28 Ekim 2010 Perşembe

Ashley İçin



Şimdi karaormanda arabamız ilerliyor.İçerideki kütüphanedeki kitaplar esen şiddetli rüzgar ve bozuk yolların da etkisiyle düşüyorlar.Dolunay var ve parlement rengi gece. Arabayı kullanan smokinli kurbağa geceyi atlatıp ' Olmayan Ülke'ye ulaşmayı dört gözle bekliyor ...Sol tarafı uçurumlu yolu geçebilecekler mi ? Tüm bunları çizmeyi de bir gün denerim inşallah :) . Arabanın üstünde kara kara düşünen de yine benim.



Ashley'i tanır mısınız? Macaristan'da Debrecen Üniversitesi'nde üç yıl okumaya hak kazandı diye pek bi sevinmiş, gururlanmıştık. Gidip okulunda okumak için konsolosluğun istediği tüm belgeleri toparlamış, tüm testleri olmuş, bugün git yarın gellere katlanmışken; şimdi de derslerden geri kaldığınız için psikolojiniz bozuldu, bu ülkeye zarar verebilirsiniz gibi komik bir sebeple vize verilmiyor. Üstelik hakkını aramak için de vize alamadığı ülkeye gidip başvuru yapması gerektiği söyleniyor. Annesi tüm hikayeyi anlatıyor, desteğinizi bekliyor.


27 Ekim 2010 Çarşamba

Mayasız Poğaça, Hediyeli Yarışma Duyurusu




Alternatif Anne Dergisi Trendus 2010 Blog Ödülleri'nde yarışıyor. Oy verenlere oynak bir türkü bir de mayasız poğaça hediyem var. Türkü Candan Erçetin'den : buyrun.

Poğaçanın Dr. Oetker patentli tarifi ise işte:

Hazırlama:

Hamur İçin:

  • 125 gr oda ısısında tereyağ
  • 1 su bardağı yoğurt
  • 1/2 çay bardağı sıvıyağ
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 3-3,5 su bardağı un
  • 1 paket kabartma tozu

İçi İçin:

  • Beyaz peynir
  • Maydonoz

Hazırlama:

Un ve diğer malzemelerle hamuru yoğurun.

Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparın, avuç içinizde açıp peynirli içten koyun, kapatın.

Yağlanmış tepsiye dizdiğiniz poğaçaların üzerlerine yumurta sarısı sürüp, susam serpin.

Önceden ısıtılmış 180 derece fırında üzeri kızarana kadar pişrin.





25 Ekim 2010 Pazartesi

Patlıcan Köfte, Közlenmiş Kırmızı Biber Salatası, Hoşçakal Yaz



Pazarlarda elveda yazısını ne çok gördük bu ara. Elveda demedik oysa, yaz meyveleri ve sebzeleriyle olan muhabbetimize ara verdik sadece. Önümüzdeki yaza kadar. Sabah kahvaltılarında üzerinde sarımsaklı domates sosuyla kızarmış bahçe biberleri; közlenip zeytinyağ, limon ve tuzla tatlandırılmış kırmızı biberler, iri, etli domateslerle yapılmış menemenler, domates, biber ve hıyarla hazırlanıvermiş söğüşler olmayacak. Kış boyu özleyecek, tadını damağımızda anımsamaya çalışacak, yine de yüz vermeyeceğiz tezgahtaki tatsız domates ve patlıcana, buzdolabında büyüyen hıyarlara.

Gidişinden önce domates fiyatları uçtu, benim gibi dondurucuya atmak için sona kalanları ahlara tühlere boğdu. Akşam haberleri sera ürünlerin çıkacağını, domates fiyatlarının yeniden düşeceğini söylüyor da tatsızdır, ilaçlıdır yemeyiverin, yaza kadar özleyiverin demiyor. Biz mangalda son közleme keyfimizi yaptık, son karnıyarığımızı dün akşam yedik. Buraya koymak için de patlıcanlı bir köfte yaptım. Aslında hazırlama aşamalarına bakarsanız patlıcan kroket denmeli ama patlıcan köfte diyelim biz kısaca. İşte reçete:



Malzemeler:

  • 2 adet büyük patlıcan
  • 2 dilim ekmek
  • 1 adet yumurta
  • 2 iri diş sarımsak
  • 1 küçük acı sivri biber
  • 2 yemek kaşığı rende kaşar
  • 1/4 demet maydonoz
  • Tuz
  • 2 çay bardağı galeta unu
  • Sıvıyağ

Hazırlama:

Patlıcanları birkaç yerinden delip mangalda közleyin.

Kabuklarını soyup çatalla ezerek püre haline getirin.

Ekmekleri ısaltıp sıkın.

Ekmek içi, patlıcan püresi, yumurta, ezilmiş sarımsak, rende kaşar, incecik doğranmış sivribiber, tuz ve kıyılmış maydonozu karıştırın. On dakika dinlendirin.

Hamurdan küçük silindirler yapıp galeta ununa bulayın, bol kızgın yağa atıp kızartın.

Kağıt havlu üzerine çıkarıp, fazla yağını emdirdiğiniz köfteleri, maydonoz ve yeşillikle, belki sarımsaklı yoğurtla servis yapabilirsiniz.

Afiyet olsun.



21 Ekim 2010 Perşembe

Tavuklu Bamya, Dondurucuda Bamya Saklama ve Yaşasın Bamya!



Reklamlara sinirim yine bugünlerde. Çilekli yağ! Biziimkiler duyunca:

- Iğğyyy dediler,

- Çilekli yağ da olur mu?

Oluyor işte, anneler yavrularına halis tereyağ yerine yedirince, alıcı bulunca demek ki oluyor.

Yoğurtçu amca öyle bir tereyağ getirmiş ki, ekmeksiz kaşıklıyorum arada, dayanamıyorum. Üzerine yazdan hazır reçellerim var, balımız var sürmeye. Onların çilekli yağlarına ihtiyacım yok.

İki sevimli çocuk teoriler üretiyor sonra, çilek perisi çilekleri toplamış da, şöyle olmuş da böyle olmuş da...

Yedikleri her şey illa ki tatlı olacak çocukların. Ekşi ve tuzluya yanaşmıyor bebeler. Daha minikken, biberonlarına doldurulmuş, ballı şekerli sütlere alıştırılıyorlar. Biberon denen şey bizim evde yer bulamadı şükür, ağızlarına almadılar. Derdim biberon değil ya, konu dağılıyor. Derdim ev yoğurdunun tadını bilmeyen, süzme yoğurtla yapılmış, güzelim ekşimen ayranı içmeyen, sütünü ille de çilekli, muzlu, çikolatalı içen çocuklar. Öyle ki içtikleri çorbaya limon bile sıkamıyorsunuz. Yapay aromalara alışkın, yapay damaklar.

İş anne ve babalarda bitiyor. Daha yemek yemeye başladıkları vakitlerde alıştırmaz, sadece tatlı verirsek sonrasında tuzluya yüz vermeyen çocuklar çıkar ortaya. Bizim çocukların arkadaşları misafir geldiklerinde çekiyorum en çok bu sıkıntıyı. Önlerine koyduğun yemeği yemeyip, bir ton bahane koyduklarında ortaya, canım sıkılıyor. Kala kala elimde ya patates kızartması, ya makarna kalıyor. Henüz önlerine koyduğum ayranı içenine denk gelmedim ne yazık ki.

Oysa kurabiyelerini de yeseler, mantıyı da, çikolata da yeseler, bamya da. Mesela bizim kız gibi, mutfağa girip kokusunu aldıklarında şöyle deseler:

-Yaşasın, bamya!

Ben bamyayı tavuk etiyle yaparım hep. Kıymalı, etli ya da zeytinyağlısından daha çok seviyoruz. Öyle sümüklenmez de, dondurucuya mutlaka atılır her yıl. Bu yıl altı kilo attım, çiçek bamya bulamasak da. Dondurucuya atma kurallarını da anlatayım: tepelerini güzelce ayıkladığınız bamyaları sirke, tuz ve limon ilavesiyle on onbeş dakika bekletin. Büyükçe bir tencereye kaynar su koyun, bolca limon sıkın. Bamyaları kaynar suya atıp, üç dört dakika suda tutun. Sonra delikli bir kepçe ile sudan çıkarıp genişçe bir tepsiye alın. Soğuyan bamyalara tekrar limon sıkın, bir pişirimlik porsiyonlar halinde poşetlere koyup dondurucuya kaldırın. Kışın çıkardığınızda çözülmesini beklemeden pişirin yalnız.

Malzemeler:

  • 250 gr tavuk eti (dilediğiniz yerinden)
  • 1/2 kg bamya
  • Üç yemek kaşığı zeytinyağı
  • İki yemek kaşığı salça
  • 1 orta boy kurusoğan
  • 1 tatlı kaşığı un
  • Limon
  • Tuz
  • Su

Hazırlama:

Tencereye yağı alıp biraz kızmasını bekleyin.

Kızgın yağa tavuk etlerini atıp rengi değişip kabuk bağlayana kadar çevirin, altını kısıp kapağını kapatın.

Tavuk etleri suyunu çekene kadar kısık ateşte pişirin.

Yemeklik doğranmış soğanları ekleyip sararana kadar kavurun.

Salçayı ekleyip tekrar kavurun, ununu ekleyip şöyle bir çevirip sıcak su dökün.

Su kaynar kaynamaz limon sıkın, bamyaları atın tencereye. Suyu bamyaların hizasını iki parmak kadar geçmiş olmalı.

( Kaynar suya atmak, bir de limon sıkmak bamyaların sümüklenmesini engeller. )

Tuzunu ayarlayıp, ortadan az ateşte kapağı kapalı olarak bamyalar ve etler yumuşayana kadar pişirin.




18 Ekim 2010 Pazartesi

Kandırıkçı Börek ve Yalancı Yemekler Etkinliği



15 Ekim - 15 Kasım arası Bir Dilim Bir Tutam'da Yalancı Yemekler Etkinliği var duydunuz mu? Yalancısından tarifler toplanacak sevgili Serap'ın sayfasında. Benim kandırıkçı börek de yeniden görücüye çıkıyor, peşine sizi de takmak istiyor, buyurmaz mısınız?

(Kandırıkçı börek, çünkü kat kat açılmadığı halde öyleymiş gibi duruyor, hamur açamayanlar için bire bir. )

Malzemeler:

  • 1 su bardağı süt
  • 1 yumurta
  • 1 paket maya (ister yaş maya, ister instant maya)
  • 1,5 su bardağı ılık su
  • Tuz
  • 6-7 su bardağı un

ile yumuşak bir hamur yoğurun. Ilık bir yerde hacminin iki katı olana kadar mayalandırın. Mayalanan hamuru tekrar yoğurup, gazını çıkarın, iki eş parçaya bölün. Oda ısısında beklemiş 100 gr. tereyağını sekize bölün. Hamuru önce uzunlamasına kalınca açın, yağın bir parçasını üzerine elinizle sıvayın. Yanlardan tekrar katlayarak yağı yayın, bu şekilde zarf gibi kapatın. Aynı işlemi diğer hamur için de yapıp, buzdolabında on beş yirmi dakika bekletin. Bu sürede yağlar donacak, açarken işiniz kolay olacak.

Dolaptan çıkardığınız hamurları tepsiniz boyutlarında açın, yağlanmış tepsiye birini serip, üzerine hazırladığınız içi yayın. Diğer hamuru da üzerine kapatıp, kenarlarını dikkatlice birleştirin. Üzerine yumurta srısı sürüp, 200 derece sıcak fırına verin. Üzeri nar gibi kızardığında alın, üç dört dakika sonra hafifçe su serpip, temiz bir bezle örtün. Dinlenen böreği, ılıyınca dilimleyerek servis yapabilirsiniz. Afiyet olsun.

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin