reçel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Temmuz 2018 Salı

Taze Incir Reçeli


Bahçenin ilk incirlerinden reçel. Bir ölçü meyveye yarım ölçü şeker eklenerek bir gece bekledi. Ertesi sabah kisik ateşte kaynadı. Bildiğimiz usül yani. Incir de kokusuyla, rayihasiyla incir hani!

16 Eylül 2015 Çarşamba

Üzüm Reçeli




Merhaba sevgili okuyucu. Günler haftalar sonra buradayım yeniden. Yokluğuma sebep küçük bir hanımdır. İsmi Lena. Bir gözü mavi, bir gözü kahverengi küçük hanım bir köpek yavrusudur. Ve ölümcül bir virüs vardı bedeninde, gençlik hastalığı derler. Tam rahatladı derken tekrarlayan güçlü ataklarla ağır, zor geçen bir dört ay. Uykusuz günler, geceler... Ayrıntı vermeyeceğim, çok çok zordu bunu diyeyim sadece. Şimdi Lena'nın hala tikleri var, hala yürüyemiyor, hatta kafasını tutamıyor. Her şeyiyle bana bağlı; ne yemeğini yiyebiliyor, ne çişini yapabiliyor bensiz. İşte bu yüzden bloga ara verdim sevgili okuyucu.

Yeniden çok özlediğim uğraşıma devam edeceğim elimden geldiğince, Lena fırsat verdiğince... Sonbahara girerken evlerde telaşla süren kış hazırlıkları olacak ilk paylaşımlarım da. Üzüm reçeli ile başlayalım dedim, tatlı olsun yeniden başlamamız. Yine öyle teferruatlı bir tarif yok; üzümler mümkün olduğunca ince kabuklu iri boyutta - rezaki mesela- tercih edilmeli. Yeni toplanmış, kütür kütür, mayışmamış bulursanız daha da güzel olur hani. Şekeri yoğun olduğundan birebir şeker ölçüsü fazla gelecektir. Ben iki buçuk kilo üzüme bir buçuk kilo şeker kattım örneğin. Akşamdan ayıklayıp, yıkadım, şekere yatırdım. Sabah da kalkıp kaynattım: üzümler dağılmadan, kıvamı pelteleşmeden. Reçeli porselen bir kaba alıp soğumasını bekleyeceksiniz ocaktan almaya karar vermek için. Soğuyunca o size söyler yeter mi piştiği, yetmez mi.

Üzüm reçeli mis kokusu, eşsiz rayihasıyla tereyağlı, kaymaklı ekmeklerinizin üzerine konsun, kahvaltılarınızı güzelleştirsin sizin de. Yapın yani bence.




11 Eylül 2014 Perşembe

Günfer Ablama...




dostum, arkadaşım, ablam, sırdaşım, annem...

Günfer ablama...


Ama beni ehlileştirirsen, birbirimize bağlanırız, benim sana, senin de bana ihtiyacın olur. Ben senin için dünyada eşsiz ve tek olurum, sen de benim için dünyada eşsiz ve tek olursun. 

- Analamaya başlıyorum, dedi Küçük Prens. Bir çiçek var... O beni ehlileştirdi, sanıyorum.


- Mümkün. Dünyada her şey olur.

17 Eylül 2012 Pazartesi

Kışlık Domates Konservesi, Erik Reçeli ve Kış Hazırlıklarında Son Durum



Mevsim sonbahara dönüyor. Ben geriden geliyorum oysa. Yaz meyveleriyle hasbihal edemedik daha, hoş ameliyat sonrası kiminin ancak suyunu içebildim, kiminin püresini ya. Neyse efenim, hala bulabiliyorken yapıp fotoğraflamak istediğim reçetelere yoğunlaşmak istiyorum. Sonra sevgilimin hediyesi 5 kg bitter kuvertürüm, çok çikolatalı, çok meyveli hayallerim var. Var ya bir yanda da yetişmesi gereken kış hazırlıklarım var. Biraz domates ve fasülye konservesi yapıldı, tarhanamız çoktan kavanozlara girdi, dondurucuya bamya atıldı, taze fasülyeler, patlıcanlar, biberler, kabaklar,domatesler  kurudu. Yabani elmalar kurudu; hoşaflık, atıştırmalık. İki kavanoz da turşu kuruldu şimdilik. Turşuların devamı gelecek, patlıcan, kırmızı biber ve ajvar sos yapma hayallerim de mevcut. İşin çoğu gitti azı kaldı diyebilirim. Ama bünye pek kaldıramıyor bunca işi, dur desem de durmuyor, halsiz düşüyorum gün sonunda.

Gelen sonbaharın sakinliği, dizi dizi kavanozlar, renkler unutturuyor biraz da olsa yorgunluğumu. Erikler sütçümden, küçük ve tatlı köy erikleri. Bir kilo eriğe bir kilo şeker oranıyla temizlenip yıkanmış erikler akşamdan şekere yatırıldı, sabah kaynatıldı.Ocaktan almaya yakın azıcık limon sıkıldı, sadece tahta kaşık kullanıldı bu işlemler sırasında ve minicik tereyağı atıldı içine. Pişmesine yakın porselen bir tabağa alınıp kıvamı kontrol edildi, hazır olduğunda sıcak vaziyette iken kavanozlandı, ağızları sıkıca kapatıldı, hemen ters çevirip dinlenmeye bırakıldı. Ters çeviriyoruz ki, meyveler kavanozun üst kısmında kalmasın.  Olur da ölçemediniz göz kararı ayarladınız şekerini, sonra bir de baktınız ki reçeliniz fazla şekerli olmuş; çare kolay. Hemen aynı meyveyi azıcık suyla şekersiz olarak şöyle bir iki tıkırdatın, ekleyin reçelinize yeniden kaynatıverin birazcık, ziyan olmasın emeğiniz, paranız.


 Domates konservesi içinse dün yaptığımda ( bir günde bütün ihtiyacımı yapamıyorum) dokuz kilo lezzetli Ayaş domatesleri kullandım. Dokuz kilo domatesten on dört adet yarım litrelik kavanoz çıktı. Altlarına çarpı attığınız domatesleri kaynar suyun içine atın. Biraz bekleyin, kolayca kabuklarını soyabileceksiniz. Şimdi yemeklik doğrayın ve büyükçe bir tencerede az zeytinyağında doğranmış sivri biberleri ( ölçüsü size kalmış, ben fazla biberli sevmediğimden az kulandım)  çevriştirip hemen domatesleri atın. Kaynadığında ara ara karıştırarak biraz diriliği çıkana kadar pişirin. Temiz, içi kuru kavanozlara  -ocağın altını kapatmayın bu arada- doldurun. Bir yandan küçük bir tencerede yeni, kullanılmamış kapaklarınız da kaynayadursun. Bir maşa ile kaynar sudan aldığınız kapağı bezle tutarak dikkatlice kapatın hemen. Dilerseniz bu aşamada hemen ters çevirip kaldırabilirsiniz. Ancak ben kapakların atma ihtimalini sıfıra indirmek için geniş tencereye kapakları altta kalacak şekilde kavanozları dizip yarıya gelmeyecek kadar sıcak su koyup beş altı dakika kaynatıyorum. Bu aşamada da domateslerin bir parça pişeceğini hesaba katarak tencerede öyle uzuun süreler pişirmiyoruz. Şimdi kavanozları dikkatlice bezle tutarak sudan alıp yine kapakları altta kalacak şekilde dizin ve ertesi güne kadar yerlerinden oynatmayın.

Ertesi gün kapaklara baktığınızda kapağın orta kısmının hafifçe içe çökmüş olduğunu, oradaki bombeyi  hissedeceksiniz. Serin ve karanlık bir yere kaldırıp kışın yemeklerinizde gönül rahatlığıyla kullanacağınız domatesleriniz hazırdır.

Kış hazırlıkları kapsamında diğer anlatımlarım, fotoğraflar, tarifler ve önemli ip uçları için uğrayabilirsiniz. 

Afiyetle, güzel günlerde tüketiniz.


26 Kasım 2010 Cuma

Şimdi Ayva Zamanı



Sarı tavuk dalda yatar
Dal kırılır yerde yatar


Bilmece böyle sorar hoş kokulu, altın renkli, mayhoş ayvayı. Daha adını andığımızda dil buran, rayihasını hayal ettiğimizde mutlu eden, Nisan ayında çiçek açtığı için türkülere yazın müjdecisi olarak giren, piştiğinde rengi pembeye dönüşen, hatta çekirdeğindeki mucize ile kırmızıya çalan sarı meyveyi. Çiğ olarak yenebildiği gibi reçel, komposto ve başka taze ya da kuru meyvelerle birleştirip, hafif şekerle, belki pekmezle kaynatıp, istersek fırınlayıp birbirinden leziz tatlılar yaparak da tüketiriz, et yemeklerine de eşlikçi ederiz.

Tam ayva mevsimindeyiz. Ben ağacından topladım, ama annemin dalı silkelemeyin tek tek toplayın uyarısına kulak asmamakla iyi etmedik. Zira yere düşen ayvalar yaralanıyor, üzerlerinde sızan suları kahverengiye dönüşüyor. Üşenmemeli, bir bir toplamalıymış. Hayat büyük sözü dinlemeyip, ders almak demekmiş bu yaşta dahi.

Ayvaya Yunan Mitolojisi'nde de rastlarsınız, Roma tarihinde de. Romalılar faydalarını
öğrendikleri ayvanın eşsiz kokusunu parfüm yaparak değerlendirmişler. Hatta Adem ve Havva'nın Cennet'ten kovulmalarına sebep olan meyvenin elma değil ayva olduğuna inanan pek çok tarihçi bulunuyor.

Dünyanın en çok ayva yetiştiren ülkesi olarak; ayvanın atasözlerimize, manilere, bilme
celere, halk türkülerine girmiş olmasına şaşmamak gerek. Ben oğlana hamile iken, annemin komşusu ayva ye de çocuğun gamzeli olsun diye az tutturmamıştı. Ayvayı yemek deyimi ise sanırım ayvanın çiğnenmesi ve yenmesi, yutulması zor olmasıyla ilişkili. Kasım'da ayvayı bol görünce kışın sert geçeceğini de söyler büyüklerimiz.

Sanal alemde dolaşıp da ayvanın iyi gelmediği bir rahatsızlık bulmak mümkün değil galiba. Ben de biraz yaprağından toplayıp getirdim ki, cücüklerin şişen bademciklerine, elma kabuğuyla, tarçınla, balla birleşip iyi gelsinler. Daha önce söylediğim gibi gün aşırı komposto pişiyor, bardak bardak tüketiyoruz, tanelerini yiyoruz.


Önce içinde ayva geçen üç güzel mani:

Sarı sarı sarkar,
Düşerim diye korkar.
Ne bakla, ne baklava;
Ayvadır canım ayva.
Hopla haydi hopla,
Daldan ayva topla.
Sevilmez mi iki gözüm.

Ayva attım samana
Dumana bak dumana
Şoför yârim var iken
Gider miyim çobana

Ayvalar dilim dilim
Darılmış benim gülüm
Ben gülüme ne dedim
Kurusun ağzım dilim


sonra da reçelin tarifi gelsin:

Malzemeler:

  • 4 adet irice ayva
  • 1,5 kg toz şeker
  • 4 su bardağı su
  • 2 yemek kaşığı limon suyu
  • Azıcık tereyağ

Hazırlama:

Ayvaları iyice yıkayıp, kabuklarını soyun, küçük küçük doğrayın.

Bir tencerede kaynayan suya atıp iki üç dakika pişirin.

Bu süre sonunda toz şekeri katıp eritin (tadına bakarak eklemekte fayda var), ayvaların çekirdeklerini de ekleyin.

Orta kuvvette ateşte kaynamaya bırakın.

Kaynayıp koyulaşan reçelin üzerinde toplanan köpüklerini delikli kepçe ile alın.

Porselen bir kaba çıkarıp reçelin kıvamını kontrol edin, soğuduğunda alacağı kıvamı kestirebilirsiniz.

Ocaktan almadan, minicik tereyağı ve limon suyunu katıp bir taşım daha kaynatın.

Sıcak sıcak kavanozlara doldurup, sıkıca ağızlarını kapatın.

Kavanozları ters çevirip soğumaya bırakın.

Dikkat etmeli:benim ayvalar bu kadar şekeri çekti, ama siz mutlaka kontrol ederek ekleyin şekerini. Bir de ayvanın çekirdeği jöleli bir kıvam katar, ocaktan biraz cıvıkken indirirseniz reçeliniz pelteleşmez.



26 Ağustos 2010 Perşembe

Domates Soslu Acı Biber Turşusu, Nektarin Reçeli ve Diğer Kış Hazırlıkları




Kış hazırlıkları tüm hızıyla devam ediyor.

Patlıcanlar çoktan kurudu, bez torbalarda yerini aldı bile.

Sütçünün getirdiği tazecik, çıtır çıtır sivribiberler tohumlara kadar dilimlendi, iplere dizilip kurutuldu.

Bir kısmı kızartılıp pembe ve lezzetli, etli bahçe domatesleriyle hazırlanmış sarımsaklı sosla kahvaltı soframızda yer aldı.

Taze fasülyeler de dilimlendi, gazete kağıtları üzerinde bir gün güneşte, daha sonrası evde serili olarak kurutuldu. Evde kurutuldu çünkü: rengi yeşil kalsındı.

Şu aralar balkon; dolmalık yeşil ve kırmızı biberleri, çuşkaları misafir etmekte. Gelip gidip aralarını açıyorum, çünkü: daha geç kurur ve küflenmeye daha müsaittir etli biberler. Hatta bu yıl ilk biber salçası denemem de üzeri tül örtülü kurumakta.








Şu aralar balkon; dolmalık yeşil ve kırmızı biberleri, çuşkaları misafir etmekte. Gelip gidip aralarını açıyorum, çünkü: daha geç kurur ve küflenmeye daha müsaittir etli biberler. Hatta bu yıl ilk biber salçası denemem de üzeri tül örtülü kurumakta.


Domates soslu acı biber turşularımız çoktan oldu, bir kavanozu tüketilmeye başlandı. Tezgah üstünde reçellerle birlikte geleneksel pozlarını verdiler. Üç çeşit reçel yaptım demiştim: vişne, kayısı, nektarin. Vişnenin daha sonra iki buçuk, bu hafta da üç liraya çıkan fiyatı yüzünden vakitlice yapmış olmama sevindim doğrusu. Bir kilogram meyveye bir kilogram şeker ölçüsüyle, akşamdan şekere yatırıp, sabah kaynatarak yaptım reçelleri. Yalnız nektarin biraz daha mayhoşca olduğundan bir kilo meyveye bir kilo iki yüz gram şeker hesabıyla kaynattım. Peki sizde ne durumda kış hazırlıkları?

1 Eylül 2009 Salı

Hem Nazlı, Hem Hırçın





Nazlıydılar cilveli, aynı zamanda hırçındılar. Saklambaç oynadılar bizimle. Koca dünyanın dertlerini unutturdular birlikte olduğumuz saatlerde. Tek derdimiz en zorda, en dipte, yaprakların arasında saklanmış, dikenleriyle kendilerini koruyan bu güzelleri koparabilmekti.


Kollarım, ellerim çizikler içinde, dokumaları yer yer iplik atmış bir pantolonum var artık. Daha da fazlası koca koca iki kavanoz böğürtlen marmelatımız. Ayağımın tozuyla Bulgaristan'daki komşum Sevgi'den, hem de İstanbul komşum Meltem'den birer ödül almışım. E daha ne olsun. Yokluğumda ödül bütün blogları dolaştığından kimseye yollamıyorum, bende kalsın.


Çekirdekleri rahatsız ettiğinden, çocuklar yerken habire çekirdekleri çıkardığından reçel yapmadım. Böğürtlenleri önce biraz suyla kaynatın, sonra çekirdeklerin geçemeyeceği büyüklükte bir kevgirden süzün. Şimdi şekerini katıp reçel gibi pişirebilirsiniz. Kaynarken üzerinde toplanan beyaz köpükleri alın, limon suyunu da verip bir iki tıktan sonra ateşten alın.Kıvamını çok katı sevmediğimizden biraz akışkan ayarladım. Siz nasıl seviyorsanız öyle yapabilirsiniz.



Dondurucuya attıklarımla artıkım neler yaparım neler. Böğürtlenden bıktırmamaya çalışırım sizleri, söz!

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin