Köyün en güzel kızıydı. Ağabeyleri başkasına vermişti ama O tarlada kendisine türkü söyleyen dedeme kaçmıştı. Herkes sevdiğine varsın derdi. Ben sevdiğimi karşılarına çıkarınca verin demişti, kimi istiyorsa ona verin.
Elinin değdiği her yemek güzel olurdu. Bu yüzden köye misafir gelse ya da bir düğün olsa O'na yaptırırlardı. Baklavaları O açardı. En son ellerinin değdiği bir sarma yemiştim, üfelek derler bizim oralarda, çok oluyor, güzel elleriyle yemek yapamıyordu artık. Üç kız kardeşin sonunda Yeter koymuşlardı ismini, en güzel yemekleri yapacak kadar kadın, Yeter Ağa lakabıyla anılacak kadar yiğitti.
Dört kuşak kızlar yan yana durduğumuzda içim karışırdı, hem sevinirdim,hem bilirdim uzun sürmeyecekti.
...sürmedi de...
Kimseye sıkıntı vermek istemezdi, usulca uçuverdi sonsuza.
Bize kalan acı.
Dedemi kaybettiğimizde şöyle demişti:
-Evlat acısı gördüm, ana-baba acısı, kardeş acısı, hepsini gördüm. En zoru buymuş oğul.
Şimdi yatıyorlar yan yana.
Son kez dokundum pamuk tenine, öptüm üşümüş elini.
Elveda dedim, elveda...
7 Ekim 2009 Çarşamba
28 Eylül 2009 Pazartesi
Mürdüm Lezzetler
Bir avuç eriğe hayır demezsiniz sanıyorum. Biz yaz boyunca canımız çektikçe dalından koparıp yeme şansına sahiptik. Çocuklar eriğe bu kadar doymuş da olsa, işi abartan ben komposto mu yapmadım, marmelat mı, pestil mi?
Komposto son ılık günlerimizde sofrada yerini alsa da burada yok. Cücüklerime komposto mu yapayım marmelat mı dediğimde cevapları belliydi: ikisini de! Marmelatını, yıkayıp çekirdeklerini çıkardığım erikleri kaynatarak yapıyorum. Öyle uzun süre saklamadım hiç, saklanacağını da sanmıyorum. Bir kilo eriğe bir çay bardağı su koyup, kısık ateşte iyice yumuşayana kadar pişiriyorum. Soğuyunca kevgirden geçiriyor; zira alttaki hali kevgirden geçmemiş halidir, bence böyle daha güzel oluyor, istediğimiz kadar şeker katıyorum. Sonra ekmek banarak kahvaltıya da olur, tatlı niyetine kaşıklayarak da olur, damaklarımızı tatlandırıyoruz.
Hem benim gibi hızınızı al-a-mayıp kurabiyelere de sürebilirsiniz. Tartölet gibi görünseler de kendileri kurabiyedirler. Onların reçetesini verecek olursak:
Malzemeler:
- 1 yumurta
- 125 gr. tereyağ ( oda ısısında)
- Yarım çay bardağı sıvı yağ
- Çeyrek limonun suyu
- Yarım paket kabartma tozu
- 2 çay bardağı pudra şekeri
- Yarım paket vanilya
- Alabildiği kadar un
Malzemeler kulak memesi kıvamında yoğurulur, yağlanmış küçük tartölet kalıplarının dibine alçakça serilir. 200 derecede önceden ısıtılmış fırında hafifçe pembeleşene kadar pişirilir.
Marmelat dedik ya, aslında bu elde ettiğimiz güzel püre pestil demek. Birazını da kurutup pestil yapınca, tamamı da çocuklşar tarafından aynı gün tüketilince, tekrar yapmak şart oldu. Çocuklara kışa abur cubur niyetine, ders çalışırken, tatlı aradıklarında atıştırmak, beslenme çantasının bir köşesine konmak üzere temiz naylonlara serilip, güneşte kuruttum pestilimi. Geç kalmış sayılmazsınız, cılız Eylül güneşinde bile kuruyorlar. Beş kilo erikten epeyce çıktı. Artık yeterse de yetmezse de.
25 Eylül 2009 Cuma
Cumartesi Kahvaltısı
Tembellik zamanı çabucak geçti gitti. Çocukların okulu tam gün olunca, bir de okulda öğlen yemeği çıkmayınca koşturur durur Necla. Beslenme çantasını ayrı düşün, öğleni ayrı, akşamı ayrı. İyi ki yapmışım zeytin ezmesini; kimsenin pas vermediği zeytinleri robotta çekmişim, bir iki diş sarımsak dövmüşüm, azıcık kekik, azıcık da nane. Kim alır hazırını, kim bilir içinde ne var. Sürerim yavruların sandviçlerine, yanına sütü, meyvesi. Kahvaltımıza da çeşni katıyor bu arada.
Hem bir tek cumartesi kalmışsa birarada kahvaltı edebileceğimiz, bu durumda güzel domateslerin sonu gelmeden, sık sık menemen yapmalı. Şöyle bakır tavada, azıcık acılı değil mi?

23 Eylül 2009 Çarşamba
Evde Likör Yapalım
Ev yapımı ünvanını sonuna kadar hakeden likörlerin yapılışını anlatmaya geçmeden önce biraz matematikle haşır neşir olacağız. Alkolmetresi olmayan ya da benim gibi daha bir önceki akşam elinde tutup da çocukların eline geçmesin diye evin hangi köşesine sokuşturduğunu hatırlayamayanlar için likörün alkol ve meyve aroması dengesini nasıl sağlayacağımızı öğrenmek için gerekli matematik. Ev yapımı ünvanını sonuna kadar hakediyor dedik; çünkü yapay esanslar kullanmadan evde taze meyvelerle elde edeceğimiz konsantre meyve suyu kullanacağız.
Likör yapımında 96 derece tarımsal kökenli içilebilir gıda alkolü kullanacağız. Sakın ha gidip eczaneden saf alkol almayın. Yapmak istediğiniz likör kaç derece ise bunu öğrenelim öncelikle. Portakal likörü 40 derece alkol ihtiva ederken, çilek, vişne ve nane likörleri 20 derece alkol ihtiva ederler. Bugün çilek ve vişne likörü yapacağımıza göre :
96:20= 4,8
çıkar. Bu demektir ki 1 litre saf alkol, 3,8lt. de su ve meyve aroması kullanacağız. Ancak; 1lt. saf alkol kullanıp yapacağımız likör çok fazla geleceğinden 250 cl. alkol kullanmak istiyoruz. Bu durumda 25cl x 3,8= 95cl. Yani yaklaşık 1 lt sıvı kullanacağız.1lt sıvı ile 250 cl. saf alkol karıştıracağız ve 20 derece likör elde edeceğiz. Bu yöntem kaba bir hesaplama yöntemidir. Alkolmetreniz varsa saf alkole meyve suyunu azar azar katıyoruz ta ki 20 dereceyi görene kadar.
Bunca işlem işinize gelmediyse ben size sözün kısası tam ölçüleri vereyim:
Vişne Likörü İçin:
- 1 kg. vişne
- 1 lt. su
- 250 cl. saf alkol
- 1 su bardağı toz şeker
Temizleyip yıkadığınız vişneleri su ile birlikte kaynadıktan sonra beş dakika daha pişirin ve yoğun bir meyve suyu elde edin. Sonra elde ettiğiniz bu güzel renkli, hoş kokulu suyu temiz ve kalın dokumalı bir bezden süzün. Şekeri katıp, karıştırarak içinde tamamen erimesini sağlayın. Alkolü de katın, likörü şişelere boşaltın. Kapağı kapalı olarak 21 -24 gün beklettikten sonra içebilirsiniz.
Çilek Likörü İçin:
- 1 kg. çilek
- 1 lt. su
- 250 cl. saf alkol
- 1 su bardağı toz şeker
Temizleyip yıkadığınız çilekleri su ile birlikte kaynadıktan sonra beş dakika daha pişirin ve yoğun bir meyve suyu elde edin. Sonra elde ettiğiniz suyu temiz ve kalın dokumalı bir bezden süzün. Şekeri katıp, karıştırarak içinde tamamen erimesini sağlayın. Alkolü de katın, likörü şişelere boşaltın. Kapağı kapalı olarak 21 -24 gün beklettikten sonra içebilirsiniz.
19 Eylül 2009 Cumartesi
Bayramınız Kutlu Olsun
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)