17 Ekim 2009 Cumartesi

En Güzelinden Kaymaklı Ekmek Kadayıfı



Çocukluğumda belki de en geriye gidebildiğim anılarımda ekmek kadayıfının ve greyfyurtun olması tuhaf mı, komik mi bilemedim. Keresteci olan dedem, ihaleler için sık sık Antalya'ya giderdi. Bu yolculuklara onu babam götürdüğünden, çoğunlukla beni ve kardeşimi de alırlardı yanlarına. Hayal meyal hatırlayabildiğim, Antalya'da olduğumuz, çok sık ağaçlı bir ormandayız, birkaç kilometre beriden ağaçlardan kopardığımız iki üç tane greyfurtu tuzlayarak yemeye çalışıyoruz. Kardeşimin ve benim suratım ekşi, avucumda tuz.

Dönüşte yolumuzun üzerinde olan Afyon'dan her geçişimizde eve mutlaka şekerleme, lokum ve Afyon kaymağı aldığımızı biliyorum. Yine bu küçük molalardan birinde küçük bir lokantada ekmek kadayıfı yediğimiz, kardeşimin lokanta kelimesini söyleyemeyişine gülüşmeler küçük sinema kareleri gibi aklımda.

Kaymaklı ekmek kadayıfına olan sevgim böyle erken yaşlarda başlayınca, haliyle bir yetişkin olup, mutfağa merak sardığımda evde mutlaka yapılması gereken tatlıların başında geliyordu. Yalnız her denememde istediğim sonuca ulaşamıyordum bir türlü. Çünkü bulduğum bütün tariflerde ekmek kadayıfı ilk aşama olarak suyla ıslatılıyordu yumuşayıp, gözeneklerinin açılması ve şerbeti içine çekebilmesi için. Oysa yapılan bu işlem, sonrasında ne kadar rulolarca kağıt havlu arasında suyunu çektirmeye çalışsanız da tatlının şerbetini tatsızlaştırıyor, hep susu bir tatla başbaşa kalmanıza sebep oluyordu. Tatlı yeniyor ama zevkle değil, arada yine dışardan alınıyordu.

Sabreden, uğraşan sonunda muradına erermiş. Ben de sonunda bu sorunu çözdüm. Artık yaptığım ekmek kadayıfları hazırları aratmıyor, hepimiz iştahla, ımmmhhh sesleri , hatta bazen daha da tuhaf sesler çıkararak yiyoruz.

E hadi yeter neymiş bu işin sırrı diyorsanız söyleyeyim. Hangi tarife bakarsanız bakın size ekmek kadayıfını ılık suyla ıslatmanızı söyleyecektir. Ben size bunu sakın yapmayın diyorum. Satın aldığınız ekmek kadayıfını önce nemli bir beze, sonra da temiz bir poşete sarıp ağzını sıkıca kapatın. Bu vaziyette bir gece bekletin. Sabah kalktığınızda kadayıfının ortası da dahil, yumuşacık olduğunuz göreceksiniz.

Şerbet için 4 su bardağı şeker, 4 su bardağı da su kullanacaksınız. Kadayıf ise artık evlerde kullanım için üretilen mini boy kadayıf olacak. Şekerden bir avuç ayırın ve kalanına suyu ekleyerek kaynamaya bırakın.

Ayırdığınız şekeri çelik tencerede ağdalaşana kadar kaynatın. Benim gibi her daim evde karameliniz bulunuyorsa bu aşamayı geçebilir, bir yemek kaşığı karamel kullanabilirsiniz. Şeker koyu pekmez rengine döndüğünde ateşten alın ve üzerine kepçe ile kaynayan şuruptan koyarak sulandırın.

Şimdi karameli ve şerbeti birleştirin ve bir taşım kaynatıp ekmek kadayıfının üzerine hepsini dökün. Bu arada ekmek kadayıfı şerbeti çektikçe şişeceğinden hacminin birbuçuk katı büyüklüğünde bir tepsiye koyalım. Koymadan önce de keskin bir bıçak yardımıyla kadayıfın tam ortasına çarpı işareti atın. Bu işlem hem kaynarken ortasından hava almasını hem de şerbeti orta kısmın da iyice çekmesini sağlayacak.

Şimdi şerbeti kepçe ile kenarlardan alıp üzerine dökerek şerbeti tamamen çekene kadar ocakta ortadan az hararetli ateş üzerinde pişireceğiz. Zaman zaman tepsinin ağzını kapatın, açıp şerbetini gezdirirken arada bir de kadayıfın altını kaldırıp havalandırın. Havalandırmazsanız dibini tutuyor. Bu işlemleri yaparak şerbet iyice koyulaşıp bitmeye başladığında kadayıfı eşit üçgenlere bölün ve her bir üçgeni ters çevirin. Biraz da altının ağdalaşmasını sağlayın. Şerbeti tamamen çektiğinde ocaktan indirip, soğumaya bırakın.

Afyon kaymağı bulmak zor da olsa bulabildiğiniz bir lüle kaymağını soğuyan tatlının üzerine kondurup afiyetle yiyin.

13 Ekim 2009 Salı

Lolipop Truff


Fotoğrafından memnun kalmayıp günlerdir yayınlasam mı yayınlamasam mı diye beklettiğim çubukta truffları şu sakin gecede görücüye çıkarıvereyim dedim. Etkinliğe katılım süresi doldu dolacak. Lezzeti nefis olan truff güzelleri fotoğraflanırken çıkmayan aksilik kalmamıştı. Makinanın pilleri huysuzluk etmiş, üstüne yavru kuşlar hepsini hızla tüketmek için sabırsızlanmış, ertesi güne ancak iki tanesini kurtarabildiğimde ise ışık güler yüz göstermemişti.

Truff yapmak için önce ganache yapıyorsun; ısıttığın 200ml. kremaya -hemen ocağın altını kapatıp- istediğin koyulukta bir renge ulaşıncaya kadar bitterleri ekleyip karıştırarak erimesini sağlıyorsun. Eridiğinde içine dört yemek kaşığı portakal likörü ekledim ki yerken büyük fark yaratıyordu. Portakal ve çikolatanın uyumu aşikar. Bir de üzerine birkaç günlük alttaki kahveli, çikolatalı kekten artanları ufaladım, güzelce karıştırdım.
Elde ettiğim güzel, mis kokulu harcı buzdolabına koyup bir gece beklettim. Ertesi sabah ellerimle küçük toplar yuvarladım. Yine krema ve bitterle yaptığım ganaja çubuklar yardımıyla topları batırdım ve yağlı kağıt üzerine bıraktım. Yeniden buzdolabında beklemeye aldığım çikolata şölenlerinin üzerlerine bainmarie erittiğim beyaz çikolataları gezdirdim. Beyaz çikolatalar da donduğunda buzdolabından çıkarıp çubukların ucuna yerleştirdim.

Umarım karışık olmamıştır tarif. Lolipop Truffları Çubuklu Tatlılar Etkinliği için Fidaneli'ye gönderiyorum.

12 Ekim 2009 Pazartesi

Kahveli ve Çikolatalı Kek



Bizim evde en sevilen, çok sık istenen bir kekle devam edelim kaldığımız yerden. Un oranını az tutup yumuşacık, hatta ununu katmadan önce ayrılan harcı çıkar çıkmaz üzerine döküp ıslak kek şeklinde sunduğunuzda hani şu reklamında ağzını burnunu batıran kızın yediği brownie kıvamında nefis bir kek çıkıyor ortaya. Hele ki varsa birazcık rom, belki üzerine erimiş çikolata, of of!
Bu güzel keki sevgili Ferah'ın Kekler Etkinliği'ne gönderiyorum.

Malzemeler:
  • 4 yumurta

  • 2 su bardağı tozşeker

  • 1 su bardağı sıvıyağ

  • 1 su bardağı süt
  • 3 su bardağı un

  • 1 paket kabartma tozu

  • 1 kahve fincanı damla çikolata

  • 1 kahve fincanı kakao

  • 1 kahve fincanı çözünebilir granül kahve
Yapılışı:


Yumurtaları tozşekerle birlikte üç dört dakika mikserle çırpın. Sııvıyağ ve sütü ekleyin. Sonra kakao, kahve, kakao ve romu ekleyin. Un ve kabartma tozunu birlikte eleyerek ilave edin, karıştırın. Yağlanmış kek kalıbına karışımı boşaltıp, önceden ısıtılmış 180 derece fırında pişirin. Soğuyunca afiyetle yiyin.




7 Ekim 2009 Çarşamba

Yokluğuma Sebeptir

Köyün en güzel kızıydı. Ağabeyleri başkasına vermişti ama O tarlada kendisine türkü söyleyen dedeme kaçmıştı. Herkes sevdiğine varsın derdi. Ben sevdiğimi karşılarına çıkarınca verin demişti, kimi istiyorsa ona verin.

Elinin değdiği her yemek güzel olurdu. Bu yüzden köye misafir gelse ya da bir düğün olsa O'na yaptırırlardı. Baklavaları O açardı. En son ellerinin değdiği bir sarma yemiştim, üfelek derler bizim oralarda, çok oluyor, güzel elleriyle yemek yapamıyordu artık. Üç kız kardeşin sonunda Yeter koymuşlardı ismini, en güzel yemekleri yapacak kadar kadın, Yeter Ağa lakabıyla anılacak kadar yiğitti.

Dört kuşak kızlar yan yana durduğumuzda içim karışırdı, hem sevinirdim,hem bilirdim uzun sürmeyecekti.
...sürmedi de...

Kimseye sıkıntı vermek istemezdi, usulca uçuverdi sonsuza.

Bize kalan acı.

Dedemi kaybettiğimizde şöyle demişti:
-Evlat acısı gördüm, ana-baba acısı, kardeş acısı, hepsini gördüm. En zoru buymuş oğul.
Şimdi yatıyorlar yan yana.

Son kez dokundum pamuk tenine, öptüm üşümüş elini.

Elveda dedim, elveda...

28 Eylül 2009 Pazartesi

Mürdüm Lezzetler



Bir avuç eriğe hayır demezsiniz sanıyorum. Biz yaz boyunca canımız çektikçe dalından koparıp yeme şansına sahiptik. Çocuklar eriğe bu kadar doymuş da olsa, işi abartan ben komposto mu yapmadım, marmelat mı, pestil mi?


Komposto son ılık günlerimizde sofrada yerini alsa da burada yok. Cücüklerime komposto mu yapayım marmelat mı dediğimde cevapları belliydi: ikisini de! Marmelatını, yıkayıp çekirdeklerini çıkardığım erikleri kaynatarak yapıyorum. Öyle uzun süre saklamadım hiç, saklanacağını da sanmıyorum. Bir kilo eriğe bir çay bardağı su koyup, kısık ateşte iyice yumuşayana kadar pişiriyorum. Soğuyunca kevgirden geçiriyor; zira alttaki hali kevgirden geçmemiş halidir, bence böyle daha güzel oluyor, istediğimiz kadar şeker katıyorum. Sonra ekmek banarak kahvaltıya da olur, tatlı niyetine kaşıklayarak da olur, damaklarımızı tatlandırıyoruz.


Hem benim gibi hızınızı al-a-mayıp kurabiyelere de sürebilirsiniz. Tartölet gibi görünseler de kendileri kurabiyedirler. Onların reçetesini verecek olursak:



Malzemeler:
  • 1 yumurta
  • 125 gr. tereyağ ( oda ısısında)
  • Yarım çay bardağı sıvı yağ
  • Çeyrek limonun suyu
  • Yarım paket kabartma tozu
  • 2 çay bardağı pudra şekeri
  • Yarım paket vanilya
  • Alabildiği kadar un

Malzemeler kulak memesi kıvamında yoğurulur, yağlanmış küçük tartölet kalıplarının dibine alçakça serilir. 200 derecede önceden ısıtılmış fırında hafifçe pembeleşene kadar pişirilir.





Marmelat dedik ya, aslında bu elde ettiğimiz güzel püre pestil demek. Birazını da kurutup pestil yapınca, tamamı da çocuklşar tarafından aynı gün tüketilince, tekrar yapmak şart oldu. Çocuklara kışa abur cubur niyetine, ders çalışırken, tatlı aradıklarında atıştırmak, beslenme çantasının bir köşesine konmak üzere temiz naylonlara serilip, güneşte kuruttum pestilimi. Geç kalmış sayılmazsınız, cılız Eylül güneşinde bile kuruyorlar. Beş kilo erikten epeyce çıktı. Artık yeterse de yetmezse de.





LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin