26 Ekim 2009 Pazartesi

Bisküvili Pastalar Etkinliği: Kakaolu Bisküvi Tabanlı, Vişneli Pasta


Sevgili Aslı'nın etkinlik konusunu duyunca pek sevinmiştim. Bisküvi ile yapılacak renk renk, hafif, muhtemelen meyveli bolca pasta ile tanışacağız belli ki. İşte bu da benim etkinlik için yaptığım pasta:

Malzemeler:

Taban İçin:

İki paket kakaolu bisküvi (Eti'nin bisküvisini kullandım)
Biraz tereyağ

Crem Pattisserie İçin:
1/2 lt. süt
50gr buğday nişastası
50 gr un
150gr. toz şeker
2 yumurta
Bir paket şekerli vanilin
Bir paket krem şanti
Bir su bardağı soğuk süt

Son Kat İçin:

Bir su bardağından bir parmak eksik süt
Bir paket krem şanti
Bir kase dondurulmuş vişne



Hazırlama:

Ben rengi düşünerek kakaolu bisküvi kullandım ancak; burçak ya da petit beurre bisküvi daha güzel olur diye düşünüyorum. Kakaolu bisküvi biraz sert oldu. Ezdiğiniz bisküvilere erimiş tereyağını ekleyerek hamur gibi yoğurun. Tabanını yağladığınız kelepçeli kalıba düzgünce yayın. Önceden ısıtılmış 200derece fırında en üst rafta on dakika kadar pişirin. Fırından alıp soğumaya bırakın.

Bu arada crem pattisserie hazırlayın. Sütü tencereye koyup, şekerin yarısını ekleyin. Şekerin diğer yarısını da başka bir tencereye koyun, üstüne yumurtaları ve vanilyayı katıp çırpın, nişasta ve unu da ekleyerek iyice karıştırın Ocakta kaynayan sütü de ekleyip tekrar karıştırın ve yeniden ocağa alın. Piştiğinde kabuk bağlamaması için karıştırarak soğutun.
Diğer tarafta krem şantiyi soğuk sütle çırpıp, soğuyan kremaya ekleyin, güzelce yedirin.




En üst kat için krem şantiyi sütle çırpın, eriyen vişnelerin suyunu da katıp pembe renkli kremayı elde edin. Şimdi vişneleri de katıp, çok fazla karıştırmadan pastanın son katını yayın. Mutlaka bir gece buzdolabında bekletin, ertesi gün pudra şekeri ile vişneleri blendırdan geçirip elde edeceğiniz sosu üzerine dökerek servis yapın. Afiyet olsun.



24 Ekim 2009 Cumartesi

Çorbaya Dair


Tıpkı patlıcan gibi domates de sadece süs için yetiştirilir önceleri. Yine tıpkı patlıcan gibi sebze diye sınıflandırılmış bu güzel meyvenin araştırmalarla faydalı olduğu anlaşılınca yenmeye başlanır. Önceleri sarı bir cinsi bulunduğundan İtalyanlar altın elma derler. Taa ki 1900lerde Amerika'da yemeklerde kullanılmaya başlandığında ise artık sebzelerin kraliçesi olmuş domatesle ilk yapılan tariflerden biri domates çorbasıdır.

Öyle ki; zenginlerin, asillerin içtiği çorba orta sınıf ve yoksul halk için ulaşılmazdı. Burjuvalar çorba içmek için kurallar bile geliştirirler kendilerince. Çorba içmenin ritüellerini, kurallarını anlatan kitaplar yazarlar. Nazikçe, ağzını höpürdetmeden, dökmeden içilmeliydi çorba; kaşığın tutuluş açısı bile hesaplanmıştır.

1929 ekonomik bunalımında işsiz kalmış, aç insanlara aşevlerinde kepçe kepçe çorba dağıtılır. Çünkü ucuzdur, besleyici ve de yapılışı kolaydır. Önemli olan insanları sadece çorba ve ekmekle doyurmaktır. Hal böyle iken reklamcılar rahat bir yiyecek olarak sunarlar baharatlarla hazırlanmış, teneke kutularda piyasaya sunulan çorbaları. Ev kadınları işlerini kolaylaştıran çorbayı çok severler. Güven ve rahatlıkla bütünleştirilen bir kavram olmuştur artık çorba. Besleyicidir, kutudan çıkarıp hazırlanması çok kolaydır, hem de ucuzdur. Soluk tenli, çelimsiz çocukları Campbells reklamlarındaki elma yanaklı, gürbüz çocuklara benzesin ister anneler.

Bugün uyanık girişimciler hayatlarında değişiklik arayan, kendilerine cicili bicili, rahat yaşam, modern yaşam etiketleriyle sunulan ne varsa havada kapan insanlara ne sunacaklarını çok iyi biliyorlar. Hazır yemek satmanın kolaylığını bilen firmalar Avrupa'da, Amerika'da taze çorbayı karton kutularda rahatça satmışlarken bizde yol almaları şükür ki o kadar kolay olmadı. Tarhana çorbamız, yayla çorbamız, işkembe, analı kızlı, mercimek, mahluta, pirtike, şehriye, tutmaç da dahil geleneksel pek çok çorbamızı gerek kuru, gerekse pişmiş sıvı halinde piyasaya sunmuşlarsa da hiçbirinde ev çorbasının lezzetini bulamayız, bulmak gibi bir umudumuz da yoktur zaten. Reklamda elinde tavayla yolda koşturup, eve hazır köfteyle gelen anne sakın kötü örnek olmasın sizlere.

Üstteki domates çorbasını yazın Alan Coxon ' un tarifiyle önce domatesleri kekik, kurusoğan, zeytinyağı, sarımsak ve tuzla fırınlayıp, sonra blendırda çekerek, mutlaka tavuk suyuyla tatlandırıp süzerek hazırlamıştım. Hatta değerli şef Coxon, lira şeklinde kestiği tost ekmeklerinin arasına kaşar peyniri koyup, yumurtaya batırdıktan sonra kızartıp çorbanın üzerine konduruvermişti. Ama ben yumurta kokusunun ve tadının bu çorbada rahatsız edici olacağını düşünmüş, sadece kaşarla yetinmiştim. Tembellik edip , dere tepe gezeyim derken yayınlamayı erteleyip durmuştum. Sonra bir gün Cafe Fernando'da da aynı yapılma şeklini görünce beklemeye karar vermiştim. Yaz bitmiş, narlar olmuşken, domates lezzetini kaybediyorken güzel çorbasıyla veda edelim dedim. Hem Cenk Bey, keçi peynirinde diretsin, ben taze kaşarımdan memnunum.

21 Ekim 2009 Çarşamba

Lokma Tatlısı

Çıtır çıtır, nefis bir hamur tatlısı yapalım.

Hamur Malzemesi:

  • 250gr. un
  • Bir tatlı kaşığı maya
  • Minicik tuz
  • Minicik tozşeker
  • 180ml. ılık su

Şurup İçin:

  • 500 gr toz şeker
  • 250ml. su
  • Bir iki damla limon


Kızartmak İçin:

  • Sıvıyağ

Sırasıyla:

Su ve tozşekeri kaynadıktan sonra on beş dakika daha ortadan az ateşte kaynatın. Son bir iki dakikada limon suyunu katıp, kaynama süresi dolunca ocaktan alın. Şerbeti soğumaya bırakın.

Hamuru Hazırlamak İçin;

Unu hamur kabına eleyin.
Unun ortasını havuz gibi açarak mayalı ılık suyu şekerle birlikte ezerek ortadan başlayarak unla karıştırın. Tuzu ve kalan suyu yavaş yavaş ilave ederek iyice yoğurun ve bazlama hamurundan daha cıvık bir hamur yapın.
Hamuru ılık bir yere koyup on beş yirmi dakika mayalanmasını sağlayın. Mayalananan hamuru bir kez daha yoğurun.

Hamurun Kızartılması;

Derin bir tencerede sıvıyağı kızdırın.
Bir kaseye biraz sıvıyağ koyun.
Bir elinizin avuç içini soğuk sıvıyağ ile yağlayın. Yağlanmış elinize bir miktar hamur alarak avucunuzun içinde sıkarak, işaret ve baş parmağınız arasından çıkan hamuru soğuk yağa batırılmış bir çay kaşığı yardımıyla kopararak alın.
Hızlı hareket ederek hamuru kızgın yağa atıp, delikli bir kepçe ile sürekli çevriştirerek kızartın.
Kızaran hamuru yağını iyive süzdürmeye gayret ederek kepçe ile yağdan alıp hemen soğumuş şerbetin içine atın.
Bütün malzeme bitene kadar bu işlemi tekrarlayın, bu arada lokmaları şerbette beş altı dakika bekletip alın. Yağa düşüp hemen kabaran hamurları izlemek ne kadar zevkliyse, hepsini bir boyda, bir şekilde yapmak, aynı anda hem kızartmaya hem hamura şekil vermeye çalışmak, hem de şerbete atmak, karıştırmak bir o kadar zor. En iyisi siz yanınıza birini alın yaparken.

20 Ekim 2009 Salı

Lokma Tatlısı


Hamur Malzemesi:
  • 250gr. un
  • Bir tatlı kaşığı maya
  • Minicik tuz
  • Minicik tozşeker
  • 180ml. ılık su

Şurup İçin:
  • 500 gr toz şeker
  • 250ml. su
  • Bir iki damla limon

Kızartmak İçin:
  • Sıvıyağ

Sırasıyla:

Su ve tozşekeri kaynadıktan sonra on beş dakika daha ortadan az ateşte kaynatın. Son bir iki dakikada limon suyunu katıp, kaynama süresi dolunca ocaktan alın. Şerbeti soğumaya bırakın.

Hamuru Hazırlamak İçin;

Unu hamur kabına eleyin.
Unun ortasını havuz gibi açarak mayalı ılık suyu şekerle birlikte ezerek ortadan başlayarak unla karıştırın. Tuzu ve kalan suyu yavaş yavaş ilave ederek iyice yoğurun ve bazlama hamurundan daha cıvık bir hamur yapın.
Hamuru ılık bir yere koyup on beş yirmi dakika mayalanmasını sağlayın. Mayalananan hamuru bir kez daha yoğurun.

Hamurun Kızartılması;

Derin bir tencerede sıvıyağı kızdırın.
Bir kaseye biraz sıvıyağ koyun.
Bir elinizin avuç içini soğuk sıvıyağ ile yağlayın. Yağlanmış elinize bir miktar hamur alarak avucunuzun içinde sıkarak, işaret ve baş parmağınız arasından çıkan hamuru soğuk yağa batırılmış bir çay kaşığı yardımıyla kopararak alın.
Hızlı hareket ederek hamuru kızgın yağa atıp, delikli bir kepçe ile sürekli çevriştirerek kızartın.
Kızaran hamuru yağını iyive süzdürmeye gayret ederek kepçe ile yağdan alıp hemen soğumuş şerbetin içine atın.
Bütün malzeme bitene kadar bu işlemi tekrarlayın, bu arada lokmaları şerbette beş altı dakika bekletip alın. Yağa düşüp hemen kabaran hamurları izlemek ne kadar zevkliyse, hepsini bir boyda, bir şekilde yapmak, aynı anda hem kızartmaya hem hamura şekil vermeye çalışmak, hem de şerbete atmak, karıştırmak bir o kadar zor. En iyisi siz yanınıza birini alın yaparken. Çıtır çıtır hamuru ısırdığınızda ağzınıza dağılan şerbetle mutlu kalın.

19 Ekim 2009 Pazartesi

İki Renkli Spiral Kurabiyeler


Yapılışı basit, çok bilinen, şık, çocukları cezbeden kurabiyeler;


Malzemeler:

  • 125gr tereyağ
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 1 paket vanilya
  • Aldığı kadar un

Yapılışı:

Oda ısısında beklemiş tereyağına pudra şekerini yedirin, sonra vanilya ve unu ekleyin. Hamuru ikiye bölüp yarısına kakao katın. Hafifçe unladığınız tezgahta iki hamuru da ayrı ayrı açın ve birini diğerinin üzerine yayıp düzgün ve sıkı bir rulo yapın. Ruloyu yarım saat buzdolabında bekletin ki kesme işlemi kolay olsun. Buzdolabından çıkardığınız ruloyu keskin bir bıçakla yarım santim eninde dilimlere ayırın. Yağlanmış tepsiye dizip önceden ısıtılmış 220 derece fırında pişirin. -Bilmeyenler için; kurabiyelerde kullanılan oda ısısında tereyağ varsa tarifinizde mutlaka sıcak fırına verin. Yoksa yayılmış, şekli bozulmuş tuhaf kurabiyeleriniz olur.- Kızarmadan hafifçe rengi değişmeye başladığında kürdan testi yapın ve alın fırından.

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin