31 Ekim 2011 Pazartesi

Seyyar File



Teşekkürler Seyyar File.

Bana gönderdikleri sebze ve meyveler taze, Bergama tulumu; biraz tuzlu olsa da yağlı ve leziz, yine burada görünmeyen şeftali reçeli yoğun aromasıyla harikaydı. Kargo ücretini de eklediğinizde fiyatlar yüksek olsa da, yok ben oturduğum yerden siparişimi vereyim, doğal ve işlenmemiş ürünler çabucak kapıma gelsin diyenler için bulunmaz fırsat. Alışveriş için uğrayacağınız adres burası, takip etmek isteyenler için feysbuk sayfası burası.


27 Ekim 2011 Perşembe

Sulu Köfte





Acı acı üstüne yağdı. Hayat devam ediyor, sofralar kurulmaya, yemeye, içmeye devam ediliyor bir yandan. Bildiğiniz sulu köfte; kardeşim ve ben helikopter komuşuz adını küçükken. Sebebini çözemedim hala. Biraz yağlıca kıymaya yıkanmış pirinci, dolapta bekleyen yumurta akını, az galeta unu, tuz, karabiber, kurunane , biraz da un eklemişim. Yoğurup köfteler yapmışım, un serptiğim tepside yuvarlamışım. Sıvıyağı tencereye koyup küp doğradığım patatesleri kızartır gibi yapmışım, irice doğradığım soğanları kavurmuşum hafif ateşte, illa soğan olsun istemiş canım. Biraz biber, biraz domates salçası katmışım, tekrar kavurup sıcak suyunu vermişim, dondurucudan et suyu atıvermişim küçük bir topak. Kaynayınca ekşi erik pestili de didiklemişim, bir yanda ıslasaymışım daha iyi olurmuş ama olsun. Hoop köfteler de katılmış çorbama, orta ateşte pişmiş bir güzel, tuzunu, beyaz karabiberini katıp, koymuşum soframıza.


17 Ekim 2011 Pazartesi

seçemem ki





Sevgilime çorap almayı,

Çocuklarımla yamuk yumuk pastalar yapmayı,

Fikret Kızılok dinlemeyi,

Güneşli bahar sabahlarını,

Kalabalık pazar kahvaltılarını,

Ankara'yı,

Herkesler uyurken sokağı izlemeyi,

Lapa lapa yağan karı,

Cedric'i,

Kedileri,

Sözcüklerimden sızan hüznü sezen güzel dostumu,

Sonbahar sarısını,

Odun ateşinde közlenmiş patlıcanı,

Mutfağımı, evimi,

Kış hazırlıklarını,

Turşu kurmayı,

Nane, elma, patlıcan, biber, kuşburnu bilumum zerzevatı kurutmayı,

Profesyonel mutfak malzemeleri satan koca koca mağazalarda gezinmeyi, alışveriş yapmayı,

Koca koca saplı, koca koca boy boy tavalarımı,

Tencerelerimi,

Ocağımı, fırınımı,

Anadolu'nun türlü türlü yemeğini,

Sarmasını, dolmasını, koyun etini,

Çorbasını, hoşafını,

Tarifini veremediğim ama aylar önce karı koca gönül verip yaptığımız sucuğunu,

Hepsini çok seviyorum.


-Uzaya gitsen, ıssız adaya ne alırdın yanına seç dört yemek demiş,

Seçemem ki,

Seçemem ki,

Hepsi ayrı güzel,

Seçemem ki, seçemem ki, seçemem ki...







3 Ekim 2011 Pazartesi

Patlıcana Övgü



Yaz bitmeden patlıcana doyma niyetim var. Karnıyarık yapmak için işe koyulmuşum. Ama bu kez kızartmayayım diyorum. Kaç yerde duymuşum, okumuşum. Daha sağlıklı, az kalorili olsun diye közleyip de yapıyorlar. Bir de ben deneyeyim diyorum. Közlenmiş patlıcanları soyarken daha, söylenmeye başlıyorum. Nasıl olacak ki? Yok olmaz böyle, közlenmiş patlıcan su görünce nasıl olur ki? Caymak üzereyim. Sevgilim dolanıyor etrafımda, o da başlıyor mızmızlanmaya. Cayıveriyorum hemen, sen karnıyarığını başka zaman bildiğin gibi yap! Hadi patlıcanlar böyle de tüketilir, alinaziğe dönüşür, tuzlayıp, yağlayıp yenir, babagannuşa dönüşür, salata yaparsın, bir şekilde yenir işte. Ama kıyma ne olacak? Çözülmüş kıyma, başka bir yemek daha yapmakla uğraşamam vallahi.

En iyisi kavurmak patlıcanla; bolca soğanı kavuruvermişim, kıymayı da katıp suyunu çektirmişim, az biber salçası, biraz domates ekleyip kavurmaya devam etmişim. Küp doğradığım patlıcanlarımı da katıp, tuzunu karabiberini, iki diş sarımsağını vermişim, bi de maydonoz kıymışım. Arkadaki ekmek teee Uşak'tan gelmiş, kıyamamışım az az yemeli deyip dondurucuya atmışım. Yanında cacıkla nefis bir öğün olmuş bize.

Patlıcana olan aşkımı kaç kez anlattım burada bilmiyorum. Patlıcanlı bir etkinlik yapayım dedim, ama bu kez farklı bir yerde: Feysbukta Narince'nin Grup Duvarı'nda.

7 Ekim Cuma günü bütün patlıcan severleri, blogger arkadaşları, Narince grup duvarında patlıcanlı tarifler paylaşmaya davet ediyorum. Dilediğiniz kadar link verebilir,eski veya yeni farketmez içinden patlıcan geçen bütün tariflerinizi sergileyebilir, bilgi, tecrübe alışverişinde bulunabilir, patlıcana olan sevginizi ayyuka çıkarabilirsiniz. Blogunuz olmasın, dert değil, etkinlik boyunca sayısız patlıcanlı tarife ulaşabilirsiniz.



30 Eylül 2011 Cuma

Vira Vira



Şükür kavuşturana mı desek?

Ben buralarda yokken; karanlıklar büyüdü, ateşler düştü ocaklara, öfkeler yeşerdi, ağaçta künyeler çoğaldı. Buruk bayramlar geçti, ötekiler berikiler birikti.

Sofralar kuruldu, toplandı, günler geceye, mevsim sonbahara döndü. Kediler öldü sokakta, içindeki acı parçalarını demetledi Umut'um, küçük Ayşe'm.


Ben yokken kötü gitmedi her şey. Değme ustalarla yarışır, ince bir işçilikle, özene bezene yaşamaya hazır eyledik evimizi, sevgülümle, ailemizle. Taşıdık, yerleştirdik. Alışmakta Üzüm ve Tarçın Hanım da bizimle. Soran, merak eden tüm dostlara selam olsun. Seda Sayan'ın kokulu öpücüklerinden üfledim hepinize.

Neden bu kadar geciktin derseniz, bir dokun bin ah işit vaziyetim. Türk Tenekom! Tek sorumlusu kendileridir ahan da burdan yazıyorum şikayet dilekçemi. Bir ayda zor yaptılar naklimi. Tam da az önce gelen mesaj nakliniz gerçekleşmiştir dedi, ben de hazır cücükler okuldayken, kafam da boşken selamlaşayım istedim sizlerle.

Yaz başından beri yemek fotoğraflamadım diyebilirim. Gördüğünüz fotoğraf yazdan kalma, güveç pişmekte odun ateşinde. Yer memleketim Kızılcahamam, Soğuksu Milli Parkı. Evimizin dibi, yolunuz düşerse yazları beklerim.

Birer öpücük daha yollayıp, devam edelim kaldığımız yerden...


LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin